Yeniden Refah Lideri Erbakan'dan AKP iktidarına ekonomi tepkisi
Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan, hükümetin sosyal yardım politikasını eleştirerek devletin asıl görevinin yoksullara paket dağıtmak değil, yoksulluğu kökten engellemek olduğunu vurguladı.

Türkiye, Mart 2026 itibarıyla açlık sınırının 32 bin TL’yi, yoksulluk sınırının ise 100 bin TL barajını aşmasıyla tarihinin en derin ekonomik sınavlarından birini veriyor.
Gelir adaletsizliğinin uçuruma dönüştüğü bu süreçte, sosyal yardımlara muhtaç kalan hane sayısı rekor seviyelere ulaşırken, sürdürülebilir bir refah modeli yerine geçici paketlerle ayakta kalmaya çalışan milyonlarca vatandaş için geçim mücadelesi bir 'hayatta kalma' savaşına dönüşmüş durumda.
Ülke genelinde yükselen feryat, artık sadece bir ekonomik krizin değil, toplumsal yapıyı temelinden sarsan yapısal bir burhranın habercisi olarak kayıtlara geçiyor.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, partisinin Şanlıurfa Karaköprü İlçe Kongresi’nde gerçekleştirdiği konuşmada, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik darboğaza ve hükümetin sosyal yardım stratejilerine yönelik dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Erbakan, bir devletin itibarının dağıttığı yardım kolileriyle değil, vatandaşının alım gücünü korumasıyla ölçülmesi gerektiğini savundu.
"YOKSULLAŞMAYI ÖNLEMEK DEVLETİN ASLİ GÖREVİDİR"
Erbakan konuşmasında, devletin öncelikli sorumluluğunun halkın fakirleşmesinin önüne geçmek olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Devletin görevi koli koli yardım dağıtmak değildir; o insanların neden o yardımlara muhtaç kaldığını sorgulamak ve bu yoksulluğu bitirmektir. Eğer milyonlarca vatandaşımız aydan aya verilecek cüzi sosyal desteklere bakıyorsa, burada büyük bir yönetim zafiyeti vardır."

GELİR DAĞILIMINDAKİ UÇURUM VE "YANDAŞ" VURGUSU
İktidarın 22 yıllık karnesini eleştiren Erbakan, halkın büyük bir kesiminin açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşam mücadelesi verdiğini hatırlattı.Refahın toplumun geneline yayılması yerine belirli kesimlere aktarıldığını savunan Yeniden Refah lideri, milli gelirden halkın hak ettiği payı alamadığını vurguladı. "Milyonlarca insanımız en temel gıda maddelerine bile ulaşamazken, zenginliğin sadece yandaşlarla paylaşılması adalet değildir," diyerek gelir adaletsizliğine dikkat çekti.
"HALKIN YÜZDE 80’İ YOKSUL"
Konuşmasında güncel ekonomik verileri de paylaşan Erbakan, Türkiye’de dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 23 bin TL’yi, yoksulluk sınırının ise 80 bin TL’yi aştığını belirtti. Milyonlarca asgari ücretli ve emeklinin bu rakamların çok altında yaşamaya mahkûm edildiğini ifade eden Erbakan, yaklaşık 6 milyon çocuğun yoksulluk içinde büyümesinin kabul edilemez bir tablo olduğunu söyledi.
EDİTÖRDEN NOT:
Siyasetin dili uzun süredir "ne kadar yardım yapıldığı" üzerinden bir başarı hikayesi kurgularken, Fatih Erbakan’ın çıkışı bu denklemi tersine çevirmeyi hedefliyor.
Modern devlet anlayışında "sosyal yardım miktarının artması" bir gurur tablosu değil, aksine orta sınıfın yok olduğunun ve yoksulluğun kitleselleştiğinin bir itirafıdır.
Erbakan, bu noktada muhafazakar seçmene "devletin lütfu" yerine "vatandaşın hakkı" kavramını hatırlatarak stratejik bir hat çiziyor.
Fatih Erbakan’ın Şanlıurfa gibi sembolik bir noktadan bu mesajları vermesi tesadüf değil. Bölgedeki derin ekonomik kriz ve tarım işçilerinin yaşadığı geçim sıkıntısı, Erbakan’ın "yoksulluğu yönetmek değil, yok etmek" söylemiyle tam örtüşüyor.
Erbakan’ın vurguladığı "6 milyon çocuk yoksulluk sınırında" verisi, sadece bugünü değil, Türkiye’nin gelecekteki insan kaynağını da tehdit eden bir "sosyal beka" sorununa işaret ediyor.
Bakmadan Geçme
Erbakan: Yandaşa özel hukuka rıza gösterilemez
Erbakan, dış güçlerin talimatlarına tepki gösterdi
Fatih Erbakan akaryakıt fiyatlarına sert tepki gösterdi
Fatih Erbakan'dan Azerbaycanlı şehit yakınlarına destek mesajı
Fatih Erbakan: Abdullah Öcalan'la ilgili adım milletle sorulmalı
Fatih Erbakan, köprü ve otoyol özelleştirmelerini eleştirdi
