Köşe Yazısı

Mezarların Yapı Kayıt Belgesi Tapusunu Kaç Paraya Aldınız? Bilimsel Raporlar Tozlu Raflarda Çürüdü

Sadi Özgül
Sadi Özgül
4 dk Sesli Dinle 0

Devlet Planlama Teşkilatı tarafından 30 yıl önce hazırlanan raporlar 6 Şubat 2023 Maraş merkezli ve 11 ile etkileyen büyük deprem felaketi tüm çıplaklığıyla haber vermişti. Akademik öngörüler kısa vadeli siyasi çıkarlar uğruna görmezden gelindi. Plan yerine pilav isteyen zihniyet, bilimsel verileri kağıt üzerinde bıraktı.

Cevap aramamız gereken sorular elbette var!

Geçmişin vizyonsuzluğu acaba bugün inşa edilen binlerce konutla gerçekten örtülmeye mi çalışılıyor? Kumdan ve betondan mezarların tapusunu kaç paraya satın aldınız?

Bu sorulara cevap vermek yerine popülist yaklaşımlar şehirlerimizi devasa mezarlıklara dönüştürürken, teknik uyarılar kulak ardı edildi. Fay hatları üzerine kurulan mahalleler, liyakatsiz kadroların onayından geçti. Bilim insanlarının sunduğu projeler raflarda bekletilirken, rant odaklı büyüme modelleri kutsandı. Geleceği planlamak yerine günü kurtarma telaşı, on binlerce canın toprağa verilmesine neden olan asıl sebeptir. Tüm bunlara kader diyerek geçemezsiniz! Hadi oradan diyerek cevap veririz.

İmar Affı Değil Toplu İntihar Projesi

Son çeyrek asırda defalarca çıkarılan yasal düzenlemeler, teknik çözümler gibi pazarlanarak halka sunuldu. Yapı Kayıt Belgesi adı altında, dayanıksız kum gibi binaların sorumluluğu devletten alınarak vatandaşa devredildi. Denetim görevinden feragat eden sistem, kaçak yapıların ömrünü uzattı. Devletin asli görevi olan can güvenliğini piyasaya terk etmesi ne kadar ahlakidir? Bu soruları yüksek sesle sormak zorundayız. Yoksa sustukça ölürüz!

Mülkiyet sorunlarını çözme bahanesiyle tescil edilen çürük yapılar, kentsel dönüşümün önündeki en büyük engel haline gelirken, iskanı olmayan binalara hizmet götürülmesi, kurallara uyan dürüst vatandaşların adeta cezalandırılmasıdır. Yasallaşan riskler, deprem anında kağıt gibi katlanan betonların temelini oluşturdu. Yapı Kayıt Belgeleri, aslında tabutların üzerine vurulmuş resmi mühürlerden başka anlam taşımamaktadır. Rant hırsı canımızdan değerli değil mi?

İskansız Yaşamlar Denetimsizliğin Bedeli

Hukuki açıdan yaşama uygun olmayan binaların elektrik, su hizmetleriyle ödüllendirilmesi büyük yönetim zafiyetidir. Yasalar, riskli alanlardaki kaçak yapıların derhal yıkılmasını emrederken, merkezi ve yerel yönetimler sessiz kalmayı tercih etti. İskan izni bulunmayan yapılara insan yerleşmesine izin vermek, yaşanacak ölümlere ortak olmak olduğuna göre sorumluluk sadece doğada mı? Yoksa sizin o kirli ellerinizde mi?

Milli güvenlik boyutuyla ele alınması gereken denetimsizlik, coğrafyamızın en büyük yarasıdır. Kuralların esnetildiği her an, sonraki felaketin zeminini hazırlar. Denetim mekanizmalarının işlemediği düzende, betonun kalitesi sadece kağıt üzerinde kalır. İnsan hayatını hiçe sayan idari boşluklar, toplumsal güveni sarsan en derin yaraları açmaya her daim devam etmektedir.

Beton Cehenneminde Kent Felsefesi Bitti

Kentsel dönüşüm kavramı, sadece eski binaları yıkıp yerine yenilerini dikmek olarak algılanan sığ müteahhitlik faaliyetidir. Şehirleri çok katlı ve sosyal yaşam alanları olmayan sadece beton yığınlarına dönüştüren anlayış, estetik, güvenlikten yoksundur. Bilimsel temeli olmayan her müdahale, kenti ruhsuz hapishaneye çevirir. Şehirlerimizi sadece rant için mi yoksa insan için mi dönüştürdüğümüzü kim cevaplayacak? Kimse cevap vermediğine göre yazıklar olsun!

Gerçek dönüşüm, plancıların, sosyologların ortak aklıyla yürütülmesi gereken entelektüel süreçtir. Yerinde yık-yap mantığı, altyapı ve ulaşım sorunlarını çözmediği gibi yoğunluğu (tıpkı fikirtepede olduğu gibi) artırarak riski büyütür. Doğal afetlere dirençli yerleşimler kurmak için betonun ötesine geçilmelidir. Felsefesi olmayan kentleşme, sadece sonraki büyük sarsıntıya kadar sürecek olan geçici sığınaktan ibaret kalacaktır. Beton yığınları mezarımız olmasın artık!

Siyasi Fanatizm Gerçeklerin Üstünü Örtüyor

Deprem sonrası yaşanan acıları kısır iç siyasi taraftarlık zeminine çekmek, asıl sorumluları olan merkezi yönetiminin hesap vermesini engellemektedir. İnsan hayatının ucuz olduğu ortamda, gerçek çözümler üretmek imkansız hale gelir. Fanatik kafa yapısıyla sorumluluğu kadere yüklemek, teknik hataları gizleme çabasıdır. Suç, ihmal içeren politikalar terk edilmeden güvenli gelecek inşa edilemez. Siyasetiniz batsın, biz canımızı istiyoruz!

Türkiye'nin milli güvenliği, sağlam binalardan, liyakatli yönetimden geçer. Siyasi çekişmelerin gölgesinde kalan teknik gerçekler, toplumun tamamını tehdit eden bombadır. Bilimin mutlak otoritesi kabul edilmediği sürece, aynı hatalar döngüsü devam edecektir. Geçmişin kayıtlı suçlarıyla yüzleşmek, yeni felaketlerin önüne geçmek için atılması gereken en somut adımdır. Gerçeklerle yüzleşmekten neden bu kadar korkuyorsunuz?

Kader Değil Sistematik İhmaller Zinciri

Üç yılın ardından çıkarılması gereken ders, imar politikalarının kökten değiştirilmesi, denetimin tavizsiz uygulanmasıdır. En alttan, en tepeye kadar her kademede sorumluluğu olanlar, teknik gerçekliğin önünde eğilmelidir. Aksi halde, yapılan her yatırım, harcanan her kuruş boşa gidecektir.

Şüpheye yer bırakmayacak şekilde görülmüştür ki, plansızlık en büyük düşmanımızdır. Coğrafyamızın gerçeği olan sarsıntılarla baş etmenin yolu, betonla değil akılla mücadele etmektir. İnsanî dokunuşu, teknik derinliği birleştiren yeni vizyon şarttır. Bu muhasebe yapılmadığı sürece, her yeni sabah başka yıkımın habercisi olmaya devam edecektir.

Toplumsal hafızamızı taze tutarak, bilimin ışığında dirençli gelecek kurmalıyız. Başka çaremiz kalmadı, ya akıl ya ölüm!

Okuyucuya yönelik soru ile bitirelim;

“Yapı Kayıt Belgesi” adındaki mezarlarınızın tapusunu gerçekten kaç paraya aldınız?

Bu Yazıyı Paylaş