Atatürk Neden Beyaz Zambaklar Ülkesinde Eserini Önerdi?
Beyaz Zambaklar Ülkesi Finlandiya: Atatürk Bu Kitabı Neden Tavsiye Etti ve Biz Ne Kadar Anladık?
Finlandiyalı devlet adamı ve düşünür Johan Vilhelm Snellman'ın fikirlerinden ilham alınarak, Rus yazar Grigory Petrov tarafından kaleme alınan Beyaz Zambaklar Ülkesinde, yalnızca bir ülkenin kalkınma hikâyesini anlatan eser değildir. Kitap, milletlerin nasıl ayağa kalkabileceğini, eğitimin toplumları nasıl dönüştürebileceğini ve sıradan insanların büyük hedefler etrafında birleştiğinde neler başarabileceğini gösteren bir medeniyet manifestosudur.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, bu eseri özellikle öğretmenlere, öğrencilere, subaylara ve devlet görevlilerine tavsiye etmiş; hatta bazı eğitim kurumlarında okutulmasını istemiştir. Çünkü Atatürk, Finlandiya'nın başarı hikâyesinde Türkiye'nin geleceğine ışık tutabilecek önemli dersler görmüştür.
Finlandiya'nın Hikâyesi: Yoksulluktan Medeniyete
Bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olarak görülen Finlandiya, geçmişte bataklıklarla kaplı, fakir, eğitim seviyesi düşük ve dış güçlerin etkisi altında yaşayan küçük bir toplumdu.
Kitapta anlatılan Finlandiya mucizesi, zengin madenlere, büyük ordulara veya güçlü ekonomilere dayanmaz. Temelinde üç unsur vardır:
Eğitim
Ahlak
Milli ideal
Finlandiyalı aydınlar, öğretmenler, din adamları, subaylar, doktorlar ve bürokratlar halkı küçümsemek yerine onu geliştirmeyi görev edinmişlerdir. Herkes "Ben ülkem için ne yapabilirim?" sorusunu sormuştur.
Atatürk Bu Kitabı Neden Tavsiye Etti?
Atatürk, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde yaşanan zorlukların temel sebeplerini çok iyi görüyordu. Ona göre bir milletin kurtuluşu yalnızca askerî zaferlerle mümkün değildi.
Asıl mücadele cehalete karşı verilmeliydi.
Bu nedenle Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı eser, Cumhuriyet'in ilk yıllarında yürütülen eğitim ve kalkınma hamleleriyle büyük ölçüde örtüşüyordu.
Atatürk'ün kitapta dikkat çektiği temel noktalar şunlardı:
1. Eğitim Bir Milletin Kaderidir
Kitapta öğretmenler sadece ders anlatan kişiler değildir; milletin geleceğini inşa eden mimarlardır.
Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında açılan okullar, millet mektepleri ve köy eğitim projeleri de aynı anlayışın ürünüdür.
2. Aydın-Halk Bütünleşmesi
Kitapta aydınlar halktan kopuk değildir.
Köylere giderler, insanları eğitirler, sorunları çözerler.
Atatürk de "Köylü milletin efendisidir." derken aynı düşünceyi ifade etmiştir.
3. Her Meslek Bir Vatan Görevidir
Doktor, mühendis, öğretmen, memur, çiftçi...
Kitapta herkes yaptığı işi yalnızca maaş için değil, milletine hizmet için yapmaktadır.
4. Umutsuzluk Yasaktır
Finlandiya'nın başarı hikâyesi, en zor şartlarda bile bir milletin yeniden yükselebileceğini göstermektedir.
Bu düşünce, Kurtuluş Savaşı yıllarındaki Türk Milletinin ruhuyla da örtüşmektedir.
Bu Kitaptan Çıkarılması Gereken Sonuçlar Neydi?
Kitabın Türkiye'de oluşturması beklenen bilinç şu olmalıydı:
Sürekli şikâyet etmek yerine çözüm üretmek.
Eğitimi devlet politikalarının merkezine koymak.
