HAKKI ÖZNUR:   ÜLKEMİZ ÜZERİNDE  KÜRESEL KUŞATMA DEVAM EDİYOR

NE  TESLİM OLURUZ NE BOYUN EĞERİZ!

Ortadoğu ve yakın politik tarih üzerine yaptığı çalışmalar ve  yayınladığı tarihi öneme sahip kitaplarla, (6 Ciltlik Ülkücü Hareket, 3. ciltlik Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı, 2. Ciltlik Ortadoğu’nun Cahşları,, 1993 Örtülü Darbe “) Türkiye’nin en önemli araştırmacı yazarlarından biri olan ve alanında otorite olarak kabul edilen  araştırmacı yazar Hakkı Öznur’un,   Anadolu Düşünce ve Strateji Merkezi” nin düzenlediği  “Gazze Ekseninde Ortadoğu ve Muhsin Yazıcıoğlu” konulu panelde yaptığı konuşmasının  2. Bölümü:

ORTADOĞU’NUN SNIRLARINI ÇİZEN KADIN CASUS :  GERTRUDE BELL

103  yıl önce  İngiliz Sömürgeler Bakanı Churchill’in yeni Ortadoğu için görevlendirdiği ve Irak, Suriye, Ürdün sınırlarını belirleyen Gertrude Bell’in yaptığı işi; günümüzde ABD’nin Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon yapıyor. İngiliz casuslar Osmanlı Devletinin dağılmasında ve Ortadoğu’da sınırların değişmesinde ve yeni devletçiklerin ortaya çıkmasında nasıl etkin bir rol oynadıysa  modern Kürt Lawrence’ler   Brett McGurk,  Henri Barkey,, David Phillip vb.  bölgede ikinci bir  İsrail  için çalışmaktalar.

 Terör rejimi   İsrail’in güvenliğini sağlayacak kukla bir  kukla devleti  kurulması için harıl harıl çalışıyorlar bir  taraftan Barzanilerle öte  taraftan PKK/ PYD ile temaslarını ilişkilerini devam ettiriyorlar.

100 yıl önce Arap çöllerinde Osmanlı'yı yıkmaya çalışan İngiliz ajanlar vardı, bunlar bugün de var   İngiliz , Amerikalı İsrailli  casuslar bölgede ve sınırlarımızda cirit atıyorlar Thomas Edward Lawrence,. Arap Ayaklanmasında, Birleşik Krallık irtibat subayı olarak aldığı görev nedeniyle Arabistanlı Lawrence lakabıyla tanındı .Lawrence,  bugünkü sınırlarımızda kalan Karkamış’ta, Kuzey Suriye’de muhtelif kazılarda çalıştı.  Hocası, Irak ve Suriye sınırlarını çizen  “Gertrude Bell idi. 

Winston Churchill'in 1914 yılında, Kahire'deki Britanya Arap Bürosu'nda görevlendirdiği ve  Ortadoğu'nun siyasi düzeninin rotasını belirlemede önemli bir rol oynamış İngiliz seyyah, tarihçi ve arkeolog Gertrude Belll; nam-ı diğer " Çöl kraliçesi” “Çölün Kızı" ve "Irak'ın Taçsız Kraliçesi"  100 yıldır devam eden kaos ortamının mimarıdır. Denilebilir ki İngiliz politikalarına en büyük hizmeti vererek Osmanlı’nın Orta Doğu topraklarından atılmasını sağlayan kadındır Bell.

1918 sonlarından itibaren “İkinci Lawrens” olarak adlandırılan Edward Williams Charles Noel isimli İngiliz istihbarat subayı (ajanı) “İngiliz Himayesinde” Birleşik Kürdistan kurulması için görevlendirilmişti.  Gertrude Bell isimli İngiliz arkeolog  Irak ve Suriye’nin sınırlarını cetvelle çizen kadındır. 

1921 yılında  İngiliz Dışişleri  İngiliz istihbaratı Kahire'de bir masanın etrafına oturdular, ellerine birer cetvel aldılar, bu bölgede sancısı bugüne kadar devam edecek sınırları çizdiler Hatta o çizilen  sınırlara  'Churchill'in hıçkırığı” adı verilmiştir. Hatıralarında şöyle diyor: “Ürdün’ü bir Pazar günü, tek kalem hareketiyle ben kurdum!” 

