Bugün sizi düşündük!

Hürriyet yazarlarından Fatih Çekirge, sağlık personellerine uygulanan şiddeti konu alan bir yazı kaleme aldı.

Bugün sizi düşündük!

Çekirge'nin "‘Bana saldırdı, yumrukladı gitti, kapıda 60 hastam bekliyordu hâkim bey’" başlıklı yazısı şu şekilde;

"Dr. Ali Has, her sabah olduğu gibi saat 08.30’da aile sağlığı merkezindeki muayene odasına geçti.

Beyaz önlüğünü giydi. 

Ve 37 yıldır yaptığı gibi ilk hastasını aldı.

Sonra ikinci hasta ve diğerleri...

Henüz 6 hasta bakmıştı ki...

Kapı açıldı. Elinde bir torba ilaç kupürüyle Mustafa G. içeri girdi.

Ve daha “Günaydın” bile demeden, “Şu ilaçları yaz doktor” dedi.

Dr. Has şaşırmıştı. 

“Pardon ama kim için bu ilaçlar? Muayene etmem lazım” dedi...

Mustafa şiddetle gürledi:

“Annemin ilaçları.”

“Ama annenizi görmeden yazamam ki... Suç olur.”

“Ne suç olacakmış... Anneme yazılmış ilaçlar işte. Sen de yazıver...”

“Beyefendi, ben görmeden, muayene etmeden ilaç yazamam. Bu yasaktır.”

Ne olduysa o an oldu... 

Mustafa G. aniden saldırdı. Ve başladı vurmaya... Dr. Ali Has zor kurtuldu.

İşte böyle arkadaşlar...

Her gün böyle bir “doktora saldırı haberi” alıyoruz. 

Ama en önemlisi nedir, biliyor musunuz?

Dr. Ali Has olayı anlatırken şöyle dedi:

“Saldırgan vurdu vurdu, çekti gitti. Kapıda 60 hastam daha bekliyordu. Onları bırakamadım. Rapor aldıktan sonra gelip onları muayene ettim.”

Dr. Ali Has günde ortalama 200 hasta muayene ediyor.

Bilin istedim...

DR. ÖZCAN: ‘SALDIRIYA UĞRADIM, ÇOK ÜZGÜNÜM HÂKİM BEY’

ÖNCEKİ gün

DHA geçti bu haberi de...

Dr. Mahmut Özcan, sabah erken saatte Adana Seyhan’daki sağlık ocağına gitti.

Küçükdilli Mahallesi’nden onlarca hasta gelmişti.

Sırayla hastalara bakmaya başladı. Yaşlısı, genci, herkes onu tanıyordu.

11 yıldır o mahalledeydi. Güler yüzlü, sakin bir insandı. Seviliyordu.

Öğleye doğru bekleme odası kalabalıklaşmıştı. Sonraki hasta geldi.

Dr. Özcan hemen tahlil istedi. Teşhis koyacaktı. Ancak sistemde arıza olduğu için bir türlü tahlil sonuçlarını göremiyordu.

Bekledi...

Hasta yakınları homurdanmaya başlamıştı. 

Ortalık geriliyordu. 

Dr. Özcan havayı yumuşatmak için hasta yakınlarına “Şu anda sistemde bir arıza olduğu için tahlil sonuçlarını göremiyorum. Teşhis ve tedavi de gecikiyor tabii” dedi.

Vay sen misin bunu söyleyen...

Hasta yakınları çılgına dönmüştü. Ne sağlık sistemi kalmıştı, ne doktor...

Hakaretler aniden yumruklara, tekmelere dönüştü.

Dr. Özcan yere kapaklanmıştı. 

Ve 11 yıldır çalıştığı sağlık ocağından bir ambulansla hastaneye kaldırıldı.

Şikâyetçi olurken bile “Çok üzgünüm” dedi.

YAYGIN SALDIRI ALTINDALAR

ANADOLU’nun en ücra köylerinde... Devasa şehirlerde... Yoğun nüfus altındaki sağlık merkezlerinde, hastanelerde çalışıyor bu insanlar.

Onlar için “sağlık personeli” diye “soğuk bir ad” kullanılıyor.

Aslında bana göre “hayat ışığı” onlar... 

En zor günlerimizin “son umut reçetesi” onlar...

Peki ne oluyor böyle?

Şu haberlere bakar mısınız! İşte son günlerdeki haberler...

Trabzon: “Hasta yakını doktoru bıçakladı. Genç doktor öldü.”

Samsun Bafra: “Doktorun parmaklarını kırdılar.”

İstanbul Bahçelievler: “Dr. Fikret Hacıosman silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.”

Şanlıurfa: “Doktorun başında parke taşı parçaladılar.”

Ve daha onlarca benzer haber...

Doktorlar, hemşireler resmen saldırı altındalar.

En son olarak Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, “Bu böyle gitmez” dedi.

Ama gidiyor işte...

Bir önlem alınmazsa... Sinir katsayısı yükselmiş hasta yakınlarının yarattığı bu dehşet, yayılarak devam edecek.

Ne yapmalı?

Nasıl yapılmalı?

Ama buna bir çözüm bulunmalı...

Acaba il sağlık müdürleri, “halk sağlığı eğitimi”nde doktorların, hemşirelerin, teknisyenlerin önemini anlatamaz mı?

İlköğretimde “sağlıklı yaşamın önemi” anlatılırken “doktorların, hemşirelerin önemi” de anlatılamaz mı?

Tabii bir de bunun cezası olmalı...

Türkiye’nin her
köşesinde... Günde
300 hasta bakan canım doktorlar... Tıp Bayramı’nı filan beklemedim...

Bugün sizi düşündüm...

Hepinize selam olsun..."

YORUM EKLE