Gündem

Tanrıkulu: Türkiye'de hak ihlalleri sistematik bir hükümet politikası haline geldi

CHP'li Sezgin Tanrıkulu, Türkiye'de hak ihlallerinin sistematik bir hükümet politikası haline geldiğini iddia etti ve İBB davasındaki ihlalleri eleştirdi.
ANKA
ANKA
2 dk Sesli Dinle 0
Tanrıkulu: Türkiye'de hak ihlalleri sistematik bir hükümet politikası haline geldi

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, haziran ayında yaşanan hak ihlalleri ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasındaki yargılama süreçlerine dair önemli açıklamalarda bulundu.

SİSTEMATİK HAK İHLALLERİ

Tanrıkulu, bu ihlallerin bir hükümet politikası olarak sürdüğünü savunarak, NATO zirvesi gerekçesiyle mevzuatta olmayan "önleyici gözaltı ve tutuklama" yöntemlerine başvurulduğunu belirtti. İBB davasında sanık kürsüsündeki belediye başkanları ve bürokratlar için adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü. Meclis'te düzenlenen basın toplantısında, İBB davası duruşma tutanaklarına yansıyan ihlalleri basın mensuplarıyla paylaşarak, bundan sonraki duruşmaları yakından takip edeceklerini vurguladı.

HAK İHLALLERİNİN SAYILARI

Tanrıkulu, haziran ayında düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında en az üç gazetecinin tehdit edildiğini ve 12 gazetecinin gözaltına alındığını aktardı. Ayrıca, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında en az 20 etkinliğe yasak getirildiğini belirtti. Öğretmen eylemlerine de değinerek, birçok öğretmenin gözaltına alındığını söyledi. NATO zirvesi dolayısıyla yapılan gözaltılarda 225 kişinin gözaltına alındığını, bunlardan 178'inin tutuklandığını ifade etti.

ADİL YARGILANMA HAKKININ İHLALİ

Tanrıkulu, İBB davasında adil yargılanma hakkının neredeyse bütün unsurlarının ihlal edildiğini belirterek, bu durumun yalnızca bir rakamdan ibaret olmadığını, AK Parti'nin bir politikası olarak sürdüğünü savundu. Yargılama boyunca yapısal ve sistematik ihlallerin gözlemlendiğini ifade eden Tanrıkulu, Cumhuriyet Savcısı'nın kullandığı tehdit dilinin yargı teamüllerine aykırı olduğunu vurguladı. Tanrıkulu, Türkiye'nin uluslararası yükümlülükleri olduğunu hatırlatarak, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan bir yargılama pratiğinin devam ettiğini söyledi.

Bu Yazıyı Paylaş