Köşe Yazısı

"Yalnız Adam" Başardı Biz de Başarırız!

Özcan Pehlivanoğlu
Özcan Pehlivanoğlu
3 dk Sesli Dinle 1

Türkiye'de bir umutsuzluk havası hakim!

Ne zaman halkın arasına karışsanız hep sorulan soru "ne olacak halimiz?" oluyor...

Bir kesim ağır bir yoksulluk içinde eziliyor, fon hırsızlığı gibi bir çok yolsuzluk halkı öfkenlediriyor. Asayiş olayları ve uyuşturucu kullanımı had safhada. Cinayetler almış başını gitmiş!

"Parti devleti" tüm ağırlığı ile üzerimize çökmüş durumda. İtiraz edenlere hemen yargı sopası gösteriliyor. Bu sebeple halkta "bunlar seçimde kaybetse de gitmez" düşüncesi yerleşiyor.

Siyaset ve siyasetçiye güven dip yapmış durumda! Haksız da değiller...

Ancak bütün bunlara rağmen yeniden bir millî mücadele için önümüze fener olup aydınlatan ve bir kısım tarihçi tarafından "yalnız adam" olarak nitelenen biri var!

Gazeteci yazar Alev Çoşkun, Atatürk'ün Samsun'a gitmesinden önce son 6 ay içinde olan olayları anlattığı "Samsun'dan Önceki 6 Ay - İşgal, Hüzün, Hazırlık" adlı kitabında İngiliz hayranı 150'liklerden Refi Cevat (Ulunay)'ın , Mustafa Kemal Atatürk'le yaptığı bir konuşmayı aktarır.

Refi Cevat'ın o işgal günlerindeki ruh halini ve tutumunu anlamak için Atatürk ile arasında geçen konuşma, Atatürk'ün kararlılığı ve inancı açısından da çok ilginçtir.

Refi Cevat, sorularını bitirdikten sonra ayrılmak üzere ayağa kalktığında, Atatürk: "Bu vatan, içine düştüğü bu felaketten nasıl kurtulur diye bir sual sormanızı isterdim." der.

Refi Cevat şöyle cevap verir:

"Ben bu vatanın kurtarılmasını mümkün görmediğim için böyle bir sual düşünmedim. Neyle, hangi askerle, hangi silahla, hangi parayla? Maalesef paşam, vatan kupkuru bir çölden farksız oldu. Affınıza sığınarak arz edeyim ki, artık bu kupkuru çölde hayat belirtisi yok!"

Mustafa Kemal Atatürk'de ona kararlı ve inançlı bir ses tonu ile;

"Çöl sanılan bu âlemde saklı ve kuvvetli bir hayat vardır. O millettir. O, Türk Milletidir. Eksik olan şey teşkilattır. Bu teşkilat organize edilebilirse, vatan da millet de kurtulur. Bunu böyle bilesiniz Refi Cevat Beyefendi!" diye söyler ...

Refi Cevat, matbaaya dönünce arkadaşları merakla "Ne oldu? Kemal Paşa ne dedi?" diye sorduklarında şöyle der:

"Şu sıralar Anadolu'ya geçilir, milli direniş harekete geçirilirse, Fransız'ı da, İngiliz'i de, İtalyan'ı da memleketten kovulur, vatan istiklâlini kavuşur, millette esaretten kurtulurmuş! Anladınız mı arkadaşlar? Bu adam deli değil zırdeliymiş!"

Refi Cevat (Ulunay) ; "İngilizleri bekliyoruz. Türkler kendi güçleriyle adam olamaz. İngilizler elimizden tutarak bizi kurtaracak!" diyen bir Osmanlı entellektüeliydi! (16 Nisan 1920 Alemdar Gazetesi)

Ama onun ve onun benzerlerinin söylediği gibi olmadı. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları başardı. Türk Milletinin istiklâli sağlandı. Onurumuz ve gururumuz korundu, devletimiz Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Yıllar sonra kendisi ile yapılan bir söyleşide, Refi Cevat'a soruldu: "Milli Mücadele'deki yanlışlarınızdan pişmanlık duyuyormusunuz?"

