Kapatılmayan pencereler
Bir zamanlar hayallerim vardı…
Çocukken büyümekti en büyük düşüm. Büyüyünce her şeyin kolay olacağını sanırdım. Okullar bitecek, yollar açılacak, hayat dediğin bana kollarını ardına kadar açacaktı. Başarı, itibar, güzel bir ev, şık bir araba… Ve belki de bir çift gözde huzuru bulmak…
Ama insan en çok bilmediği şeyi yaşıyormuş:
Kaderi.
Hem de hayallerine aldırmadan.
Günler usulca geçti. Aylar, yıllar derken zaman saçlarıma aklar bıraktı. Aynaya baktığımda sadece yüzüm değil, içimdeki dünya da değişmişti. Her geçen yıl, hayallerimin şeklini bozdu; bazılarını aldı götürdü, bazılarını bambaşka renklere boyadı.
Eskiden bir soba başı vardı dünyamda…
Bir minder, bir çaydanlık, bir de “cız” sesi…
O küçücük anların içine sığdırırdım koca hayalleri. Şimdi düşünüyorum da, belki de en büyük zenginliğim o sadelikmiş.
Zaman, o soba başındaki ateşi yavaş yavaş kül ederken, ben farkında olmadan başka bir dünyaya uyanmışım.
Sonra büyüdüm.
Ve büyümek, sandığım gibi sadece yılların artması değilmiş.
Büyümek; acıyı tanımakmış.
Hem de her seferinde “işte bu son” diye inanarak…
Ama hayat, her defasında bir yenisini öğretirmiş insana.
Meğer insan, bugünün yarasına yarın gülümseyebilecek kadar güçlenirmiş. Ruhu acıyla pişen herkes gibi, sessizce olgunlaşırmış.
Ve her yara, içimize sessizce bir parça tecrübe bırakırmış.
Büyümek…
Yüreğin kan ağlarken, sevdiklerine gülümseyebilmekmiş.
İçindeki çocuğu kaybetmeden, dünyaya yeniden bakabilmekmiş.
Kalbinde sakladığın o merhameti, hiç tanımadığın birine bile sunabilmekmiş.
Şimdi yine hayaller kuruyorum…
Ama artık soba başında değil.
Modern koltuklarda, ışığı bol ama ruhu eksik odalarda…
Eşyalar güzelleşti belki ama ruhlar yorgun.
Kalpler kalın duvarların ardına saklanmış gibi.
Sevgi eksilmiş, merhamet azalmış, hoşgörü sanki unutulmuş.
Yoksa nasıl açıklanır bu kadar acı?
Nasıl alışılır bu kadar vicdansızlığa?
Anlayamıyorum…
İçimdeki o hırpalanmış çocuğa rağmen ama vazgeçmiyorum da.
Ben yine hayal kuruyorum.
Her insanın heybesine bir tutam sevgi bırakıyorum.
Bir avuç merhamet serpiştiriyorum yollarına.
Belki bir gün…
Birileri durur, eğilir ve o tohumu fark eder.
Belki eker kalbine…
Belki filiz verir yeniden insanlık… Ve belki o zaman, yarım kalan şarkılarımız tamamlanır.
Ve ben…
Her şeye rağmen pencereyi kapatmıyorum.
Kim bilir…
Belki bir gün o pencereden içeri
sevgi kanatlı kuşlar girer…
Ve konar avuçlarıma.
Kim bilir…
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Asuman Şenel
Hepimizin hayali, bir gün insanlığın yeniden filiz vermesi. Tez zamanda olsun inşallah. Sevgiyle...
- Ayhan Altay
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
- Ayhan Altay
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; aldırma böyle gelmiş bu dünya böyle gider..!
- Ayhan Altay
Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı, elindeyse beyazdan gel de sıyır beyazı….
- mustafa bekir
Kalemine sağlık yüreği güzel insan. Güzel günlerin olsun...
