İBB-İmamoğlu duruşmaları canlı yayınlansa, insanlar hüngür hüngür ağlar
19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik o meşhur operasyon başladı.
Saray-AKP rejimi, tam da Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarının alevlendiği bir dönemde düğmeye bastı.
“19 Mart Darbesi” dediler adına. Amaç basitti: İmamoğlu’nu siyasetin dışına itmek, İBB’yi ele geçirmek.
O günden itibaren her şey hukuksuzluğun kitabını yazdı.Mart 2025’ten itibaren İmamoğlu ve birçok CHP’li isim, iddianame bile olmadan aylarca tutuklu kaldı.
Masumiyet karinesi diye bir şey varmış, adil yargılanma hakkı diye bir şey varmış…
Savunma avukatları her tutukluluk incelemesinde delil tartışması bile yapılmadığını, kararların otomatik uzatıldığını anlatıyor. İddianame gecikmesi o kadar rezil ki, uluslararası gözlemciler bile “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” demeye başladı. Ama Saray için önemli olan tek şey vardı: Rakibi hapiste tutmak.Sonra bilirkişi skandalı patladı.
Aynı bilirkişi, hem İmamoğlu hem de diğer CHP’li belediyelerle ilgili tam dört ayrı dosyada “nokta atışı” raporlar hazırlamış. İmamoğlu’nun dediği gibi, “100 katrilyonda 1 ihtimal”le aynı kişinin her seferinde tam isabet kaydetmesi matematik bilimiyle açıklanmıyor.
Savcılıkla arasında menfaat ilişkisi olduğu iddiası havada uçuşuyor. Bu raporlar iddianamenin omurgasını oluşturuyor. Matematik yetmiyor, vicdan da yetmiyor.
İddianame geldiğinde ise içler acısıydı: Gizli tanık beyanları, sahte belgeler, kes-kopyala sayfalar…
Savunma “uydurma beyanlar, çelişkili itirafçı ifadeleri” diyor. Bazı itirafçıların şantajla konuşturulduğu, savcılığın “etkin pişmanlık” sopasıyla baskı yaptığı ortaya çıkıyor. Bir avukat “avukatlar eliyle rüşvet ve şantaj” iddiasını bile dile getirdi. Dosya baştan sona kurgu gibi kokuyor.
Duruşma salonuna geçtiğimizde usul ihlalleri birbirini kovaladı. Salon düzeni, güvenlik önlemleri, belge erişimi… Heyetin tarafsızlığına dair reddi hakim talepleri yapıldı, hepsi reddedildi. Duruşma savcısının İmamoğlu’na “Haddinizi bilirseniz bildiririz” tarzı uyarıları gerilimi zirveye taşıdı. Savunma “ceza yargılamasının temel usul kurallarına aykırı” diye bağırıyor ama nafile. Bu, adalet değil, siyasi talimatla yürütülen bir gösteri.Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar “siyasi güdümlü dava” ve “adil yargılama kaygısı” uyarısı yaptı.
Bazı tutuklular işkence ve kötü muamele iddiasında bulundu. Ama rejim için bunlar “detay” derken 5. haftada 18 kişi tahliye edildi.
İmamoğlu’nun o meşhur cümlesi kulaklarda çınlıyor: “Bu dosya neden çöktü biliyor musunuz? Bu kadar vicdansız bir iddia makamı vardır.”
MASAK bile usulsüzlük bulamamış. Deliller çürümüş, iddia çökmüş. Peki o zaman aylarca neden hapiste tuttular insanları? Çünkü amaç yargılamak değil, yıldırmaktı.
Saray-AKP rejimi, hukuku kendi iktidar arzusuna göre şekillendirmeye çalışıyor. Ama her darbe gibi bu da ters tepecek. Çünkü insanlar artık görüyor: Bu, bir belediye başkanını değil, milletin iradesini yargılamaya kalkışmaktır. Ve milletin iradesi, ne kadar baskı yapılırsa yapılsın, er ya da geç o koltukta oturacak. Hukuk, er ya da geç yerini bulacak.
Yazarın Diğer Yazıları
- Mansur Yavaş, Saray'da poz verdi... Adaylıktan vazgeçti mi? Açıklıyorum...
- Ali Özyiğit'le Haber Analiz! Yeni Parti, İYİ Parti, MHP+AKP bloğunda son durumlar...
- Erdoğan'a yetki devri yapan Özgür Özel'i Yeni Parti'de böyle al aşağı edebilirler
- Yeni Parti ilk sınavda kaldı!
- Yeni Parti'ye uyarılarım...
- Özgür Özel'e fezleke, Yeni Parti, Apo süreci ve çerçeve yasa...
- İYİ Parti, Müsavat Bey, Yeni Parti, Özgür Bey ve Komisyon!
- Haber Analiz! İYİ Parti!