Aradan  geçen   103  yıl  sonra BOP   projesi   doğrultusunda  Ortadoğu’da    haritalar ,sınırlar yeniden çiziliyor   Ortadoğu şimdi de   Amerika Birleşik Devletleri’nin petrol çıkarları için kanamaya devam ediyor.

İngiliz casuslar Bell’in, Lawrencelerin, yerini Amerikalı CIA mensupları, istasyon şefleri, Perleler, Henzeler , Galbraitlar, Rubinler, Barkeyler, Grucklar, Phillipsler almıştır. Modern Kürt Lawrenceleri, Barzani ailesinin dostları Peter Galbraith, David Phillips, Henri Barkey, Brett Mcgurk, Joel Rayburn, David Brownstein, vb. Irak’ın kuzeyinde yürüttükleri kirli ve karanlık faaliyetlerle Barzanilerin Orta Doğu’daki en büyük müttefikleridir.

İsrail’e ve İsrail’in temsil ettiği çizgiye bağlı olan “Neoconlar” olarak bilinen çevre, Orta Doğu’da her zaman Barzani’ye, Talabani’ye, açık destek vermişlerdir. Washington yönetimi ve Neoconlar, PKK ve onun Suriye kolu olan PYD’ye de desteklerini devam ettirmektedir

Fff-2

KÜRESEL  EMPERYALİST PROJE  “BOP” İLE ORTADOĞUDA SINIRLAR YENİDEN ÇİZİLMEK İSTENİYOR

Büyük Ortadoğu Projesi; Amerika’nın Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme projesi olarak da bilinir.  2005 – 2009 yılları arasında ABD Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten Condoleezza Rice, Washington Post gazetesinin 7. Ağustos.2003 tarihli sayısında yayınlanan “Transforming The Middle East–Ortadoğu’yu Dönüştürmek” başlıklı yazısında aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Fas’tan Basra Körfezi’ne kadar uzanan coğrafyada 22 devletin rejiminin, sınır ve haritalarının değiştirileceğini vurgulamıştır.

Ekim 2003’te ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı  Marc Grosman tarafından, daha sonra 2004 başlangıcında Davos’ta ABD Başkan Yardımcısı İsrail muhibi  ve Neoconlardan biri olan  Dick Cheney tarafından dile getirilen Büyük Ortadoğu Projesi’nin amaçları kaba hatlarıyla şöyledir:

YAHUDİ  LOBİLERİ  ERDOAĞAN’A  ÜSTÜN CESARET ÖDÜLÜ  VERDİ

Türk Devletleri Teşkilatı'nın Şuşa Zirvesi Türk Devletleri Teşkilatı'nın Şuşa Zirvesi

1 Mayıs 2005’te Başbakan Erdoğan devlet terörü yapmakla suçladığı İsrail’i ziyaret etmiştir. İsrail Başbakanı Ariel Şaron, Erdoğan’ı, “Yahudi milletinin başkenti ve İsrail’in başkenti Kudüs’e hoş geldiniz” ifadeleri ile karşılamış, Erdoğan da gülümseyerek el sıkmıştı.  Erdoğan, İsrail gezisinde İsrail Cumhurbaşkanı Moshe Katsav ve Başbakan Ariel Şaron ile de görüştü. Erdoğan’ın İsrail’de 6 saat ortadan kaybolurken bazı gizli görüşmeler yaptığı da basında dile getirilecekti.

29  Ocak 2004  tarihinde bir   Amerika  ziyaretinde ise Amerikan Yahudi Komitesi (AJC) tarafından, doğrudan Erdoğan'a, “ Courage Award (Cesaret ödülü) verilmişti. Erdoğan, 10 Haziran 2005'te, eski adı B'nai B'rith olan Yahudi sivil toplum kuruluşu, Hakaretle Mücadele Birliği'nden (ADL), eski adı Courage to Care (Umursama Cesareti), şimdiki adı ise Jan Karski Cesaret Ödülü olan ve "Yahudileri Nazi Almanyası’ndan kurtaran kişilere takdim edilen" ödülü almıştı. 

Amerikan Yahudi Komitesi’nden “cesaret madalyası” aldı. Resmiyetteki ismi “Davut Boynuzu” olan bu madalya, dünyada ilk kez Yahudi olmayan birine, hatta bir Müslüman’a verildi! ABD’de Yahudi lobisinin en etkin kuruluşlarından Dış İlişkiler Konseyi’ne (CFR) defalarca  konuk olmuştur. Abdullah Gül ile Erdoğan Dünya Yahudi Cemaatinin önderi ADL Başkanı Abraham Foxman ile İstanbul’da bir çok  gizli görüşmeler yapmıştır.

