Köşe Yazısı

Bir Neslin Ruh Mimarı: Dilaver Cebeci

Savaş Erman
Savaş Erman
2 dk Sesli Dinle 1

Bazı isimler vardır; bir şiirin içinde değil, bir neslin vicdanında yaşar.

Dilaver Cebeci, Türk milliyetçiliğinin edebî hafızasında yalnızca mısralar bırakan bir şair değil; kelimeyle irfan inşa eden, düşünceyle yol açan, duruşuyla öğreten bir dava adamıdır.

Bugün gençlerin ruh dünyasında hâlâ yankılanan o sarsıcı sesin, “Türkiyem” diye başlayan bir çağrının ardında; kalemiyle milletini omuzlayan bir adamın ömrü vardır. O, şiiri bir estetik süs olarak değil, bir istikamet pusulası olarak görenlerdendi. Her mısra, bir uyarı; her dize, bir diriliş çağrısıydı.

Dilaver Cebeci’nin şiiri, salon edebiyatının konforuna sığınmaz. Onun kalemi; kışlanın soğuğunu, üniversite amfisinin çalkantısını, Anadolu’nun taşrasındaki yalnızlığı bilir. Çünkü o, yazdığını yaşayan; yaşadığını yazanlardandı. Bu yüzden şiiri süslü değil sahicidir; romantik değil hakikat yüklüdür.

Gençliğe hitabı, nasihat veren bir büyüğün kuru sesinden ibaret değildi. O, gençlerle aynı dertten muzdarip, aynı yükü omuzlayan bir yol arkadaşıydı. Şiirlerinde “öğretmek” kadar “uyandırmak” vardı. Gençlere yalnızca neye inanacaklarını değil; nasıl direneceklerini, nasıl ahlaklı kalacaklarını, nasıl yalnız ama onurlu yürüneceğini de gösterdi.

Onun dava adamlığı, sloganla sınırlı bir aidiyet değildi. İnandığını yazdı, yazdığını yaşadı. Bedel ödemeyi göze alan bir fikrî sadakatti bu. Popülerliğe değil, hakikate talipti. Zamanın rüzgârına kapılmadı; rüzgârın yönünü belirleyenlerden oldu.

Dilaver Cebeci’nin millî ve manevî şiirleri, bir neslin kimlik inşasında sessiz ama derin izler bıraktı. Bayrak, vatan, iman ve tarih onun şiirinde kuru kavramlar değildir; canlı, kanlı, sorumluluk yüklü gerçekliklerdir. Bu yüzden onun şiiri okunmaz sadece; taşınır.

Bugün gençliğin savrulduğu, kelimelerin içinin boşaltıldığı bir çağda, Dilaver Cebeci’nin metinleri hâlâ diri ve hâlâ öğreticidir. Çünkü o, gençliğe kolay yollar değil; doğru yollar göstermiştir. Alkışlananı değil, doğru olanı savunmuştur.

Dilaver Cebeci’yi anmak, yalnızca bir şairi hatırlamak değildir.

Bir duruşu, bir fikrî namusu, bir edebî ahlakı yeniden hatırlamaktır.

Onu rahmetle anarken şunu açıkça söylemek gerekir:

Bu topraklarda hâlâ şiirle dava yürüyorsa, kelimeyle nöbet tutuluyorsa; bunda Dilaver Cebeci’nin payı büyüktür.

Ruhu şad olsun.

Mısraları, istikamet arayan her genç yüreğe yol olmaya devam etsin.

Bu Yazıyı Paylaş