Bilim ve bilgiye yatırım yapmak.
Meslekleri kişisel kazançtan önce toplumsal fayda anlayışıyla icra etmek.
Kamu görevlerini emanet olarak görmek.
Okuyan, araştıran ve sorgulayan nesiller yetiştirmek.
Milli kalkınmayı günlük siyasetin üzerinde tutmak.
Bugün Bu Kitaptan Ne Anlamışız?
Aradan yaklaşık bir asır geçti.
Türkiye'de okullaşma oranı yükseldi, üniversiteler çoğaldı, şehirleşme arttı, teknolojik imkânlar gelişti.
Ancak kitabın verdiği bazı temel mesajların tam olarak içselleştirildiğini söylemek zor.
Bugün birçok kişi eğitimden diploma almayı anlıyor; oysa kitap karakter ve sorumluluk eğitimini anlatıyor.
Birçok kişi başarıyı bireysel yükseliş olarak görüyor; kitap ise toplumsal yükselişi hedefliyor.
Birçok kişi devleti yalnızca hizmet alınacak bir kurum olarak görüyor; kitap ise vatandaşın da ülkeye karşı sorumlulukları olduğunu hatırlatıyor.
Peki Neyi Anlayamamışız?
Belki de en önemli eksiklik burada ortaya çıkıyor.
Kitap, kalkınmanın yalnızca hükümetlerin işi olmadığını söyler.
Bir millet;
Öğretmeniyle,
Esnafıyla,
Doktoruyla,
Mühendisiyle,
Gazetecisiyle,
Çiftçisiyle,
hep birlikte yükselir.
Oysa zaman zaman bütün sorumluluğu devlete yükleme eğilimi ortaya çıkmaktadır.
Kitabın vermek istediği mesaj ise şudur:
"Ülkenin kaderi yalnızca yöneticilerin değil, her vatandaşın omuzlarındadır."
Sonuç olarak;
Beyaz Zambaklar Ülkesinde, aslında Finlandiya'dan çok, millet olmanın ne demek olduğunu anlatan bir eserdir. Atatürk bu kitabı tavsiye ederken Finlandiya'yı örnek göstermiyor; bir milletin eğitim, çalışma ahlakı, fedakârlık ve ortak ideal etrafında nasıl yeniden doğabileceğini gösteriyordu.
Bugün kitabı yeniden okuduğumuzda şu soruyla karşılaşıyoruz:
"Ülkem için başkalarının ne yapmasını bekliyorum?" değil, "Ben ülkem için ne yapıyorum?"
İşte Atatürk'ün bu eserde gördüğü asıl değer de büyük ölçüde buydu. Çünkü milletleri yükselten şey yalnızca büyük liderler değil, görevini en iyi şekilde yapan milyonlarca sıradan insandır.
İNCİ ALTINOK
Yazarın Diğer Yazıları
- Anne Olmak mı, Kadın Olmak mı?
- Toprağın Altındaki Medeniyet: Karıncaların Sessiz Dünyasından İnsanlığa Çıkan Dersler
- Ahilik Teşkilatı Üzerine Akademik Bir İnceleme
- Türkçe: Bir dil değil, bir medeniyet Kelimelerini Kaybeden Toplum, Düşüncesini de Kaybeder
- Okulda Şiddet: Artık Bahane Değil, Sorumluluk Zamanı
- Evet Türkiye...
- Masumun Yükü: Hükümlü Ebeveynlerin Çocukları
- Deprem bölgesinde yaşamakta olanları bekleyen tehlike!
Yorumlar
- Nuri Topkan
Ellerinize sağlık İnci hanım, çok güzel olmuş. Günleri itaat ve biatla geçen Türk milleti umarım bir gün silkelenir de onlardan bir farkımız olmadığını anlar.
- Şaziye nur Gülleci
Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabını zaten okumayı düşünüyordum ama sizin sayenizde Atatürk'ün de bu kitabı okumayı önerdiğini öğrenince hemen okumaya başlamak istedim yazı için çok teşekkürler çok bilgilendirici olmuş
