Şili’de Devlet Başkanı Kast’ın İlk Altı Ayı: Vaatlerle Gerçekler Arasında
Bilindiği gibi, Şili'nin muhafazakâr ve sağcı lideri José Antonio Kast, 14 Aralık 2025 tarihinde yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde %58,16 oy oranıyla devlet başkanı seçilmişti.
Kast ne vaadetmişti? Suçla mücadele edecek, ekonomiyi toparlayacak, devleti daha disiplinli yönetecek ve ülkeyi “acil durum hükümeti” anlayışıyla ayağa kaldıracaktı.
İktidara güçlü ve kararlı bir lider imajıyla gelmişti ama iktidara gelir gelmez hem güvenlik hem ekonomi alanında hızlı biçimde yıpratmaya başladı.
Bu nasıl oldu?
Kast, kampanyasını özellikle organize suçla, göçmenlere mücadele üzerine kurmuş, kamu düzenini Şili'ye getireceğini iddia etmişti. Gerçekten de, Şili gibi Latin Amerika’nın görece güvenli ülkelerinden biri sayılan bir yerde, Venezuelalı ve başka yabancı çetelerin varlığı kamuoyunda korku yaratmıştı. Üstelik cinayet oranları son on iki yılda ikiye katlanmıştı. Bu ortam Kast’a iktidar yolunu açtı. Ama iktidara geldikten sonra seçmen, söylem ile icraat arasındaki farkı hızla görmeye başladı. Polis baskınları ve uyuşturucu operasyonları artsa da halk, hükümetin güvenlikte önceki sol yönetimden belirgin biçimde ayrıştığını hissetmedi. Ankete göre halkın önemli bir kısmı, hükümetin güvenlik konusunda somut bir planı olmadığını düşünüyor.
Göçmenler konusu da Kast’ın en çok üzerinde durduğu konulardan biriydi. Kast seçim döneminde yasa dışı göçmenleri büyük bir tehdit olarak göstermişti. Ama hükümetin şimdiye kadar sınır dışı ettiği kişi sayısı, ülkedeki yüz binlerce belgesiz göçmenle kıyaslandığında çok sınırlı kaldı. Böylece politikada sıkça gördüğümüz tipik bir sorun tekrar ortaya çıktı: Muhalefetteyken keskin slogan üretmek kolaydır; devleti yönetirken aynı sloganları somut sonuca çevirmek çok daha zordur. Kast’ın kendi uzman çevresinden gelen eleştiriler de bunu söylüyor: aday Kast ile başkan Kast arasında kopukluk var.
Kast, ekonomi açısından da beklentileri yerine getiremedi. Kast, ekonomiyi canlandırma, mali disiplini sağlama ve güven veren bir yatırım ortamı oluşturma vaadiyle gelmişti. Fakat göreve başlar başlamaz İran savaşından kaynaklanan küresel enerji şokuyla karşılaştı. Yakıt fiyatları yükselince hükümet, fiyat artışını hafifletmek için mali kaynak kullanmak zorunda kaldı. Benzin fiyatları bazı yerlerde yüzde 60’a varan oranlarda arttı. Bu durum, Kast’ın hem halkı koruma hem de bütçe disiplinini sürdürme iddiasını yerine getirmesini zorlaştırdı.
Büyümenin zayıflaması ve işsizliğin yüksek kalması da Kast'ın yaşadığı sorunlardan biri. İşsizlik yüzde 9’un üzerine çıkmış durumda. Büyüme beklentileri aşağı çekiliyor. Kast seçimde kamu açığını birkaç yıl içinde kapatma sözü vermişti. Ama şimdi hükümet ek borçlanma talep ediyor. Yani mali disiplin vaadiyle gelen yönetim, daha ilk dönemde yeni borçlanma ihtiyacıyla karşı karşıya kalıyor.
Kast’ın çözümü, şirket vergilerini düşürmek ve yatırımcılara mali istikrar sözü vermek. Hükümet, kısa vadede bütçe açığının büyüyeceğini kabul ediyor; ama uzun vadede düşük vergi ve yatırımla büyümenin hızlanacağını, bunun da gelirleri artıracağını savunuyor. Muhalefet ise bu programı “1980’ler dönemi fikirleri” olarak görüyor ve yalnızca en zenginleri memnun edeceğini söylüyor.
Daha seçildikten altı ay sonra Kast’ın iktidarı erken bir “gerçeklikle yüzleşme” dönemine girmiş oldu. Seçim kampanyasında ikna edici görünen vaatler, devlet yönetiminin sınırlarıyla çarpışıyor. Sert güvenlik söylemi somut sonuç üretmekte zorlanıyor. Mali disiplin vaadi enerji krizi ve borçlanma ihtiyacıyla sarsılıyor. Yatırımcı dostu reformlar ise halkın acil geçim sorunlarına doğrudan yanıt vermiyor.
