Yayınlanan metinde Lütfü Türkkan; olayın öznesinin "şehit " değil, provakatör olduğunu söyledi. Süreci "Saray komplosu" olarak değerlendiren Türkkan: "Sarayın sopası bize işlemez"  ifadelerini kullandı. 

Lütfü Türkkan'ın basın açıklaması şu şekilde:

5 Kasım 2021 tarihinde Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in Bingöl ziyaretinde, daha önce Sayın Akşener'e sosyal medya yoluyla hakaret ve küfür eden provokatör bir şahıs, şehit yakını olarak karşımıza çıkmıştır. Bu kişinin Bingöl’e özel olarak getirildiği, planlı bir olayın parçası olduğu bilinmekle birlikte, devam eden süreçte AK Parti İktidarı tarafından işe yerleştirilerek ödüllendirilmiştir.

Kaldı ki şehit olduğu söylenen kişinin şehit olup olmadığı belli olmamakla birlikte, bu kişi üzerinden sanki şehit bir polis, ya da şehit bir asker algısı yürütülmektedir. 

Şehit olduğu söylenen kişinin belki de teröristlere yardım götürürken mayına basmış olabileceği de göz ardı edilmemelidir. Çünkü bu kişinin resmi bir şehitlik kaydı bulunmamaktadır.

Suriye sınırları tamamen mi açılıyor? Suriye sınırları tamamen mi açılıyor?

Olayın öznesi şehit yakını değil, provokatör bir şahıstır.

Bu sürecin bir Saray komplosu olduğu ve İYİ Parti’ye yönelik komplolar zincirinin bir parçası olduğu konusunda partimizin ve kamuoyunun hiç şüphesi yoktur.

Partim ve şahsım konuya gerekli hassasiyeti göstermiştir. Ancak bu olayın planlayıcıları, olayı sadece provokasyon boyutundan çıkarıp Türkiye’nin ana gündem maddesi yapmış, aylarca süren şahsıma yönelik itibar suikastine dönüştürmüştür. Trol hesaplarla başlatılan sosyal medya linçlerinden, TV ekranlarında hedef gösterme, sıcak siyasetin parçası haline getirmelerine tanık olunmuştur.

Olayın gerçekleşme tarihinden bugüne kadar on dört aylık bir süre geçmesine rağmen, benzer mahiyette hakaretten 158, yaralanmadan da 36 tane dosya varken, Meclis’te bekleyen 1760 dosya arasında yer alan; adam öldürmeden tutun, dolandırıcılık ve sahteciliğe kadar birçok haysiyet ve onur kırıcı suçlarla birlikte hırsızın, dolandırıcının, ihaleye fesat karıştıranların, devleti hortumlayanların ve hatta katillerin dosyaları dururken, 17/25 Aralık’taki hırsızlıkların dahi üzeri kapatılmış, Yüce Türk Polisi’ne “şerefsiz” diyen milletvekiline dava bile açılmamış, tüm bu suçların gündeme getirilmesine gerek bile duyulmamıştır.

Tüm bu insan ahlakına sığmayan suçlar bir kenara bırakılıp, adıma düzenlenen fezleke, 1760 tane dosya içerisinden cımbızla çekilerek gündeme alınmış, muhalefeti ve toplumu sindirme çabalarının bir sonucu olarak siyaset sahnesine dahil edilmiştir.

Siyasetin Saray eliyle dizayn edilmesi, bir kez daha yargının siyasete müdahalesinin önünün açılması, yaklaşan seçim sürecinde kendilerince kullanışlı görülen bir komplonun on dört ay sonra yeniden gündemleştirilmesidir.

Bizim kişisel ve siyasi geçmişimizde, en ufak eğilme, bükülme ve teslim olmanın izine rastlanamaz. Saraya ve saraya boyun eğenlere itiraz üzerinden bir büyük demokrasi yolculuğunu yürüten İYİ Parti’ye yapılan bu yöndeki saldırılar bizi demokrasi yolculuğumuzdan geri bırakamayacaktır.

Saraya teslim olma yerine İYİ insanlarla demokrasi yolculuğuna çıkan bizlere Sarayın sopası işlemez.

Şehitlerimize “kelle”, şehit yakınlarına “karaktersiz şehit babaları var” diyen, Türk Milleti’nin yüreğini yakan şehit haberlerini “3-5 şehit var diye” kopan bir yaygara olarak gören zihniyetin sahipleri; şehit, şehit yakınları ve gaziler konusunda bize ahkam kesemez.

Şahsımın ve partimizin bu konudaki hassasiyeti asla tartışma konusu dahi olamaz.

Yüce Türk Milleti’ne arz ederim.

 Ne olmuştu?

 İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in Bingöl gezisinde, şehit yakını olduğunu iddia eden bir kişiyle yaşadığı gerginlik sırasında söylediği küfürlü sözler tartışmalara neden olmuştu.