İran savaşında son haftanın petrol ekonomisi
İran savaşının son bir haftalık seyri, dünya ekonomisi açısından temel riskin yalnızca yüksek petrol fiyatı değil, fiyatların siyasi ve askerî haberlere aşırı duyarlı hâle gelmesi olduğunu gösterdi. Brent petrolü 31 Temmuz’da 90,12 dolardan kapanırken temmuz boyunca yüzde 24 yükseldi. İran’ın Hürmüz Boğazı’nda bazı tankerleri durdurduğu ve başka gemilerin rota değiştirdiği haberleri arz kaygısını artırdı. Buna karşılık ABD’nin yeni bir saldırıyı ertelemesi ve diplomasi beklentisinin güçlenmesiyle Brent 3 Ağustos’ta yüzde 7, ertesi gün de yüzde 5’ten fazla düşerek 79,36 dolara indi.
Bu sert hareket, piyasaların henüz kalıcı bir barışı değil, her an bozulabilecek bir müzakere sürecini fiyatladığını gösteriyor. İran ile Umman, Hürmüz’den geçecek gemiler için bir güzergâh üzerinde anlaşmaya yaklaşmış görünse de nihai düzenleme henüz uygulanmıyor. 6 Ağustos’ta Brent yaklaşık 79,5 dolarda bulunurken Körfez ülkelerinin ham petrol ve kondensat ihracatı savaş öncesinin yaklaşık yüzde 40 altında kalmaya devam etti. Husi güçlerinin Suudi tankerlerine saldırdıkları yönündeki açıklamalar da Kızıldeniz güzergâhındaki riskin sürdüğünü hatırlattı.
Petrolün 80 doların altına inmesi dünya ekonomisini rahatlatır, ancak sorunun çözüldüğü anlamına gelmez. Hürmüz’de düzenli ve doğrulanabilir gemi geçişleri başlamadan, savaş riski sigorta primleri düşmeden ve üretim kesintileri geri alınmadan fiyatlara eklenen risk primi tamamen ortadan kalkmayacaktır. Savaş öncesinde küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyordu.
Yüksek ve oynak petrol fiyatları benzin ve motorinin yanı sıra deniz ve hava taşımacılığı, tarım, gübre, plastik ve petrokimya maliyetlerini artırıyor. Şirketler bu maliyetlerin bir bölümünü fiyatlara aktarırken hanelerin satın alma gücü azalıyor. Enflasyonun yeniden hızlanması merkez bankalarının faiz indirimlerini geciktirebilir; bu da yatırımları, konut piyasasını ve tüketici kredilerini baskılar. Enerji ithalatına ve dış finansmana bağımlı ülkeler, artan döviz ihtiyacı ve para birimlerindeki değer kaybı nedeniyle daha ağır etkilenebilir. IMF de yüksek petrol fiyatlarının enflasyon beklentilerini ve finansman koşullarını bozarak dünya ekonomisini yavaşlatabileceğini belirtiyor.
Ham petrol ucuzlasa bile akaryakıt fiyatları aynı hızla gerilemeyebilir. ExxonMobil ve Chevron, azalan stoklar, sınırlı Orta Doğu ihracatı ve rafineri darboğazları nedeniyle dizel ve diğer işlenmiş ürünlerde fiyat baskısının yılın ikinci yarısında sürebileceğini öngörüyor. Uluslararası Enerji Ajansı da kriz sırasında petrol stoklarının rekor hızda kullanıldığını ve Hürmüz’ün tam olarak açılmasının kalıcı çözüm olduğunu vurguluyor.
Olumlu senaryo, İran-Umman düzenlemesinin uygulanması, Hürmüz trafiğinin kalıcı biçimde açılması ve enerji altyapısına yönelik saldırıların sona ermesidir. Olumsuz senaryo ise görüşmelerin çökmesi veya Hürmüz ile Kızıldeniz’de yeni saldırıların başlamasıdır. Son haftanın mesajı açıktır: Petrol fiyatı gerilemiş, fakat arz güvenliği henüz geri dönmemiştir. Bu nedenle küresel enflasyon ve büyüme üzerindeki baskı azalsa da ortadan kalkmış değildir.
