İYİ Parti ve Seçmendeki Karşılığı
Türkiye’de sık kurulan bir denklem var,İktidar zayıflarsa muhalefet güçlenir. Bu denklem artık işlemiyor görünüyor.
Ekonomi, adalet, eğitim ve hayat pahalılığı üzerinden iktidara yönelik ciddi bir memnuniyetsizlik olduğu açık. Buna rağmen bu tepki İYİ Parti’ye beklenen ölçüde yansımıyor.
Asıl soru şu:
İktidardan uzaklaşan seçmen neden İYİ Parti’yi adres olarak görmüyor?
Bunun bir nedeni İYİ Parti’nin kendisini yeterince anlatamamasıysa, diğer ve belki daha önemli nedeni seçmenin belirsizlik korkusu.
Bunu kabul etmek gerekiyor.
Özellikle dar gelirli vatandaş için hayat zaten başlı başına bir mücadele. Aldığı maaş, emekli aylığı, sosyal destek, sağlık hizmeti veya yıllar içinde elde ettiği küçük kazanımlar onun için sadece ekonomik bir rakam değil; bir güvenlik alanı.
İktidardan memnun olmayabilir.
Ekonomiden şikâyet edebilir.
Ama aklındaki soru şu olabilir:
“Peki ya değişirse ve elimdekini de kaybedersem?”
İşte bu korku, seçmeni mevcut iktidara bağlı tutan önemli faktörlerden biri.
Çünkü yoksul veya dar gelirli insan için kötü giden düzen bile, ne kadar yetersiz olursa olsun, bildiği bir düzendir. Bilmediği bir alternatif ise risk demektir.
Muhalefetin “daha iyi olacak” demesi yetmez.
Seçmen şunu bilmek ister:
“Bugün sahip olduğum ne varsa, yarın da elimde kalacak mı?”
İYİ Parti açısından mesele tam da burada başlıyor.
Parti kurulduğunda AK Parti’ye alternatif arayan merkez sağ ve milliyetçi seçmen için önemli bir adres oldu. Ancak ittifaklar, siyasi yön değişiklikleri, parti içindeki ayrılıklar ve liderlik değişimleri zamanla seçmenin kafasında bazı soru işaretleri oluşturdu.
Bugün hâlâ şu soru soruluyor:
“İYİ Parti tam olarak nerede duruyor?”
Merkez sağ mı? Milliyetçi mi? CHP’ye alternatif bir muhalefet partisi mi?
Bu belirsizlik, zaten değişimden çekinen seçmenin kararını daha da zorlaştırıyor.
Çünkü seçmen sadece “İktidardan memnun muyum?” diye düşünmüyor.
“Kime güvenebilirim ve değişim bana ne getirecek?” diye de düşünüyor.
İYİ Parti’nin 2023’te yaklaşık yüzde 10 olan oyunun 2024 yerel seçimlerinde yüzde 3,77’ye gerilemesi de bu açıdan yalnızca bir oy kaybı değil, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir siyasi mesajdır.
Mevcut lideri Sayın Dervişoğlu ile heyecan verici bir çıkış yakalamış olsa da hak ettiği yerde dememiz mümkün görünmüyor.
İktidarın kaybettiği her oy İYİ Parti’ye gitmez.
Kimi başka partilere gider, kimi sandığa gitmez, kimi ise mevcut düzenin risklerini göze alamadığı için iktidarda kalır.
İşte İYİ Parti’nin aşması gereken duvar budur:
Seçmene sadece “değişim” değil, “güvenli değişim” vaat etmek.
“Biz geldiğimizde daha iyi olacak” demek yetmez.
“Sahip olduğun kazanımları koruyacağız, ama hayatını daha iyi hale getireceğiz” diyebilmek gerekir.
Müsavat Dervişoğlu ile başlayan yeni dönem, İYİ Parti için bu açıdan önemli bir fırsat olabilir.
Çünkü mesele artık yalnızca AK Parti’nin neden oy kaybettiği değil.
Bir başka önemli husus :
AK Parti’den memnun olmayan ama değişimden korkan milyonlarca seçmeni kim ikna edecek?
Şüphesiz Sayın Dervişoğlu en önemli faktör , peki tek başına yeterli mi ! . İYİ Parti bu sorunun cevabını bulabilirse, yalnızca iktidarın kaybettiği oylara değil, değişimden korktuğu için sandıkta güvenli alanını korumayı tercih eden seçmene de ulaşabilir.
Ve siyasette İYİ Parti’nin hak ettiği gerçek yükseliş belki de tam bu noktada başlar…
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Abdülhamit Karaca
Türk Milleti için getirisi olmayan yani faydasi olmayan ama velakin götürüsü olan , yazilmasaydi daha faydali olurdu babinda,okuyucu içinde zaman israfi olan bir yazi yazar efendi,tavsiyem :aslina rücu et, vesselam