YAHUDİ LOBİLERİ AKP’NİN KAPATILMAMASI İÇİN ANKARA’YI YOL ETMİŞLERDİR

Anayasa  Mahkemesi  AKP hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili   iddianameyi 31 Mart 2008 günü kabul etmiştir.  Başbakan Erdoğan  30  Haziran 2008 günü  akşam saatlerinde ABD'nin en büyük Yahudi lobi kuruluşu Anti-Defamation Leagua (ADL) Direktörü Abraham H. Foxman ve beraberindeki heyet ile görüşmüştür.  Bu görüşme kapatılma davasının görüşüldüğü günlerde olmuştur.

İngiliz  istihbaratının adamı “Çizmeli Adam” Byford’da  AKP hakkında açılan  kapatma davasına karşı çıkmış İddianame ve davaya tepki göstermişti. Byford'un Newsweek dergisinin web sitesinde yayınlanan “Buna Darbe Deyin” (Call It a Coup) başlıklı yorumunda Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AKP'yi kapatılması istemiyle açtığı davayı çok ağır bir dille eleştirmişti.

 30 Temmuz 2008 tarihinde kamuoyuna yapılan açıklamada, partinin temelli kapatılmaması, fakat hazine yardımının belirli bir oranda kesilmesi kararına varılmıştır 6 üye kapatılması, 5 üye kapatılmaması yönünde oy kullanmışken, hazine yardımının kesilmesi hakkındaki oylamada 11 üyenin 10'u kesilmesi yönünde oy kullanmıştır.

Www-3

ERDOĞAN SİYONİST BARONLARLA  DEFALARCA GÖRÜŞTÜ

Erdoğan’ın 2016 Mart’ındaki Washington temasları “sürprizlerle” doluydu. Erdoğan’ın temasları kapsamında en ilgi çekenlerden biri de, ABD’deki Musevi Lobisi ile görüşmesi olmuştu. Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan, “Erdoğan’ın görüşeceği Musevi lobisi temsilcileri” listesinde, kendisinin çok yakından tanıdığı bir isim de vardı. (ADL) temsilcisi Abraham Foxman oluyordu.

Siyonist Yahudilerin kurduğu İftira ve İnkârla Mücadele Birliği’nin (ADL) Başkanı Abraham Henry Foxman’dı. Foxman; Erdoğan “Musevi Cesaret Ödülü”nü 2003 yılında elinden aldığı Siyonist Yahudi olmaktaydı. Yine Mart 2014’te, Erdoğan’ın Siyonizm karşıtı söylemleri nedeniyle “dehşete düştüm” diyen ve ödülü geri isteyen kişi de Foxman’dı  Erdoğan iki yıl sonra  30 Mart 2016 günü yine Musevi lobileriyle  Amerika’da görüştü.

Erdoğan'ın Washington temasları "süprizlerle" dolu... Erdoğan'ın temasları kapsamında en ilgi çekenlerden biri de, ABD'deki Musevi Lobisi ile görüşmesi oldu. Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan, "Erdoğan'ın görüşeceği Musevi lobisi temsilcileri" listesinde, kendisinin çok yakından tanıdığı bir isim vardı. Anti Defamation League (ADL) temsilcisi Abraham Foxman.

Görüştüğü Musevi kuruluş temsilcilerinin bazıları  şunlardı:

-   Abraham Foxman      Anti Defamation League (ADL) eski Ulusal Direktörü

-   Peter Perlman            B’nai B’rith Yönetim Kurulu Başkanı

-   Robert Cohen             AIPAC Başkanı

 Foxman’ın mensup olduğu ADL dışında, Erdoğan’la görüşen Amerika’daki etkin Musevi kuruluşları arasında, B’nai B’irth, Başkanlar Konferansı, Dünya Musevi Kongresi, AIPAC, Baltimore Musevi Konseyi üyeleri de bulunmaktaydı. 