Yanıldım demedi ama tarihe geçebilecek bir cevap verdi; " O şartlar içerisinde kurtuluş mücadelesine atılıp Türkiye'yi üç büyük devletin pençesinden kurtarmaktan söz edenlere karşı herkes benim gibi düşünürdü. Böyle düşünen tek adam oydu, tek adam!" 

İşte böyle aydın, halk önderi diyebileceğimiz yüzlerce binlerce isim işgal günlerinde Refi Cevat gibi düşünüyordu. Ne işgal günlerinde kurtuluşa inanıyorlardı ne Türk insanın ferasetine güveniyorlardı.

Bir tek adam yani Mustafa Kemal Atatürk, böyle düşünüyordu ve tüm imkansızlıklara rağmen başardı. Merak etmeyin bizde başarırız zaten o da öyle isterdi!

Sizin için bugün de uğraşan insanlar var ve tek hedefleri laik, milli, üniter Türkiye Cumhuriyeti'ni yaşatmak için Türk Milletini "ZAFER"e taşımak!

Günümüzde yaşanan gelişmelere bakarak asla ümitsizliğe düşmeyiniz. Yalnızlığınız sizi korkutmasın ve ürkütmesin... 

"Bizim Ümit'imiz Var".

Böyle bir halde bile başarmak mümkündür! Mustafa Kemal'in yalnızlığı size, bize, hepimize örnek olsun.

Özcan PEHLİVANOĞLU

12 Ekim 2026 / Ankara 

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Neden kurtuluyoruz Sn. Yazar. Bizim kurtulmamız gereken şey kendi kendimiz. Kendi kendimizden kurtulmamız gerekiyor. Atatürk dış güçlerden kurtardı. İç güçleri hizaya soktu gibi göründü. 50 yıl dayanmadı. Anlamadığınız şey bu demografik yapı ile bütün yolların artık tıkalı olduğudur. Yapılması gereken halkı değiştirmek. Onu yapmadıkça hiç bir faydası yok, boşa emek, abesle iştigal. Bu gün bu gazetenin yazarlarından biri Selçuklu Coğrafyası diye bir kavram kullanıyor. Biz kendi ülkemizi tanımıyormuşuz? Bu ülkede böyle bir coğrafya varmış meğerse, ama ben ilk kez duydum. Birden bire bir boşluğa düştüm sanki. Ben nerede yaşıyorum aslında ? Benim Türkiye sandığım şey nedir ? Sonra düşününce bütün olan biten netleşti. Sadece olan biten değil, neyin kavgasını kimin verdiği de netleşti. Cumhuriyet düşmanlığını bilirdik ama bu kadarı aklıma bile gelmemişti. Osmanlı'yı bile hazmedememiş bir Selçukluculuk. Yani Farsçılık. Biz arapçılıktan şikayet ede duralım, ülkede bir farsçılık belası mevcutmuş. Bütün bu kürt isyanlarının hepsi şimdi bir anlam kazandı. Bunların niye kudurdukları ve ne istedikleri şimdi yerine oturdu. Resmi dili Farsça olan, her tarafı farslaşmış Selçuklu. Onu istiyorlar. Tabi ya. Al sana üç hilal !!! Selçuklucular, Osmanlıcılar, Cumhuriyetçiler. Yani, farsçılar, arapçılar ve Türkçüler kavgası. Bunun nesini düzelteceksin? Bunun sözde düzelmiş halinden ne hayır gelecek? Sıfır !! Bahçeli'nin iki de bir Bizans artıkları dedikleri kim, Osmanlı mı Cumhuriyet mi? Kürtler Selçuklu'nun kardeşi, Osmanlı ve Cumhuriyetin ise düşmanı. İşte bize Türkiye diye yutturdukları bu, hiç olmayan bir ülke.

Bu Yazıyı Paylaş