Mutluluk Yolda Olmaktır
Mutluluğa giden bir yol yoktur; mutluluk yolda olmaktır. İnsan, çoğu kez mutluluğu bir hedefe erteler, varış anına bağlar. Oysa mutluluk, varışta değil, yürüdüğümüz yolun kıvrımlarında saklıdır. Bir adımın serinliğinde, bir nefesin farkındalığında, anın kendisinde.
Ne var ki yaşam, yalnızca bir yol değildir. Bazen bir zar gibi havaya atılır ve nereye düşeceği bilinmez. Bazen de gül şafağında doğan, ama ikindi vakti solan bir pervane gibidir: narin, kısa ve belirsizlikle yoğrulmuş. Bu bilinmezlik insanı korkutabilir, ama aynı zamanda hayatı anlamlı kılar.
Asıl bilgelik, zarın düştüğü yüzü değiştiremeyeceğimizi bilmekte; fakat zar yere düşene dek yolculuğun tadını çıkarabilmektedir. Mutluluk işte tam da burada, yolun belirsizliğine rağmen adım atma cesaretinde filizlenir.
Haberler büyük sonuçları, kesin olayları duyurur; ama asıl haber, kendi iç yolculuğumuzda gizlidir: Mutluluk, varışın değil, belirsizlik içinde yürüyüşün adıdır.