Birleşmiş Milletler (BM) 77. Genel Kurulu'na katılmak üzere New York'ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  20 Eylül 2022 günü  küresel  Yahudi çete Amerikan Yahudi Toplumu Çatı Kuruluşları Temsilcileri ile  Türkevi'nde  görüştü. Bu görüşmede  Amerikan Yahudi Kongresi Başkanı Jack Rosen,  ve Abraham Foxman gibi  çok sayıda Siyonist çatı kuruluş temsilcisi yer aldı

ABULLAH GÜL’E  İNGİLİZ KRALİÇESİ “BÜYÜK HAÇ NİŞANI” TAKMIŞTIR

AKP kurulmadan önce 2001 yılında İngiltere Büyükelçisi Sir David Logan’ı makamında ziyaret etmiştir. ABD    gibi ,  AKP  politikalarına destek veren ülkelerden biride  İngiltere ve   İngiliz Kraliyet Sarayıdır. İngiltere –AKP ilişkilerinde   Abdullah Gül ismi hep ön plana çıkar.

İngiliz Kraliçesi 12 Mayıs 2008 günü ülkemize gelmişti. Abdullah Gül’e İngiliz Kraliçesi II. Elizabeth Chatham House ödülü olarak, İngiltere’ye önemli hizmetler yapmış, “adanmış kişilere” takılan “Knight Grand Cross of the Order of the Bath” (Ruhani Safiyet Derecesinin Şövalye Büyük Haç Nişanı) nişanını takmıştı.

Bu ziyarette Cumhurbaşkanı Gül, Çankaya Köşkü’nde 2. Elizabeth onuruna verdiği yemekte de ilk kez smokin giymiş, papyon takmıştı. Gül, yine aynı gece Kraliçe'nin şerefine ilk kez kadeh kaldırmış, ama içindekini içmemişti. Yapılan törenin görkemi, karşılamanın ihtişamı, Bayan Gül’ün 18 cm.’lik topukları ve Bay Gül’ün frakı allandıra ballandıra anlatıldı durdu…

Cumhurbaşkanı  Gül’e,  “Arınmışlar Rütbesinin Büyük Haç Şövalyesi” neden verildi.  Hiç sorgulanmadı!  Öğrencilik yılları İngiltere de geçen  Abdullah Gül bunu hak etmek için ne yapmıştır ?

İngiltere Kraliyeti’nin eski dönemlerinde “Order of Bath (Arınmışlar Rütbesi)” şövalyelere verilen bir nişandı. 18 Mayıs 1725 yılında İngiltere Kralı I. George tarafından başlatıldı. Daha sonra da çeşitli değişiklikler göstererek günümüze kadar devam etti. Bu uygulama aslında Kralın veya Kraliçe’nin gücünün bir sembolüydü. Onlara politik bir etkinlik ve güç veriyordu. Zira şövalyelik soydan gelmeyen bir statüydü.

123 yıl önce Ortadoğu’nun sınırlarını çizen, İngiliz  casusu  “Çöl Kraliçesi” olarak bilinen Gertrude Bell’ ve  İngiliz istihbaratının  “ masacıların” rolünü devam ettiren  Kraliyet Uluslararası Enstitüsü" 2004'de Chatham House adını aldı. Bu kuruluşun en önemli özelliği kapalı kapılar ardında tüm dünyanın haritalarının çizilmesi, savaşların tartışılıp yönlendirilmesidir. Chatham House'da yapılan tüm konuşmalar gizlidir,  Chatham House aynı zamanda Exeter Üniversitesi  ile de yakın bağlantı halindedir. Abdullah Gül Exeter mezundur.

 İNGİLİZ GÜL’Ü ABDULLAH GÜL’E  KRALİÇE YİNE ÖDÜL VERİYOR

Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Chatham House adlı düşünce kuruluşunun “2010 Devlet Adamı” ödülü  9  Kasım 2010 günü , düzenlenen törenle İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth tarafından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e takdim edilmiştir.

İngiltere’nin en uzun, dünyanın ise ikinci en uzun süre tahtta kalan monarkı Kraliçe II. Elizabeth , törende yaptığı konuşmada, “Cumhurbaşkanı Gül ve eşini bu önemli ödülü almak için Londra’da karşılamaktan memnuniyet duyuyorum” demişti  Türkiye’ye 12 Mayıs  2008 yılında yaptığı resmî ziyarette, Cumhurbaşkanı Gül’ün gösterdiği misafirperverliği şükranla hatırladığını ifade eden Kraliçe 2. Elizabeth, “Yıllar boyunca saygın bir liderlik ve uluslararası bir devlet adamlığı sergilediniz. Bu ödülü Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü adına sunarak sizi tebrik ediyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, ödül jestinden dolayı Kraliçe 2. Elizabeth’e teşekkürlerini iletti. Cumhurbaşkanı Gül, Kraliçe’nin 2008’deki Türkiye ziyaretinin güzel anılarını kalbinde sakladığını da belirtti. Chatham House üyelerine de ödül için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Gül,   Bu kirli ve karanlık kuruluşun 90. yılını kutladı.

