Yeniçağ yazarı Mehmet Faraç, Türkiye'nin hem tarihi yapısı hem de doğal güzellikleriyle eşsiz bir şehir olan Şanlıurfa'yı köşesine taşıdı. "İşgal altında Urfa" başlığı ile kaleme aldığı yazı, memleket sevdalısı herkesin yüreğini sızlatacak cinsten. 

Mehmet Faraç'ın yazısı şöyle:

URFA- Daracık sokaklarında gül kokuları, tahta arabalardan savrulan "eskimo" serinliği ve kirlenmemiş nağmeleriyle Urfa müziğinin en doğal halinin çınlaması da yok artık...

Egzotik çarşıları, çevresinde bağları, bahçeleri, fıstıklık ve zeytinlikleriyle türkülere konu olan Urfa her açıdan mazi olmuş ne yazık ki...

20 yıl öncesinin o kültür, sanat ve musiki şehri, enfes yemekleriyle damaklarda kalan lezzeti ve acı kahvesinden kaçak çayına kadar bozulmuş artık...

Meyan kökü şerbeti kaybetmiş kendini, isot renkten renge girmiş, kebabına hile, sıra gecesine laçkalık bulaştırılmış Urfa'nın...

Yüzyıllardır insanlarının yüreğindeki merhamet, dillerindeki gazel ve damaklarda bıraktığı lezzetlerle "gelenin de gidenin de ağladığı" o eski Urfa, ezeli güzelliğini de boğan gri beton kuşatmasının altında sosyo kültürel açıdan da ezildikçe ezilmiş...

Ne yazık ki birer yıl arayla her gittiğimizde, Urfa'nın kendinden-aslından ve ruhundan giderek daha çok koparıldığını görüyoruz... Özellikle son 10 yılda, AKP'li beceriksiz-duyarsız- ilgisiz- sorumsuz belediye başkanlarının elinde, hem de acımasızca mahvedilmiş Urfa...

Velhasıl ne Göbeklitepe'nin gizemi, ne laçkalaştırılmış "sıra gecesi" şovları ne de şehri devasa fotoğraflarıyla donatan belediye başkanlarının sonradan görme reklamcılığı örtebiliyor Urfa'daki yıkımı!..

Çünkü Urfa sadece AKP'li yerel yöneticilerin beceriksizliğinin değil, sığınmacı adı altında kentin sosyo kültürel kimliğini baltalayan 650 binden fazla Suriyelinin yarattığı ağır yıkımın ve çarpıklığın altında da ezilmeye devam ediyor!..

BİR ŞEHİR TÜKENİYOR...

On yıl önce kentten ayrılanlar Urfa'yı tanıyamıyor artık...

Urfa'nın dört giriş yönü de imar rezaletlerinin yıkımı altında;

Antep girişi sadece organize sanayi ve çevresindeki çarpık yapılaşmanın değil, Akabe Boğazı'ndan başlayan iğrenç bir gecekondu taarruzuyla çirkin manzaralar yaratıyor... Bu bölgede SİT alanları talan edilmiş...

Şehrin Diyarbakır girişinde ise AKP'li belediyelerin doğa ve imar yağması durmuyor...

Fıstık, zeytin bahçeleri, bağlar ve ormanlık alanların büyük bölümünde binlerce apartman dikilmiş...

Yollar, güzergahlar çarpık halde, yeşil alan yok, küçük parklar ise tamamen göstermelik... Çünkü her yer beton Karaköprü ilçesinde...

Şehrin Mardin ve Suriye yönünde ise tarım alanı katliamı devam ediyor...

Urfa Valiliği, belediye, kültür müdürlüğü ve Kültür Ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu bu bölgedeki SİT yağmasını da seyrediyor... Çünkü binlerce yıllık geçmişi olan mağaralar gecekondu ve ahır istilasında...

Özellikle 2014'ten itibaren Urfa'nın Eyyübiye ilçesindeki SİT alanları ve tarım alanları yağmalanmış... Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, Eyyübiye ve çevresindeki doğa ve tarih katliamını da seyrediyor...

İşte bu yıkımları en çok körükleyenler de, konut sıkıntısı çekmesinler diye tüm çarpıklık ve kanunsuzluklarına göz yumulan Suriyeliler...

Çünkü Urfalı kalmamış şehrin sokaklarında... Caddelerde Türkçe konuşana rastlanmıyor!.. Binlerce işyerinin üzerinde Arapça tabelalar var...

"Peygamberler Şehri"nin her köşesinde kaçak pavyonlar açılmış, yasadışılık, fuhuş, kumar, uyuşturucu almış başını gitmiş...

