Soframız zehirleniyor mu? Türkiye'den AB'ye giden ürünlerde 'ciddi risk' alarmı!
CHP'li Gürer, Türkiye'de pestisit kullanımının dünya ortalamasını katladığını ve AB'ye gönderilen ürünlerde 'ciddi risk' oranının %86'ya ulaştığını belirtti. Denetim yetersizliği vurgulandı.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin tarım ürünlerinde pestisit kullanımının endişe verici boyutlara ulaştığını ve bu durumun Avrupa Birliği (AB) tarafından yapılan bildirimlerle gözler önüne serildiğini belirtti. Gürer, Türkiye'den AB'ye ihraç edilen ürünlere yönelik yapılan 270 bildirimin büyük çoğunluğunun, ürünlerin sınırda geri çevrilmesi veya 'ciddi risk' taşıdığı gerekçesiyle reddedilmesinin, denetim mekanizmalarındaki ve tarım politikalarındaki aksaklıkları açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.
PESTİSİT KULLANIMINDA KORKUTAN ORANLAR
Dünya genelinde hektar başına pestisit kullanımının yaklaşık 2,6 kilogram olduğunu hatırlatan Gürer, Türkiye'de ortalamanın 2,1-2,3 kilogram civarında görünmesine rağmen, asıl sorunun üretim yoğunluğunun yüksek olduğu illerde yaşandığını dile getirdi. Gürer, "Üretimin yoğun olduğu ilk 10 ilde kullanım 6,7 kilograma, Konya hariç tutulduğunda ise 9 üretim ilinde hektar başına 9,5 kilograma kadar çıkıyor. Soframıza gelen sebze ve meyvenin yetiştiği illerde pestisit kullanım oranları dünya ortalamasının birkaç katına ulaşmış durumda" diyerek, tüketici sağlığının tehlikede olduğunu ifade etti. En çok bildirime neden olan maddeler arasında Ochratoksin A, aflatoksin B1 ve diğer mikotoksinlerin bulunduğunu, bu durumun ise uygun olmayan depolama ve üretim koşullarından kaynaklandığını ekledi. Acetamiprid, Formetanate gibi birçok pestisitin de AB tarafından bildirimlere konu olduğunu belirtti.
DENETİM SİSTEMİ ÇÖKTÜ MÜ?
Avrupa Birliği Gıda ve Yem İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) verilerine göre, Türkiye menşeli ürünler hakkında yapılan 270 bildirimin 197'sinin sınır reddi, 195'inin ise 'ciddi risk' kapsamında değerlendirilmesi dikkat çekici. Gürer, bu tablonun ihracat öncesi denetimlerin yetersizliğine işaret ettiğini ve toplam bildirimin yaklaşık yüzde 86'sının yüksek risk grubunda yer aldığını söyledi. Bildirimlerin büyük bölümünü Bulgaristan, Almanya ve Fransa gibi ülkelerin gerçekleştirdiğini belirten Gürer, bu durumun Türkiye'nin Avrupa pazarındaki güvenilirliğini de zedelediğini vurguladı. Sorunun çiftçide değil, plansız yönetimde olduğunu savunan Gürer, artan maliyetler karşısında yalnız bırakılan çiftçinin faturalandırıldığını, ancak asıl sorumluluğun Tarım ve Orman Bakanlığı'nın denetim eksikliğinde ve yetersiz eğitimde olduğunu dile getirdi. Üretim ve denetim süreçlerinin yeniden ele alınması gerektiğini, kalıntı analizlerinin artırılması ve uluslararası standartların eksiksiz uygulanması gerektiğini sözlerine ekledi.
Bakmadan Geçme
Kallas: Rus saldırıları gıda güvenliğini tehdit ediyor
Bakan Yumaklı, FAO'da su güvenliği vizyonunu paylaştı
Bakan Yumaklı: Gıda güvencesi milli güvenlik demektir
Gıda güvenliği operasyonlarında 73 şüpheliye işlem yapıldı
Avrupa'ya ihraç edilen ürünlerde denetimler sorgulandı
Gıda denetimlerinde skandal: 9 üründe tek tırnaklı et tespit edildi
