Koşullar, düşük faiz ve kur döneminden, yüksek faiz ve kur dönemine geçişi zorluyor. Kur artışı, döviz açığı ve ithal girdisi olan şirketleri zorluyor. Bu firmaların mali yapısındaki bozulma istihdamda daralma olasılığını artırıyor

Milliyet'ten Zeynep Aktaş'ın haberine göre para piyasalarındaki oynaklığın reel kesime faturası her geçen gün ağırlaşıyor. Önce döviz pozisyonu açık veren şirketlerin maliyetleri katlanırken şimdi gözler faize çevrilmiş durumda. Merkez Bankası’nın faizleri artırması gerektiği konusunda neredeyse herkes görüş birliğinde.  “Türkiye’de işlerin kontrolden çıkmaya başladığı” değerlendirmeleri, fiyatlar üzerindeki baskıyı artırıyor.

En son  Financial Times’ın finans uzmanlarına dayanarak verdiği analizde; Türkiye, Brezilya, Hindistan, Endonezya ve Güney Afrika’dan oluşan “kırılgan beşli”ye Şili, Macaristan ve Polonya’yı da ekledi. Bunlar arasında en kırılgan ülkenin ise Türkiye olduğunu dile getiriyor. Nedeni ise Türkiye’nin döviz rezervinin, kısa vadeli dış borçları karşılayamaması. Siyasi riske bağlı olarak yurtdışından gelen finansal akışın azalması durumunda rezervlerin dış borcu karşılama imkanı bulunmuyor.

Öte yandan gündemin hareketli olması siyasi tansiyondaki gerilimi tırmandırıyor. Piyasalarda güven ortamı ve fiyat istikrarının sağlanamaması, artan belirsizlikler, dışarıdan gelen baskıların da güçlenmesine neden oluyor. Döviz artışının şirketlere maliyetinin faiz artışından daha fazla olacağını söyleyenler de var. Onlar faiz artarsa dövizin düşme eğilimine gireceğini düşünürken Merkez’i önümüzdeki dönemde zorlu bir sınavın beklediğini düşünüyorlar. Bir gerçeklik var ki, para piyasalarındaki bu hareketlenme hem kur hem de faiz tarafında reel kesimi olumsuz etkileyecek.  

KUR ARTIŞININ DEVAMI
Kurdaki artış kuşkusuz ihracat yapan firmalar açısından olumlu. Bu tür firmalar dış piyasada daha fazla rekabet şansı bulacak. Ancak uzun yıllar durgun seyreden kura olan güvenle döviz borcuna yönelen ya da hammadde girdisi ithal olan firmalar açısından, bu ciddi bir sıkıntı. Bu tür firmaların rekabet gücü zayıfladığı gibi döviz açığı olan firmaların küçülme ve hatta kapanma riskini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu da ister istemez istihdamı olumsuz etkileyecek.

Toplam GSYH’nın yüzde 36’sını gerçekleştiren borsa şirketlerinin kur kaynaklı finansal verilerindeki bozulma da istihdama yansıyacak. Mevcut haliyle borsa şirketleri yaklaşık 921 bin kişiyi istihdam ediyor.

Borsadaki holdingler istihdamda başı çekerken, hizmet sektörü ve bankalar onları izliyor. 500 milyar TL piyasa değeri ile 403 borsa şirketinin olası sıkıntısı genel ekonomiden bağımsız düşünülemez. Söz konusu firmalar her ne kadar toplam istihdamın sadece yüzde 4’ünü kapsasa da GSYH’nın yüzde 36’sını oluşturması açısından yakından izlenmeyi hak ediyor. 

KOÇ VE SABANCI HOLDİNG
Türkiye’nin önemli firmalarından olan Koç Holding’in borsa değeri 21 milyar TL. Şirket 2012 yılında toplamda 80.1 milyar TL brüt satış gerçekleştirirken şimdilerde istihdam ettiği çalışan sayısı 83.158.

Firmanın kurumsallaşmayı başarmış olması profesyonel bir yönetim anlayışını da beraberinde getiriyor. Risklerini dağıtmasını biliyor. Firmanın büyüklüğü ve yapısı yabancının da tercih etmesinde etkili oluyor. Yüzde 22’si borsada olan hisselerin halka açık kısmın yaklaşık yüzde 74’ü yabancının elinde. 9 aylık bilançosuna göre bir önceki yıl yaklaşık 68 milyar TL olan kısa vadeli yükümlülüğünü 20 milyar TL’ye indirdi.

