Köşe Yazısı

Diş Taşı Temizliği Dişlere Zarar Verir mi?

Mustafa Hakan Elçi
Mustafa Hakan Elçi
3 dk Sesli Dinle 0

Bazen halk arasında yayılan yanlış bir bilgiyi düzeltmek, her ne kadar doğruyu bilseniz de karşı tarafa bunu anlatabilmek oldukça zor bir hâle gelebiliyor. Hele ki bu yanlış bilgi yıllardır kulaktan kulağa aktarılmış, toplumda adeta bir kabule dönüşmüşse…

Biz diş hekimlerinin de en sık karşılaştığı durumlardan biri, hastaya tedavisi için önerdiğimiz diş taşı temizliği sırasında karşımıza çıkıyor.

Hastanın ilk tepkisi çoğu zaman aynı:

“Diş taşı dişime zarar verir mi?”
“Dişlerim incelir mi?”
“Dişlerimin arası açılır mı?”

Bu sorularla başlayan sohbet, bazen hastayı tedaviye ikna etmeye kadar uzanıyor. İkna edebildiğimiz hastaların tedavisine başlayıp ağız ve diş sağlığını korumaya çalışırken, bazı hastalar tedavilerini yaptırsalar bile içlerinde taşıdıkları kuşkuyu tamamen gideremiyor.

Aslında burada yalnızca bir diş taşı temizliğinden değil, yanlış bilginin insan sağlığı üzerindeki etkisinden söz ediyoruz.

Periodontal hastalıkların ana sebeplerinden biri bakteriyel plaklar ve diğer risk faktörleridir. Bunlar arasında diş taşı, hatalı restorasyonlar, ortodontik tedaviye bağlı komplikasyonlar, sigara ve diğer etkenler sayılabilir.

Diş taşı, diş yüzeylerinde ve diş protezlerinin yüzeylerinde biriken bakteriyel plağın kalsifiye olmasıyla oluşur.

Dişlerimizde oluşan bu bakteriyel plak; düzenli fırçalama ve diş ipi kullanımı ile temizlenebilir. Ancak ihmal edilip temizlenmediğinde, bu plaklar zamanla tükürükteki minerallerle birleşerek kalsifiye olur ve artık ancak hekim müdahalesi ile temizlenebilir.

Peki, hastaların sıklıkla yanlış bildiği durumlar neler?

“Dişlerim temizlendikten sonra inceldi.”

Böyle bir durum söz konusu değildir. Diş taşı temizliği sırasında, kullanılan ultrasonik cihazlarla (kavitron) yalnızca diş yüzeyinde birikmiş diş taşları ve plaklar uzaklaştırılır. Sağlıklı diş dokusu inceltilmez.

“Dişlerim temizlendikten sonra sallanmaya başladı.”

Dişler, diş taşı temizliği yapıldığı için sallanmaya başlamaz. Aksine, uzun süre ağızda kalan yoğun diş taşları, dişlerin çevresinde birikerek mevcut diş eti hastalığını gizleyebilir ve adeta bir bariyer gibi davranabilir. Oysa diş taşı oluşumuna bağlı olarak diş eti ve dişi destekleyen kemik dokusunda zaten geri çekilme ve kayıp meydana gelmiş olabilir. Diş taşları temizlendiğinde, altta bulunan bu durum daha belirgin hâle gelir ve ileri periodontal hastalık nedeniyle zayıflamış dişlerde hareketlilik fark edilebilir.

“Diş taşı temizliğinden sonra dişlerim çok hassas oldu.”

Bir diğer faktör de temizlik sonrasında hassasiyet oluşmasıdır. Bunun temel nedeni, diş taşı ve periodontal hastalık nedeniyle diş etlerinin geri çekilmesi sonucunda kök yüzeylerinin açığa çıkmasıdır. Diş taşı temizlendikten sonra daha önce taşlarla örtülü olan bu bölgeler ortaya çıktığı için sıcak ve soğuğa karşı hassasiyet oluşabilir. Bu durum çoğu zaman geçicidir ve hekimin önerdiği hassasiyet giderici ürünlerle kontrol altına alınabilir.

“Dişlerimin arası açıldı.”

Bir diğer yanlış inanış da diş taşı temizliğinden sonra dişlerin arasının açıldığı düşüncesidir. Oysa diş taşları temizlendiğinde, daha önce diş taşları tarafından doldurulmuş veya örtülmüş olan bölgeler görünür hâle gelir. Yani temizlik yeni bir boşluk oluşturmaz; var olan boşlukların fark edilmesini sağlar.

Unutulmamalıdır ki zararlı olan diş taşı temizliği değil, diş taşlarının ağızda kalmasıdır.

Sağlıklı bir ağız için düzenli diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve düzenli diş hekimi kontrolleri büyük önem taşır.

Bazen bir yanlışı düzeltmek, bir doğruyu anlatmaktan çok daha zordur. Çünkü yanlış bilgi, zaman içinde alışkanlığa ve hatta inanca dönüşebilir. Biz diş hekimlerine düşen ise yalnızca dişleri tedavi etmek değil; aynı zamanda doğru bilgiyi hastalarımıza ulaştırmak, onların kaygılarını gidermek ve ağız sağlığının korunmasında doğru alışkanlıkları kazandırmaktır.

Çünkü sağlıklı bir ağız, yalnızca tedaviyle değil; doğru bilgiyle, doğru alışkanlıklarla ve düzenli kontrollerle korunur.

Bu Yazıyı Paylaş