Suriyeli kadınları ikinci-üçüncü eş olarak alanların sayısında ise patlama var...

Uygar yaşam kurallarına uymayan sığınmacılar sadece sosyo kültürel erozyonun değil, kentteki çevre kirliliğini de arttırmaktan geri durmuyor. Çünkü belediyeler Urfayı sahipsizliğe terketmiş...

Urfa'nın en büyük caddelerinde poşetler, pet şişeler, çöpler uçuşuyor, 13 bin belediye çalışanına rağmen kent temizliği koordine edilemiyor...

Ve ciğer kebapçısı, seyyar satıcı işgalindeki kaldırımlar, otobüs durakları, refüjler çok kirli, yollardaki yağ tabakasından çevreye pis kokular saçılıyor, utanç verici manzara Urfa'nın tarihi-turistik dokusuna hiç yakışmıyor...

mehmet-faraç-bir-sehir-tukeniyor-diyerek-kaleme-aldi

GÖÇ, TERÖR, UYUŞTURUCU!..

Şehirde binlerce işyeri de açmış Suriyeliler... İstihdam sorunu büyümüş, ekonomideki çarpıklıkta yasadışılık hakim...

Kentteki hastaneler de sığınmacıların işgalinde... Urfalılar doktorlardan randevu bile alamıyor, acil servislerde yüz metrelik kuyruklar oluşuyor...

Urfa'da hem sosyo ekonomik hem de sosyo kültürel yozlaşma ve yıkımı körükleyen sığınmacı istilası kenti tamamen boğmuş durumda...

Şehir merkezinde Suriyelilerin olay çıkarmadığı gün yok neredeyse...

Geçen hafta lüks arabalarla Atatürk Bulvarı'nda şov yapan ve Arapça yazılı flamalarla çevreyi kışkırtan sığınmacılar öfke çekmiş, polis olayları güçlükle önlemiş...

BUPAR araştırdı: Başkanlık sistemi tutmadı, çözüm Millette! BUPAR araştırdı: Başkanlık sistemi tutmadı, çözüm Millette!

Şehirde neredeyse her hafta IŞİD operasyonu yapılması ise sığınmacılarla birlikte göç eden terörün tehdidini iyice öne çıkartıyor...

Urfa sadece Adana ve İstanbul'dan sonra en çok IŞİD üyesinin yakalandığı şehir değil...

Aynı zamanda en tehlikeli militanlar, intihar eylemcileri, suikastçılar ve patlayıcı kuryelerinin Urfa'da yakalanması da, şehrin her köşesinde yabancıların da açtığı dernek adı altındaki hücrelerden kaynaklanıyor...

Yazının başından itibaren dikkat çekilen manzara Urfa'nın nasıl işgal altında olduğunu gösteriyor ama, dahası da var...

Çünkü sığınmacılarla birlikte kentin özellikle Eyyübiye ilçesinin büyük bölümünde uyuşturucu satıcıları cirit atıyor, sokaklarda- kuytularda uyuşturucudan sızmış çocuklara rastlanıyor, operasyonlar etkisiz kalıyor...

Özellikle Şeyh Maksut ve çevresinde ailece uyuşturucu ticareti yapan gruplar içerisinde kendini "Baron" olarak tanıtanlar ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor, çocuklarını uyuşturucudan uzak tutmaya çalışan ailelerin kaygısı büyüyor...

Velhasıl "Urfa'nın etrafı 'dumanlı" dağlar" türküsü şehrin varoşlarını saran

esrar, eroin ve sentetik uyuşturucu pazarı yüzünden daha acıklı bir hal alıyor!!!

Polisin ve jandarmanın uyuşturucuya karşı operasyonları niçin daha da yoğunlaştırmadığı merak ediliyor?..

Evet; iki gündür bu köşede çığlığını yansıtmaya çalıştığımız Urfa; bürokrasinin, belediyelerin ve siyasilerin duyarsızlığı yüzünden sosyo ekonomik olarak hızla tükeniyor...

Urfa kültürel dokusunu kaybediyor, kirletilen doğa yetmezmiş gibi, tarım alanlarındaki rant katliamları bitmiyor ve Göbeklitepe gibi bir hazine ile binlerce yıllık geçmişi bulunan tarih ve uygarlık kenti, sığınmacı- terör- uyuşturucu- imar rantı batağında acilen kurtarılmayı bekliyor...

Urfa'nın sıra gecelerinde istediği kadar türküler çınlasın, o güzelim şehir her açıdan "imdat" çığlıkları atmaya devam ediyor..."

mehmet faraç