AKP'nin ekonomi planı patladı!

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin yeni ekonomi planı olan 'ihracat odaklı üretime yönelik kredi genişlemesi' planı tutmadı.

AKP'nin ekonomi planı patladı!

Erdoğan, hükümetinin ekonomi planına göre, kronik cari işlemler açığını kalıcı fazlaya çevirmek yer alıyor.

Ekonomi yönetimi 2023 seçimlerine tek haneli enflasyonla gireceğini belirtirken anketler neredeyse 20 yıldır iktidarda olan Erdoğan için bir sonraki seçimi kaybetmemek için iktidarın her türlü mücadeleyi vereceğini gösteriyor.

AKP'nin 'ihracat odaklı üretime yönelik kredi genişlemesi' planına rağmen, şubat ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 135,5 artışla 7,88 milyar dolara çıktı.

İki aylık dış ticaret açığı da yüzde 183,3 artışla 18,2 milyar dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Şubat ayında yüzde 82,7 iken, 2022 Şubat ayında yüzde 71,7'ye geriledi.

MUCİZE GEREKİYOR

Yaşanan gelişmeler sonrası birçok akademisyene göre, Türkiye'nin cari açığını kalıcı olarak düşürmek için ise gerçekten bir ithalat mucizesi gerekiyor.

Konuya ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Merkez Bankası eski başekonomisti Hakan Kara, ''Faiz indirince rekabetçi kur ile ihracat coşacak, dış denge fazla verecek, döviz bolluğu ile enflasyon düşecek diye bir teori vardı. Hatırlayan var mı?'' diyerek faiz indirimi sonrası enflasyonun zirve yaptığına paylaştığı grafikle dikkat çekti.

''DÖVİZİ TIRMANDIRIR''

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan ekonomist Mustafa Sönmez ise, ''İlk 2 ayın dış ticaret açığı 18 milyar doları buldu. Hele mart verileri gelsin, vehamet o zaman daha iyi anlaşılacak. Geçen yıl ilk 2 ayda ihracat, ithalatın yüzde 82'sini karşılarken bu yıl ancak yüzde 67'sini(üçte iki) karşılıyor. Açık büyüyor, döviz açığı da büyüyor. Dövizi tırmandırır'' ifadelerini kullandı.

KAMU KONTROLLÜ KUR POLİTİKASI

Merkez Bankası'nın TL'nin getirisini belirgin negatif bölgeye taşıyan faiz indirimleri ardından aralık ayında dolar/TL tarihi zirvelerini görürken bu enflasyonist bir sarmala da dönüştü. Daha sonra ise kamunun kur riskini üstlendiği mevduatlar ve maliyetli döviz müdahaleleri piyasayı sakinleştirdi.

Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinde hem düşüş hem artış yönlü etki eden daha aktif bir politika izlemeye başladı. Analistler yeni düzeni kamu kontrolünün daha çok olduğu bir kur politikası olarak tanımlıyor.

YORUM EKLE