Bu tutarın da 3.5 milyar TL’si finansal borçlardan oluşuyor. Artan kura karşı firma riskini minimum seviyeye indirirken kur artışından ciddi oranda etkilenmesi ya da istihdamda daralmaya gitme gibi bir durumla karşılaşma olasılığını da düşürüyor.

Sermayesinin yüzde 44’ü halka açık olan Sabancı Holding’in borsa değeri 16.5 milyon TL. Holding 57.331 kişi çalıştırıyor. Yabancı yatırımcının ilgi gösterdiği firmalardan olan Sabancı’nın borsada işlem gören kısmın yüzde 64.8’i yabancıların elinde. Holding 2013 yılı 9 aylık mali tablosuna göre gerek kısa vadeli yükümlülüklerini gerekse uzun vadeli yükümlülüklerini artırmış görünüyor. Bilançosuna  göre kısa vadeli yükümlülüğü 150 milyar TL olurken finansal borçları 15.5 milyar TL’yi aştı. Sabancı Holding CEO’su Zafer Kurtul, 2014 bütçesini oluştururken kurun 2.2 TL’ye çıkabileceği ihtimaline göre hesaplarını yaptıklarını, yıl içinde ise daha yüksek seviyelerin görebileceğine dikkat çekti.


DOLARDAN GECE REKORU: 2.23 TL
Dolar, cuma gecesi Londra işlemlerinde 2.2323 TL’ye yükselerek rekorunu yeniledi. Doların 21 Ocak’taki Merkez Bankası Para Kurulu Toplantısı öncesinde arka arkaya rekor kırması piyasanın Merkez Bankası’na faiz artırımı konusunda baskı yaptığı şeklinde yorumlanıyor.

Piyasa kulislerinde, son yaşanan kurdaki artış nedeniyle Merkez Bankası’nın baskı altına girdiği konuşuluyor. Sonucunda ise Banka’nın 21 Ocak toplantısında faizi artırımına gideceği konuşuluyor. Piyasa oyuncuları da faiz artırımına fokuslanmış durumda. Peki ama Merkez Bankası faizi artıracak mı? Merkez Bankası’nın faizi artırmamak için direndiği ortada. Siyasi irade de artmaması yönünde. Bu nedenle 21 Ocak’taki toplantıda Merkez Bankası faizi artırmazsa şaşırtıcı olmayacak.

ALTIN FİYATLARI YÜKSELECEK!
İki gündür Şanlıurfa’dayım. Buradaki esnafa yatırım tercihlerini soruyorum: Dolarla işimiz yok, ancak faiz artışı bizi etkiler, zaten kıpırdanma var, diyenler var. Şehirde değerlenen gayrimenkul de gözden kaçmıyor. “Altının gramı şu anda 89 lira ancak 95 lirayı görecek” diyen esnaf Ahmet Saldırıcı, “Zaten 80 liranın altına inmedi” diyor.

Yöre insanı yatırım enstrümanı olarak altın ve arsayı görüyor. Dolardaki artışın geçici olduğuna inanıyor. Altının gramı FED’in 22 Mayıs açıklaması sonrasında gerilemiş ve 74 TL’ye kadar düşmüştü. Ancak, 17 Aralık sürecinde 80 TL’nin altına kaymaması dikkat çekici. Esnaf, “80 liraya yaklaştığında alırım 95 liranın üzerine çıktığında satarım” diyor.
 

Tarihte kahraman Türk kadınları Tarihte kahraman Türk kadınları

Elindeki sınırlı birikimi nakitte tutanlar ise şikayetçi. Bu seviyelerden “alsak mı?” diye soruyorlar. Ancak, daha fazla çıkacağına inanmıyorlar. Onların canını sıkan, önceden dolar almadıkları için fiyat hareketinden  istifade edememiş olmaları. Faizlerin piyasada artmaya başladığını, faizdeki hareketlenme ile doların düşeceğini düşünüyorlar. Ancak farklı görüşte olanlar yok değil.Dolardaki artışın devam edeceğini ve 2.3-2.5 liraya çıkacağını söyleyenlerde var. Ama yine de almaya cesaret edemiyorlar.

Editör: TE Bilişim