2026 sonrası devlet aklı
Kıymetli Habererk.com Okurları;
Öncelikle yeni yılınızı tebrik ediyor; 2026 yılının aziz milletimize, Türk dünyasına ve tüm insanlığa huzur, bereket ve esenlik getirmesini temenni ediyorum.
Türkiye, tarihsel bir eşiğin tam ortasındayken, Cumhur İttifakı ve bileşenlerinin büyük bir kararlılıkla başlattığı "Terörsüz Türkiye" süreci yeni ve kritik bir safhaya evrilmiştir.
Bu süreç, sadece bir güvenlik operasyonu değil; Türk devletinin bekasını tehdit eden çok katmanlı kuşatmayı yarma iradesidir.
Biz bu tarihî adımları atarken; Suriye ve Irak hattında, kökü dışarıda olan faşist kürtçü kışkırtmaların dozajı artarak devam etmektedir. Abdullah Öcalan’ın bölgedeki nüfuzu tartışmaya açılmışken, silah bırakmaya yanaşmayan terör baronları, ülkemiz içindeki uzantılarını dezenformasyon ve kirli propaganda yöntemleriyle etki altına alma gayreti içerisindedir.
Bazı DEM sözcülerinin açıklamaları not alınmış olup; süreci başarısızlığa uğratmak için yapılan kışkırtmalar sabırla izlenmektedir.
Unutulmamalıdır ki; Türkiye’nin mücadelesi sadece birkaç terör kampından ibaret değildir.
Doğu Akdeniz’de İsrail, Yunanistan ve ABD hattında teşkil edilen kuşatma girişimleri; Mavi Vatan’ımızdan kara sınırlarımıza kadar uzanan geniş bir tehdit yelpazesini temsil etmektedir.
Devletimiz, bir yandan bu jeopolitik kıskaca karşı stratejik hamlelerini yaparken, diğer yandan ABD ve İsrail içindeki etki alanlarının DAEŞ gibi karanlık maşalarına karşı operasyonlarını kesintisiz sürdürerek bölgesel güvenliğin yegâne teminatı olduğunu ispatlamaktadır.
"Terörsüz Türkiye" vizyonunu baltalamak adına hadsiz talepleri gündeme taşıyanlar ve Türk milletinin tarihî hassasiyetleriyle oynayanlar, hüsrana uğramaya mahkûmdur. Bu süreçteki samimiyetsizlikleri her geçen gün daha net bir şekilde ifşa olan odakların, ülkemizi ve milletimizi bölme hevesleri, Türk devletinin çelikten iradesine çarpıp parçalanacaktır.
Bu noktada, 27 Aralık 2025 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün istirahatgâhında bir araya gelerek millî ruhu diri tutan tüm vatanseverlere şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı organizasyona emek verenleri yürekten kutluyorum.
Aziz Okurlar;
Türkiye, 2026 yılında büyük ve köklü politik dönüşümlere gebedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde geçen yıllar içerisinde; "Batı Çalışma Grubu"ndan "Fetullahçı Terör Örgütü"ne, darbeci militarist yapılanmalardan dış mihrakların kontrolündeki her türlü vesayet odağına kadar birçok habis yapı tasfiye edilmiştir. Zira ecdadımızın buyurduğu gibi; "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz." Geçmişte elde edilen bu başarılar, gelecekteki büyük zaferlerin en somut teminatıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin "Devlet Aklı", her türlü kirli ittifakın ve ihanet sarmalının üstesinden gelecek tarihî bir derinliğe ve tecrübeye sahiptir. Günlük siyasi polemiklerin ve sığ gündemlerin ötesinde işleyen bu yüksek strateji, önüne çıkan engelleri birer birer aşacak kudrettedir.
Bu bağlamda; MHP Lideri Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin "Önce ülkem ve milletim" şiarıyla sergilediği yüksek cesaret, takdire şayandır. Sayın Bahçeli, her türlü siyasi riski göze alarak devletin bekasını her şeyin üzerinde tutmuş ve bu stratejik süreci yerel seçimlerin ardından vurguladığı o sarsılmaz inançla başlatmıştır. Bugün Türk vatandaşlarının sağduyusu; "Ne Mutlu Türküm Diyene" nidasının bir dayatma değil, bir üst kimlik ve birleştirici bir ruh olduğunu yeniden idrak etmektedir.
Bu şuur; Fransa’da yaşayan bir kürdün "Fransızım" demesindeki tabiiyetten çok daha derin, tarihî ve organik bir bağlılıktır. Bu topraklara "Fransız" kalıp, yabancı başkentlerin ajandasıyla hareket edenlerin bu birliği anlamasını beklemek beyhudedir.
Netice itibarıyla; Suriye’deki terör kalıntılarını uluslararası hukuk çerçevesinde temizleme hakkını saklı tutan devletimiz, Akdeniz’deki kuşatma girişimlerine de gereken cevabı sahada ve masada vermektedir.
Yeni yılın, zincirlerin kırıldığı, kuşatmaların dağıldığı ve Türk’ün mührünün çağa yeniden vurulduğu bir yıl olmasını diliyor; hepinizi kalbi hürmetlerimle selamlıyorum.
