Bedri Baykam, Bodrum Marina’daki Yacht Club’da sergi açmaya hazırlanıyor. Bedri Baykam, “Metamorfoz” isimli sergisine bütün sanatseverleri davet etti.

Çizgi filmler çocukluk travmalarına iyi geliyor Çizgi filmler çocukluk travmalarına iyi geliyor

Sanatçı Bedri Baykam sergisinde sürekli değişim, gelişim, nostalji, arayış kavramları arasında gidip geliyor. Aynı tuvalde birbirlerinin gözlerinin içine bakan kırk yıl önceki ve şimdiki Bedri Baykam, diğer tuvalde kırk yıl önce kullandığı yağlıboya ile fotoğraf yan yana ya da tuvali yukarıdan aşağı kesen akrilik leke yer alıyor. Sürekli değişiyor, metamorfoza uğruyor. Sanatçı; “ben sürekli kendi içinde gidip gelen bir yaramaz çocuk gibiyim” diyor. 

YENİ VE ESKİ

Baykal, sergiyi hem birbirlerinden farklı önceki serilerini bir araya getirerek hem de yeni işlerini ekleyerek düzenlemiş. O yüzden sergiyi “Kayıp Eşyalar Atölyesi”, “Beat Kuşağı Grafittileri”, kendisinin lentiküler diye adlandırdığı “4D” ve “Hâlâ Islak” başlıkları altında toplamış.

“Kayıp Eşyalar Atölyesi”nde sanatçının anlatımıyla atölyesinde bir köşeye atılmış fotoğraflar, kumaşlar, eski defterler, buluntu eşyalar Baykam’a dert yanmış; ‘Biz ne olacağız, bizi de sanata karıştır, bizi de ölümsüz yap” diye baş kaldırmış”. Baykam da onlarla bir seri iş üretmiş. “Beat Kuşağı Grafittileri” serisinde 50’li 60’lı yıllarda New York’ta bir araya gelen şair ve yazarların kitaplarından etkilenen işler var. Bedri Baykam ABD’de, California Arts and Crafts’da okurken bu yazarlardan biri de onun hocasıymış. “4D” başlığındaki tuvallerde lens yardımıyla yapılmış, katmanlı, üst üste bindirilmiş görüntüler yansıyor. İki yıldır üzerinde çalıştığı soyut seriler ise “Hâlâ Islak” adıyla sergileniyor, bunlara pandemi ürünleri diyebiliriz. Sanatçı “Hâlâ Islak” serisi için “Boya benim 63 yıldır can yoldaşım, damarlarımdaki kan gibidir. Kolajı sokmadan, fotoğrafı sokmadan, anılarımla buluşturarak soyut resimler yaptım son dönemde. Burada da metamorfoz, kullandığım medyumlarda. Yani yağlıboya, suluboya, mürekkep, akrilik gibi çeşitli aracılarla ulaştığım zengin doku ve yüzeyle oldu” diyor. 

“Kendimi durduramadığım bir biçimde kendi sanat serüvenimin içinde bir labirentte dolaşır gibi çeşitli kapıları açıp girip çıkıyorum ve bu izenimlerimi sizlerle paylaşıyorum. Sürekli değişim ve dönüşüm içersindeyim. Bir bukalemun gibiyim. Ama izleyiciler yüz metre öteden bunların benim resmim olduğunu anlar.” Sanatçının sabırsız devinimi bir sergisi yeni açılmışken bir sonrakini de düşünmesinden belli. “Kafamda sürekli bundan birkaç yıl sonra göreceğiniz işlerimin planları var. Sanat dipsiz bir konu” diye de ekliyor.

‘STANDARTLARI BEN BELİRLERİM’

Ben; “En kırmızının yanına en aykırı parlak başka bir renk atıyorsunuz tuvale. Soyut ve aykırı renkler, lekeler. Oysa izleyici hikâyesi olan işleri sever. Baksın ve hikâyeyi çözsün. Anlaşılmamaktan korkmuyor musunuz?” diye soruyorum. “Korkmuyorum.” diyor. “I set the standards-standartları ben saptarım.” “Çok iddialı oldu” diyorum. “I set the standards” diye tekrarlıyor Bedri Baykam. “40 yıl önce bu boyda büyük resimlerimi gördüklerinde herkes şaşmıştı. Sonra onların üzerine yavaş yavaş kolaj geldi, grafiti geldi. Sergiye katalog bastırmayı, kalabalık sergi açılışlarını, resim ebatlarını, resme yazıyı ve kolajı sokmayı da ben tespit ettim. ‘I set the standards’ derken bunların hepsi yaşanmış ve kanıtlı şeyler. 34 yayımlanmış ve 14 de üzerinde çalıştığım kitabım var. Bunları bitirmeden bu dünyadan ayrılmak istemiyorum.” 50. yayın yılını kutlayan Milliyet Sanat’ın desteklediği Bodrum meRQezart’taki sergi 25 Eylül’e kadar açık.