Cumhurbaşkanı 23  Kasım 2011 günü  İngiltere'ye resmi ziyarette bulundu.  Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül onuruna Buckingham Sarayı'nda akşam yemeğine katıldı. Resmi akşam yemeğinde İngiliz Kraliyeti protokolü üst düzeyde ve titizlikle uygulandı. Yemekte frak giyen Cumhurbaşkanı Gül, Kraliçe 2. Elizabeth'in 2008'deki Türkiye ziyaretinde takdim ettiği, ''Yüksek Şövalye Nişanı''nı da taktı.

İNGİLİZ KRALİÇESİ LOCASINI GÜL VE EKİBİNE TAHSİS ETMİŞTİR

Abdullah Gül ve  Ali Babacan  İngiltere'de Kraliçe Elizabeth'in özel konuğu olarak ağırlanmıştı. Abdullah Gül kendilerine Kraliçe'nin kendi locasını tahsis etmesini Twitter hesabından "Kraliçe bize, Müziğin kalbi konumunda olan Royal Albert Hall'da  kendi locasını tahsis etti" diye duyurmuştu.

 Gül, 2017 yılında iki kez İngiltere’ye gitmiştir. Bunlardan ilki 20-22 Şubat tarihleri arasında eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’in kurduğu “Din ve Politika Vakfı”nın düzenlediği bir panele katılmak için. Gül burada “Küresel İstikrarda Türkiye’nin Rolü” başlıklı bir konuşma yapmıştır. Aynı panelde eski İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Strawda konuşma yapmıştır.

Gülün ’ 2. İngiltere ziyareti ise 13-15 Eylül tarihleri arasında olmuştur Bu ziyaretin nedeni ise Gül’ün de mütevelli heyetinde yer aldığı Oxford İslam Çalışmaları Merkezi’nin mütevelli heyet toplantısına katılmaktı. Abdullah Gül, Kraliçe Elizabeth'in  8 Eylül 2022  tarihinde  ölümün ardından taziye mesajı da paylaşmıştı. Gül, Twitter'dan yaptığı açıklamada şunları söyledi:

" Tüm hayatını ülkesine hizmet etmeye adayan Kraliçe II. Elizabeth, önemli bir lider olarak dünya tarihinde yerini şüphesiz ki alacaktır. Bu acılı günlerinde Kraliyet Ailesine, Birleşik Krallık Hükümeti ve halkına en içten başsağlığı dileklerimi iletiyorum.”

KRALİÇE ÖLDÜĞÜ GÜN ABDULLAH  GÜL İNGİLTERE’DE

1971 ve 2008’de Türkiye’ye resmî ziyaretler düzenleyen  İngiltere Kraliçesi 2 Elizabeth'in öldüğü gün, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İngiltere'de olduğu ortaya çıktı.

96 yaşındaki Kraliçe’nin öldüğü gün  Abdullah Gül’ün İngiltere’de olduğunu ortaya çıkması ise tartışma yaratmıştı. İngilizlerin gözdesi Gül, Twitter hesabından yaptığı paylaşımında, "Oxford Center for Islamic Studies'nin Yıllık Mütevelli Heyeti Toplantısına Oxford'da iştirak ettim." sözlerini sarf etti.

Abdullah Gül Müzesi, düzenlenen törenle  4 Aralık 2016 günü  açıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kayseri'deki açılış törenine katıldı. Müzenin açılışı için Kayseri'ye gelen İngiltere büyükelçisi  Richard Moore!un 15 Temmuz 2016  kalkışmasından sonra Kayseri'yi üçüncü kere ziyaret etmiştir.

