HABERERK / HABER ANALİZ / ALİ ÖZYİĞİT
Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen AKP İstanbul İl Danışma Meclisi programında Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl, Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez ve Şile Belediye Başkanvekili Sacit Terzi AKP saflarına katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu üç isme ve bazı belediye meclis üyelerine parti rozetlerini taktı. Böylece üç ilçede yönetim fiilen AKP’ye geçmiş oldu. Şile’de asıl belediye başkanının tutuklanmasının ardından başkanvekili konumundaki ismin de geçiş yapması dikkat çekti.
ERDOĞAN’IN KONUŞMASINDAN NOTLAR
Erdoğan, katılım öncesinde partisinin kapısının “millet hizmet aşkıyla yanan herkese” açık olduğunu vurguladı. AKP’nin büyüyen bir yapı olduğunu, üye sayısının 11 milyon 710 bine ulaştığını belirterek, “Bu çatının altında Türkiye merkezli siyaset yapmak isteyen herkese yer vardır” ifadelerini kullandı.
Muhalefet cephesindeki tartışmalara da değinen Erdoğan, partisine yönelen ilginin sebebinin bu tartışmalarda aranabileceğini söyledi.
DAHA GENİŞ BİR TABLO: ÖNCEKİ GEÇİŞLER
2024 yerel seçimlerinde CHP’den seçilen belediye başkanlarının AKP’ye katılması yeni bir durum değil. Daha önce de farklı illerde ve ilçelerde benzer transferler yaşanmış, yaklaşık 18 belediye bu şekilde yönetim değiştirmişti. İstanbul’daki bu son üç örnek, trendin büyükşehir ölçeğinde de devam ettiğini gösteriyor.
Bazı meclis üyelerinin de başkanlarla birlikte geçmesi, belediye meclislerindeki aritmetiği doğrudan etkiliyor.
YUMUŞAK BİR DEĞERLENDİRME: SİYASİ TERCİHLER VE YEREL DEMOKRASİ
Bu tür geçişler, seçmen iradesi ile siyasi tercihler arasındaki ilişkiyi gündeme getiriyor. Seçildikleri partiden ayrılıp başka bir partiye geçmek, yerel yöneticilerin hizmet odaklı yaklaşımını öne çıkarsa da, sandıktan çıkan iradenin sürekliliği konusunda soru işaretleri yaratabiliyor.
Siyasette zaman zaman yaşanan bu hareketlilik, partiler arası rekabetin sertliğini ve yerel yönetimlerin merkezi siyasetle olan bağını bir kez daha hatırlatıyor. Eleştiriler daha çok “seçmenin tercihine sadakat” ekseninde yoğunlaşırken, destekleyenler ise hizmetin partiler üstü olması gerektiğini savunuyor.
Sonuç olarak İstanbul’daki bu üç ilçedeki değişim, hem siyasi dengeleri hem de yerel demokrasi tartışmalarını canlı tutmaya devam edecek gibi görünüyor.




