Köşe Yazısı

Önce Adalet Terazisi Bozuldu Sonra Her Şey!

Av. Dr. İrfan  Sönmez
Av. Dr. İrfan Sönmez
3 dk Sesli Dinle 4

Fon skandalı aslında bir hukuk krizidir. Hukukun işlediği bir yerde kimse bu tür eylemlere cesaret edemez. Cesaret etse bile açık kapı bulamaz. Çünkü sistemin  muhtemel bütün açıkları hukuk yoluyla kapatılmıştır.

CB sistemine geçildikten sonra hukukun üstünlüğünden  tek adamın üstünlüğüne geçildi. Hukuk bazı iş ve eylemleri denetleme imkanını kaybetti. Buna siyasallaşma da eklenince ortaya -yargıdan bağışık-bir seçkinler grubu çıktı. Bunlar bir nevi dokunulmazlık kazandıklarını düşündüler, frene basmak için artık hiç bir korku ve endişeleri kalmadı.

Fakat tek sebep bu değil, 15 Temmuz darbesi ne kadar ihanetse o kadar da bazıları için bir imkan oldu.Artık her suçun suçlusu bulunmuştu. Kim suç işlerse işlesin nöbetçi suçlu hazırdı: Fethullahçılar.

Bununla bu yapıya asla masumiyet isnat etmiyorum, elbette kurunun yanında yanan yaş bir kitle de var.Ancak suça bulaşan veya siyasi sorumluluktan kaçmak isteyenler için -Fethullahçılık- kullanışlı, kimsenin itiraz edemeyeceği, hatta itiraz etmeye cüret bile edemeyeceği bir malzeme oldu. Siyasi iktidar her sıkıştığında sorumluluk bu yapıya yıkıldı. Onu kullanarak elini yıkayıp kenara çekildi. Onun için bu ülkede hangi suç işlenirse işlensin iktidar asla suçlu değildir, sorumluluğu da yoktur.

Bu zihniyet değişmedikçe bu tür skandallar devam eder. Faturayı başkaları ödüyorsa kim korkar yargıdan? Skandala karışanların çoğu yeni güç merkezinin etrafında kümelenen tipler. Kimi Fatma Betül Sayan gibi  iktidar partisinin bir parçası. Bu kimliğe sahip olmasaydı,bu küçük yatırımcıyı -silkeleme- işine karışmaya cesaret edebilir miydi?  İYİ Parti Genel Başkanı Sn Müsavat Dervişoğlu, siyasi himaye derken işte bu gerçeğe işaret ediyor. Fatma Betül Sayan'ın yerinde bir muhalefet milletvekili olsaydı şimdi çoktan kıyamet kopuyor olurdu. Kıblesi Saray olan gazeteciler, yeri göğü inletir, bire bin katarak muhalefetin hırsızlığını, arsızlığını teşhir ederlerdi. Bu defa yapamadılar, çünkü hırsız bizdendi, bizden olana da her şey mübahtı.

Son olay bu ülkenin ciddi bir temizliğe ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Bu kadar yolsuzluğun, hırsızlığın olduğu bir ülkenin iki yakası bir araya gelmez. Nitekim gelmiyor da. Daha iki gün önce emekli bir polis memuru yokluktan, yoksulluktan intihar etti. Geçmişte Başbakanlığın önünde bir esnafın attığı  yazar kasanın destanını yazanlar, emekli polis memurunun ölümünü pas geçtiler. Oysa bu bir insandı, bir kasa değildi, duyguları, acıları, üzüntüleri vardı.Sefaletten başka bir şey getirmeyen yeni Türkiye'nin  son kurbanıydı.

Fon soygunu ne ilktir ne de son olacaktır.Muhalefet belediyelerinin bu skandalın yüzde biri kadar bile olmayan yolsuzluk iddialarını köpürtenler, sıra iltisaklılarına gelince  aynı duyarlılığı göstermiyorlar.Bu da muhalefet belediyelerine yönelik operasyonların birer -adalet gösterisi- ve -muhalefetsizleştirme-  olduğunu gösteriyor. Yargı bir gösteri alanı değil, milletin hukukunun korunduğu yerdir. Dibe vuran ekonomiyi, itibar kaybeden yargıyı kurtarmanın yolu hukukun üstünlüğüdür..Güç vehmiyle dokunulmaz olduğunu sananları durduracak olan budur.Adalet terazisi düzelmedikçe hiç bir şey düzelmez, düzelmeyecektir. Sorumlu o teraziyi bozanlardır.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • AZİZ ADALET

    Aurelius Augustinus (Aziz Augustin): "Adalet olmayınca devlet, büyük bir çeteden başka nedir ki?" diyerek adaletin yokluğunun toplumsal düzeni tamamen bozacağını belirtmiştir.

  • GÜVEN ADALET

    Hz. Ömer: Devletin ve sistemin adalete bağlı olduğunu belirten ve adliye binalarında da yer alan ünlü "Adalet mülkün (devletin/düzenin) temelidir" sözünün sahibidir. Bu söz, adaletin bozulması durumunda tüm devlet yapısının çökeceğini ifade eder.

  • ALPKURT

    Fatih Sultan Mehmet: "Kadı'yı (hakimi) satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür."

  • YALNIZKURT

    Hep kafama takılmıştır Adalet Terazisi deyimini kullanırken, başka teraziler de var mı? Yoksa zaten Terazi adaletin kendisi mi? Adalet, herkesin hakkını alması, hakkaniyet, eşitlik ve hukuka uygunluk ilkelerine dayanarak doğrulukla hükmetme durumu değil mi? Ölçüler bunlar değil mi? Neyi tartıyoruz? Haklılığı değil mi? Bir kefeye hakkı diğerine haksızlığı koymuyormuyuz? Hangisi ağırsa yani çoksa kararı ona göre vermiyormuyuz haklıyı haksızı böylelikle belirlemiyormuyuz? Sağlık'ta, Eğitim'de, Ekonomi'de ve Sosyal Hayat'ın eşitliğini hakkaniyetini hep bu terazi ile belirlemiyor muyuz? Terazi zaten adalet olmasaydı "Kantarın topuzunu kaçırmak" deyimini de aşırıya gitmek ölçüyü kaçırmak anlamında kullanırmıydı atalarımız? Velhasıl topuz çoktan kaçtı? Ama unutulmamalı ki eni sonu bu topuz herkeze lazım olur vesselam...

Bu Yazıyı Paylaş