MUHSİN YAZICIOĞLU   BAKÜ’DE , KERKÜK’TE, BOSNA DA, KOSOVA’ DA, BATI TRAKYA’DA, KIBRIS’TA, DOĞU TÜRKİSTAN’DA  HER YERDE

Muhsin Yazıcıoğlu Türk dünyası ile de yakından ilgileniyordu. Irak ve Suriye Türkmenleri, Balkanlar’daki soydaşlarımız onu 12 Eylül 1980 öncesi Ülkücü gençlik liderliği yaptığı dönemde dünya Türklüğünün meseleleri ile ilgili düzenlediği toplantılardan yapmış olduğu konuşmalardan ve açıklamalardan biliyor ve tanıyordu.

29 Ocak 1993’te BBP’yi kurduktan sonra da Türk – İslam dünyasının meseleleriyle yakından ilgilenmeye devam etti. TBMM’de sorunları dile getirdi. Bu yüzden, Türk dünyasında da çok sevilen, güvenilen siyaset ve devlet adamıdır. Kıbrıs’la, Balkanlar’la, Kafkasya’yla, Ortadoğu’yla yakından ilgilenen milli bir liderdi.

Dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederdi. Dış politikayı çok iyi bilirdi. Milli ve yerli duruşu milli meselelerdeki tavizsiz ve cesur duruşuyla coğrafyamızda birçok kirli oyunları bozmuş bilge bir liderdir. Küresel emperyalistler, dünya kapitalist – emperyalist sistemi, terör rejimi İsrail, Almanya, İngiltere Rusya, Çin vb. ülkeler O’nun milli duruşundan, Türk – İslam coğrafyasıyla yakından ilgilenmesinden rahatsız olmuşlardır.

Muhsin Yazıcıoğlu siyasi yaşamı boyunca dünya Türklüğüyle, İslam ümmetinin meseleleriyle her daim yakından ilgilenmiş ve onlara sahip çıkmıştır.

Büyük dava ve devlet adamı olan bilge liderimizin milli duruşu küresel güçleri hep rahatsız etmiştir. Kıbrıs’la, Azerbaycan’la, Irak ve Suriye Türkmenleri ile Batı Trakya Türklüğüyle, Kırım Türkleri ile Doğu Türkistan’la, Çeçenistan’la, Bosna’yla, Kosova’yla vb. Türklüğün ve İslam’ın meseleleriyle ilgilenmesi, sahip çıkması mazlumların yanında yer alması bu noktada her türlü emperyalizme karşı çıkması işbirlikçilerle, mandacılarla, hainlerle mücadele etmesi küresel odakların işine gelmemiştir

TERÖR ÜSSÜ İSRAİL “KANA” KATLİAMLARINDA 65 ÇOCUK 175 MASUM İNSANI KATLETTİ

İşgalci/terör ordusu 30Temmuz 2006'da Güney Lübnan'daki Kana köyünü bombalamış 37’si çocuk, 28 sivil masum insanı katletmiştir. Bu tarihe 2. “KANA KATLİAMI” olarak geçmiştir 1. KANA KATLİAMI” bundan, 10 yıl önce gerçekleşmişti. Terör rejimi İsrail 1996 yılının 18 Nisan’ında Lübnan’da bulunan BM korumasındaki Kana Mülteci Kampı’na saldırmıştı. Bu saldırıda çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 109 Filistinli hayatını kaybetmişti. Katliam, masum sivillerin acı görüntüleriyle zihinlere kazınmıştı. Kana Katliamı, İsrail ordusunun dönemin Başbakanı Şimon Peres’in emriyle Lübnan’da sürdürdüğü 16 günlük yoğun hava bombardımanı esnasında gerçekleşmişti. Kana katliamı Siyonistlerin Lübnan’da gerçekleştirdiği ilk katliam değil. Tarih, 1948’den bu yana siyonistlerin onlarca katliamına şahit olmuştur.

 “KANA KATLİAMI” üzerine BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu terör rejimi İsrail’i kınayan sert bir açıklama yapmıştır. 2 Ağustos 2006 tarihinde gazetelerde yer alan açıklamasında özetle şunları söylemiştir:

“Bebek katili, kundaktaki emzikli bebekleri bile katletmekten çekinmeyen bir terör rejimi var. Terörist . terör üssü, İsrail’e devlet diyemeyiz. İşgalci/katil İsrail, uluslararası mahkemede derhal yargılanmalıdır.  Şu tarihi bir hakikat: terör rejimi İsrail; tarih sahnesinden silinmediği müddetçe Ortadoğu’ya barış ve huzur gelmez!”

