Dünya küçük bir köydür, hele günümüzde, bilişim çağında, yapay zekâ devrinde.

Örnek 1.

Türkiye’nin 81 ili var. İstanbul’da yaşayan bir sermayedar Türkiye’nin doğusundaki Bitlis’e yatırım yapıyor, fabrikalar kuruyor, orada insanlar iş-aş buluyor, katma değer üretiliyor, bölgede kamyoncu yük taşıyor, mağazalar ürün satıyor, lokantalar dolup taşıyor…

Örnek 2.

Dünya’da 200’ün üzerinde ülke var, Hollandalı bir sermayedar dünyanın doğusundaki Türkiye’ye yatırım yapıyor, büyük sanayi tesisleri kuruyor, Türk insanı iş-aş buluyor, yaşam kalitesi artıyor, limanlar ihraç ürünleri taşıyan gemilerden geçilmiyor, ihracat gelirleriyle yeni fabrikalar kuruluyor, maden ocakları açılıyor, Türkler bu tesislere ortak oluyor…

Örnek 3.

Para politikalarında dünyanın her yerinde Merkez Bankaları kilittir. Bağımsız olmaları, işi bilen, yasalar çerçevesinde, işine kimseyi karıştırmadan yetkisini kullanan, mutfaktan yetişen ehil insanlarca yönetilmeleri halinde başarı çıtası yükselir.

Türkiye’de Merkez Bankası 1931’den günümüze önemini korumuştur. 1931-2023 yılları arasındaki 92 yılda 25 başkan tarafından yönetilmiştir. Kuruluşundan 1949 yılına kadarki 18 yılda sadece 2 başkan görev yapmıştır.

Bankanın bağımsızlığı önemlidir.  Yukarıda verdiğim dış sermaye örneğine bu perspektiften bakarsak hangi dönemlerde daha fazla/rahat para girişleri olduğu görülür.

Mutfaktan yetişen başkanlardan Durmuş Yılmaz beyi tanırım. ABD Merkez Bankası Başkanı bilgeliğinde olduğu kadar, sanki Anadolu’nun en ücra ilçesinde bir kamu bankası müdürüymüş gibi tevazu sahibidir. 2006-2011 yıllarında çok doğru ve faydalı işler yaptı.

Yine paranın, sermayenin, muhasebatın her kademesinde dirsek çürüten Naci Ağbal beyi takip ederdim. Çekirdekten geldiği bilindiği ve güven verdiği için 132 günlük Başkanlığında yaklaşık 10 milyar dolar yabancı sermaye girişi oldu.

Örnek 4.

Bir örnekte çok öncelerden verelim. İlk başkan, Selahattin Çam’ın 1931-1938 yıllarında enflasyon, paranın değeri, kalkınma hızı konularında neler yaptığına bakıldığında tarih yazıldığı görülecektir.

Para politikalarının önemli göstergeleri enflasyon ve büyüme hızıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin yüz yılında (1923-2023), büyüme hızında birincilik 1923-1938 aralığında ortalama %7,85 ile Atatürk, ikincilik 1951-1960 diliminde ortalama %6,44 ile Menderes ve üçüncülük 2003-2008 döneminde ortalama %6,21 ile Erdoğan yönetimlerinde gerçekleşmiştir.

Bu süreçlerde Merkez Bankası Başkanlığını; Atatürk yönetiminde Selahattin Çam, Menderes yönetiminde Osman Nuri Göver ve Mustafa Nail Gidel, Erdoğan yönetiminde ise N. Süreyya Serdengeçti ve Durmuş Yılmaz yapmıştır.

Örnek 5.

Merkez Bankaları ve dışarıdan sermaye girişleri iki yakın ahbaptır. Türkiye’de yapılan yabancı yatırımların %50’den fazlası finans/sigorta sektörüne (1), sonra sırasıyla enerji (2), bilişim/iletişim (3), toptan/perakende ticaret (4) ve gıda (5) sektörlerine yapılmaktadır. Yabancı yatırımlara ülkeler açısından baktığımızda, sürekli Konya ile kıyasladığımız Hollanda’nın açık ara birinci olduğu, ABD, İngiltere, Avusturya, Lüksemburg, İspanya, Belçika, Fransa ve Can Azerbaycan’ın onu takip ettiğini görürüz.

Örnek 6.

Türkiye’de hububat politikaları, 13 yıl boyunca hububatla ilgili eğitimi olmayan, hububat mutfağının ve laboratuvarının yerini göreve geldiğinde öğrenenlerce yürütülmüştür.

Sonuç.

Hemen her konuda ehil insan kaynağına sahip olan Türkiye, yönetmek üzere bekleyen yetkinlerle doludur. Seçimlerde ister mevcut hükümet devam etsin isterse değişsin, adil ve ehil olanlarla çalışıldığında işlerin nasıl kolaylıkla çözüldüğü görülecektir. Yeter ki bunca hatadan ders çıkarılsın, iş ehline verilsin, paraşütler söndürülsün ve liyakatte süreklilik sağlansın.

Es-selam olsun, ves-selam olsun, has-kelam olsun “vatanını karşılıksız sevenlere.”