Köşe Yazısı

Biz Efsanelerle Tarih Yazdık, O Yüzden Çizgi Film İzlemiyoruz

Savaş Erman
Savaş Erman
2 dk Sesli Dinle 1

Bir milletin geleceği, çocuklarına ve gençlerine kimi rol model olarak sunduğuyla doğrudan ilgilidir. Bugün dünyada hâkim olan kültürel iklim, gençliği köksüz kahramanlarla, geçici popülerliklerle ve ithal ideallerle beslemeye çalışıyor. Gücü sorumluluktan, başarıyı ahlaktan, kahramanlığı milletten koparan bu anlayış; izleyen ama üretmeyen, tüketen ama inşa etmeyen bir nesil hedefliyor.

Oysa Türk milleti böyle bir millet değildir.

Biz efsanelerle tarih yazmış bir milletiz.

Bizim rol modellerimiz çizgi film kahramanları değil; devlet kuran, millet yoğuran, çağ açan şahsiyetlerdir.

Oğuz Kağan’dan Mete Han’a uzanan çizgi, yalnızca bir soy anlatısı değil; devlet aklının sürekliliğidir. Oğuz Kağan, Türk’ün cihan tasavvurudur; Mete Han, disiplinli ordunun ve merkezi devletin mimarıdır. Bu iki isim, Türk’ün dünyaya bakışını belirleyen kurucu sütunlardır.

Sultan Alparslan, Malazgirt’te yalnızca bir savaş kazanmadı; Anadolu’yu Türk milletine yurt kılan iradeyi ortaya koydu. O irade, kılıçtan önce inançla, cesaretten önce sorumlulukla yoğrulmuştu. Asırlar sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk, aynı devlet kurucu aklı bu kez modern çağın şartlarında yeniden inşa etti. İstiklal Harbi, bir askeri zaferden çok daha fazlasıdır; Türk milletinin yeniden ayağa kalkma kararlılığıdır.

Bizim tarihimizde kahramanlık, tesadüf değildir.

Bizim tarihimizde liderlik, sahne performansı hiç değildir.

Bizim tarihimizde güç, mutlaka ahlakla sınanır.

Bu zincirin fikrî cephesinde ise Ziya Gökalp’ten Nihal Atsız’a uzanan bir düşünce hattı vardır. Ziya Gökalp, Türk milliyetçiliğini romantik bir duygudan çıkarıp sosyolojik ve fikrî bir zemine oturtmuştur. “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” formülü; kimlik, inanç ve çağ bilincini bir arada düşünme çabasıdır. Nihal Atsız ise bu fikrî hattın daha sert, daha tavizsiz, daha mücadeleci yüzüdür. O, Türkçülüğü bir konfor alanı değil; bedel ödenmesi gereken bir dava olarak görmüştür.

İşte bu yüzden biz çizgi film izlemiyoruz.

Çünkü bizim çocuklarımızın hayal dünyası;

Oğuz Kağan’ın cihan ülküsüyle,

Mete Han’ın disiplinli ordusuyla,

Sultan Alparslan’ın Malazgirt cesaretiyle,

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık iradesiyle,

Ziya Gökalp’in fikrî derinliğiyle,

Nihal Atsız’ın tavizsiz duruşuyla şekillenmelidir.

Türkçülük, geçmişi kutsallaştırmak değildir.

Türkçülük, bugünü anlamak ve yarını kurmaktır.

Türkçülük; dağınık fikirleri toparlayan, savrulan kimliği onaran, millete yeniden istikamet kazandıran kurucu bir bilinçtir.

Bugün mesele, eğlence meselesi değildir.

Mesele, hafıza meselesidir.

Mesele, gençliğe kimin hikâyesini anlatacağımızdır.

Biz efsanelerle tarih yazdık.

Tarih yazanlar, izleyici olmaz.

Millet olanlar, rol modelini başkasından ödünç almaz.

Bu Yazıyı Paylaş