MUHSİN YAZICIOĞLU FİLİSTİN MÜLTECİ KAMPLARINI ZİYARET ETTİ

6 Ağustos 2006 tarihinde BBP Genel Merkezi’nden kalabalık bir heyetle Suriye’ye hareket ederken basına şu açıklamalarda bulunmuştu: “Biz BBP olarak, 21. yüzyılda yaşanan bu vahşeti şiddetle kınıyoruz. Kınamakla kalmıyor ve tavrımızı da ortaya net olarak koyuyoruz. Suriye’ye gidiyoruz, Lübnan’a gidiyoruz. Ateşin tam yanı başına gidiyoruz ve ateşin yanı başından bütün dünyaya sesleneceğiz.”

Muhsin Yazıcıoğlu Suriye topraklarında bulunan mülteci kamplarını ziyaret ettikten sonra dönüşte,11 Ağustos 2006 tarihinde Antakya Öğretmenevi’nde 3 günlük Suriye gezisini değerlendiren bir basın toplantısı yapmıştır. Lübnan’dan kaçanların kaldığı mülteci kampındaki manzaralar karşısında ürperdiğini, insanlığından utandığını söylemiş, Orta Doğu’da savaş değil ‘katliam’ yaşandığını kaydetmiştir. Muhsin Yazıcıoğlu şu tarihi sözleri söylemiştir:

“Terörist İsrail, işgal ettiği topraklardan çekilerek, cinayetlerine son vermeli. Eşkıyanın bile insani değerlere saygısı varken, bunlar, sabi bebeklerin yaşam hakkına saldırıyorlar. Eşkıyayla düzeyli bir ilişki kurulamaz, eşkıyalık meşru görülemez. İsrail ile ilişkilerin derhal kesilmesi gerekir. Kundaktaki emzikli bebekleri bile katletmekten çekinmeyen bir devlete, devlet diyemeyiz. Bütün insanlığı, Filistin’e ve Lübnan’a yardıma davet ediyorum.”

YAZICIOĞLU: BOP PROJESİ TERÖR REJİMİ İSRAİL’İN GÜVENLİĞİ İÇİNDİR

Muhsin Yazıcıoğlu, Suriye ziyaretinin amacını da ‘İsrail’i protesto etmek’ şeklinde açıklamıştı. Muhsin Yazıcıoğlu, “İsrail’in Filistin ve Lübnan’a saldırısıyla, Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BÖP) şifresi çözüldü” demiştir.

Terör rejimi İsrail, BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun “Kana Katliamı” ile ilgili İsrail karşıtı açıklamalarından ve mülteci kamplarını ziyaretinden son derece rahatsız olmuşlardı. Muhsin Yazıcıoğlu, 13 Ağustos 2006 tarihinde ayağının tozuyla geldiği BBP Genel Merkezi’nde Suriye’de tanık olduğu olayları açıklamıştı. Muhsin Yazıcıoğlu, dünyanın bu katliama sessiz kalmasını eleştirirken çok sayıda uçak ve iş adamı ile Türkiye’ye gelen Suudi Arabistan Kralı Abdullah’a da tepki göstermiş, şunları söylemişti:

“17 uçakla seyahat yapan krallar, beşiklerinde katledilen çocukların acısına bile ortak olmamaktadır. Bu kadar parası olanlar, Lübnan ve Filistin’de evsiz barksız bırakılan insanlara karşı ilgisiz kalmaktadır.”

GÜL VE ERDOĞAN ŞİMON PERES’E ÖZEL İLGİ GÖSTERDİ

Şimon Peres, 12 Kasım 2007 günü Ankara’ya geldi. Peres’in Ankara’ya geldiği gün, Filistin lideri Mahmud Abbas da geldi. İsrail ve Filistin taraflarının Ankara’ya gelişi, tesadüf değildi. Her ikisi de BOP Eş Başkanlığı görevini tarihi bir iş yapıyormuş gibi hareket eden Erdoğan ve onunla dış siyasete bakışı aynı olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün girişimleriyle çok önceden planlanan bir senaryo ile geldiler.

Şimon Peres, Çankaya Köşkü’ne giderek burada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüştü. Bu görüşmede ilginç diyaloglar yaşandı. Peres, Gül ile görüşmesinden sonra Başbakan Erdoğan ile Camlı Köşk’te görüştü. Bu görüşmede Başbakan Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı’na teşekkür ederek, Türk- İsrail ilişkilerinin hızla gelişmesinden büyük memnuniyet duyduğunu söylüyordu.

