Antibiyotik Kuruyemiş Değildir
Her dişi ağrıyanın, adeta Allah’ın emriymiş gibi ilk fırsatta antibiyotiğe sarılması artık toplumda alışıldık bir refleks hâline geldi. Hatta bazen düşünüyorum; son yıllarda sayıları hızla artan kuruyemiş zincirleri bu talebi görse, herhâlde bir stantlarını antibiyotiklere ayırırlardı. Çünkü toplum olarak bu “sihirli ilaç”tan medet umuyoruz.
Muayenehanemde hastalarıma, doğru müdahaleyle çoğu diş ağrısını antibiyotik kullanmadan da ortadan kaldırabileceğimizi anlattığımda, bazıları şaşkınlıkla, “Antibiyotik kullanmadan işlem yapılabiliyor mu?” diye soruyor. Bu soru bile aslında yanlış algının ne kadar yerleştiğini göstermeye yetiyor.
Bu tabloya, sağlık sisteminin “mümkün olduğunca çok hasta bakmaya” odaklanan yaklaşımı da katkı sağlıyor. Özellikle diş tedavileri gibi dikkat, zaman ve özen gerektiren işlemlerde hekime yeterli süre tanınmadığında hem hekim hem de hasta zorlanıyor. Yoğun poliklinik temposunda çalışan hekim, bazen hastanın ağrısını kısa vadede hafifletmek adına ağrı kesici, antibiyotik ve gargaradan oluşan klasik reçeteye yönelmek zorunda kalabiliyor. Bu durum ise toplumda, antibiyotiğin her diş ağrısının sihirli çözümü olduğu yönündeki yanlış inanışı daha da güçlendiriyor.
Oysa dişiniz ağrıdığında evde bulunan ya da eczaneden “iltihap ilacı” diye temin edilen antibiyotikler, çoğu zaman ağrınızı gidermez. Çünkü diş ağrısının nedeni çoğunlukla bakteriyi öldürmekten ziyade, enfeksiyon kaynağını ortadan kaldırmayı gerektirir. Üstelik gereksiz yere kullanılan her antibiyotik; alerjik reaksiyonlardan bağırsak florasının bozulmasına, en önemlisi de antibiyotik direncinin gelişmesine kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Antibiyotik direnci geliştiğinde ise enfeksiyonların tedavisi zorlaşır, hastalık daha uzun sürebilir ve bazı ağır enfeksiyonlarda bakterilerin kana yayılması nedeniyle hayati riskler bile ortaya çıkabilir.
Peki, diş hekimliğinde antibiyotik gerçekten hangi durumlarda gereklidir?
Her şeyden önce, güvendiğiniz bir diş hekimine başvurarak süreci en başından doğru yönetmek gerekir. Diş ağrısının ilk ve en etkili tedavisi antibiyotik değil, nedene yönelik müdahaledir. Hekiminiz gerekli gördüğünde kanal tedavisini yapar, diş kurtarılamayacak durumdaysa çekimini gerçekleştirir ya da lokalize bir apse varsa drenajını sağlayarak enfeksiyonun kaynağını ortadan kaldırır. Yani mesele, ağrıyı geçici olarak susturmak değil, sorunu kökünden çözmektir.
Antibiyotik ise ancak belirli durumlarda tedavinin bir parçasıdır. Örneğin;
* Enfeksiyona yüzde belirgin şişlik ve ateş gibi sistemik bulgular eşlik ediyorsa,
* Gömülü veya sürmekte zorlanan 20 yaş dişlerine bağlı gelişen enfeksiyon ve yaygın şişliklerde,
* Bazı implant operasyonları öncesinde, uygun hastalarda koruyucu amaçla,
* Bazı cerrahi işlemler sonrasında, hekimin gerekli gördüğü durumlarda ikincil enfeksiyonu önlemek amacıyla antibiyotik kullanımı endikedir.
Unutulmamalıdır ki antibiyotik bir ağrı kesici değildir. Doğru hastada, doğru zamanda ve doğru süreyle kullanıldığında hayat kurtaran bir ilaçtır; gereksiz kullanıldığında ise hem bireye hem de topluma zarar verir.
Kısacası, diş ağrısının çözümü antibiyotik aramak değil; doğru teşhis, zamanında yapılan diş hekimi müdahalesi ve bilimsel tedavidir.
Yazarın Diğer Yazıları
- Gebelikte Diş Tedavisi
- Diş Taşı Temizliği Dişlere Zarar Verir mi?
- Ağzımızdaki Sessiz Tehlike: Karyojenite ve Diş Çürükleri
- Diş Apsesi Nedir? Ne Yapabiliriz?
- Genç Yaşta Madde Kullanımının Ağız ve Diş Sağlığına Yıkıcı Etkileri
- Diş Hekimliğinde “Garanti” Sorunu
- Estetik Uğruna Sağlığımızı Feda Etmeyelim
- Sağlıklı Dişler
