Babıâli’nin Kılıcı: Hakikatin Yol Arkadaşı Erdem Atay
Babıâli, sadece bir cadde değildir.
O, bu memleketin vicdanıdır.
Orada kalem tutulur ama her kalem yazmaz; bazıları yalnızca susar.
Bazıları ise susmayı reddeder.
Erdem Atay, işte o susmayanlardandır.
Gazeteciliği bir meslek sınırına hapsetmeyen; onu bir vatan görevi, bir ahlak hattı olarak gören bir isimdir. Onun kalemi keskindir ama yaralamak için değil; hakikatin üzerindeki pası kazımak içindir. Bu yüzden kalemi Babıâli’nin kılıcı gibidir: Eğilmez, bükülmez, süslenmez.
Erdem Atay’ı anlamak için onun Nihat Genç ile kurduğu yol arkadaşlığına bakmak gerekir. Bu yol, popüler olmanın değil; bedel ödemeyi göze almanın yoludur. Nihat Genç’in isyanla yoğrulmuş memleket sevdasıyla, Erdem Atay’ın daha serinkanlı ama bir o kadar kararlı duruşu aynı çizgide buluşur:
Bu ülke sahipsiz değildir.
Onların ortak paydası ne öfke ne de polemiktir.
Ortak payda hakikattir.
Ve hakikat, çoğu zaman yalnız kalır.
Erdem Atay’ın vatan sevgisi, yüksek sesli cümlelerden değil; ısrarlı bir sadakatten beslenir. Bayrak onun için bir dekor değil, bir emanettir. Cumhuriyet, nutuklarda tekrar edilen bir kavram değil; halkın onuru, devletin ciddiyeti ve milletin ortak aklıdır. Bu yüzden yazılarında hamaset değil, sorumluluk duygusu vardır.
O, Babıâli’nin eski terbiyesini bilenlerdendir. Kalemin bir namusu olduğunu, fikrin bir ahlakı olduğunu unutmayanlardandır. Bugün köşe yazılarının çoğu gündemin rüzgârına göre savrulurken, Erdem Atay yazdıklarıyla istikamet tutar. Polemik üretmez; meseleyi konuşur. Kavgaya çağırmaz; düşünmeye davet eder.
Yazdığı kitaplar da bu çizginin devamıdır. Günü kurtarmak için yazılmış metinler değil; hafızaya not düşen, zamanın tanığı olan çalışmalardır. Her kitabında bu toprağın sancısı, bu milletin arayışı ve bu devletin ciddiyeti hissedilir. Okur, satır aralarında bir yazarın değil; bir yurttaşın konuştuğunu fark eder.
Erdem Atay, halktan kopuk bir entelektüel değildir.
O, sokakta yürür, çay ocağında dinler, evin içini bilir.
Bu yüzden yazdıkları yukarıdan değil; içeriden gelir.
Evin çocuğudur.
Bugün Babıâli’de kalem çoktur ama kılıç azdır.
Hakikatin etrafında dolaşanlar vardır; ona yürüyenler azdır.
Erdem Atay, yürüyenlerdendir.
O yüzden Erdem Atay, sadece bir gazeteci değildir.
O, Nihat Genç kuşağının devam eden vicdanıdır.
Cumhuriyet’e sadık, vatana sevdalı, millete borçlu bir kalemdir.
Ve bu memleket, böyle kalemlere her zamankinden daha çok muhtaçtır.
Yazarın Diğer Yazıları
- Bozkırın Hafızası
- 19 Mayıs’ın Türk Milliyetçiliği Açısından Tarihî ve Fikrî Anlamı
- 3 Mayıs: Hatıradan geleceğe Türkçülük şuuru
- Bir marştan daha fazlası: Sabir Karger ve Türk dünyasının ortak hafızası
- İlk Türkçüler Solcuydu, İlk Solcular da Türkçü
- Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu: Bir Temsilin Yıkılışı, Bir Ruhun Dirilişi
- Davanın Sazı, Bozkırın Sesi: Ozan Arif
- Bayrak namustur: Suriye Türkmenlerinin iradesi Şam’da dalgalanıyor