MUHSİN YAZICIOĞLU ŞİMON PERES’E SERT TEPKİ GÖSTERDİ

İsrail’in 9. Cumhurbaşkanı, Siyonist terörist Şimon Peres, 13 Kasım 2007 günü TBMM’de milletvekillerine hitap etmişti. İsrail’in terörist başkanı Şimon Peres’in TBMM’deki hitabı, bir Yahudi’nin hitabı noktasında Türkiye’de ilk olacaktı. Muhsin Yazıcıoğlu, İslam düşmanı, Siyonist terörist Şimon Peres'in TBMM'de konuşma yapacak olmasına şiddetle tepki göstermiştir.

Milletin adamı Muhsin Yazıcıoğlu, Yahudi teröristbaşı Şimon Peres’in konuşmasından bir gün önce 12 Kasım Pazartesi günü yazılı bir açıklama yaparak İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in, TBMM'de konuşma yapacak olmasını ağır sözlerle eleştirmiştir. BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu, açıklamasında şunları söyledi:

“Mazlum milletlere özgürlük önderliği yapmış olan TBMM'nin terörle özdeşleşmiş bir kişinin konuşmasına sahne olması, TBMM'nin misyonuyla bağdaşmıyor. Filistin'de yapmış olduğu katliamların kanı daha kurumamış, Kana'da mavi emzikli bebeğin fotoğrafları daha gözlerimizin önündeyken, terörist İsrail Cumhurbaşkanı’nın TBMM'de konuşma yapacak olması, millet vicdanını yaralamaktadır. İnsanlık duygularımızı rencide etmektedir.

Ben, İsrail Cumhurbaşkanı'nın Kana'da katlettiği bebeğin mavi emziğini takıp, konuşmasına tüm insanlıktan özür dileyerek başlamasını tavsiye ediyorum. O katilin konuşması sırasında Meclis'te olmayacağım. 9 aylık minik Abbas’ın hafızalara kazınan bebek resmini unutmasın. “Mavi emzikli çocuk’ kardeşleriyle birlikte terör ordusu İsrail tarafından hunharca katledilmiştir. Terör Ordusunun başı olan Şimon Peres konuşurken ben Meclis'te olmayacağım.

ALKIŞLAMAYAN TEK İSİM MUHSİN YAZICIOĞLU'YDU!

Muhsin Yazıcıoğlu, Siyonist İsrail rejiminin Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in TBMM'deki konuşması öncesinde onurlu bir çıkışta bulunmuştu. Şimon Peres’in TBMM’de konuşma yapacak olmasını eleştiren Yazıcıoğlu, konuşmanın millet vicdanını yaraladığını söylemiştir. Muhsin Yazıcıoğlu “Peres terörle özdeş biri” demiştir.  İsrail Cumhurbaşkanı  terörist Şimon Peres 13 Kasım 2007 günü TBMM Genel Kurul Salonu'na girişinde milletvekilleri tarafından ayakta alkışlandı. Şimon Peres 13 Kasım Salı günü 19. Birleşimde TBMM’de milletvekillerine hitap ettiler.

Peres'in konuşmasını, dönemin Başbakan’ı Erdoğan, alkışlamıştı. Alkışlamayan tek bir isim vardı. O da "Emzikli bebeklerin katilini dinlemem" diyerek TBMM Genel Kurulu'na girmeyen Muhsin Yazıcıoğlu'ydu!

Muhsin Yazıcıoğlu Katil Peres’in konuşmasını niye dinlemediğini şu sözlerle anlatmıştır:

“İşgalci, katil, bir terör devleti olan İsrail’e tepkimi, bir simge olarak TBMM’de tek başıma kalarak gösterdim. Sicili bozuk ve geçmişte Filistin Müslümanlarına yapılan katliamlarda yer almış biri olan, şimdi İsrail Cumhurbaşkanı olarak ülkemize gelen Siyonistlerin başı Şimon Peres’e tepki gösterdim. ‘Peres’ denilince, Kana’da simge haline gelmiş olan mavi emzikli bebeği hatırlıyoruz Korsan devlet İsrail’in temelinde soykırım ,katliam  ,terörizm. sabotaj ve suikastlar vardır.”

Editör: Habererk Com