28. Dönem Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşırken seçime katılacak ittifaklarda ortaklık arayışları devam ediyor. Cumhur İttifakı'nın Hizbullah terör örgütü ile bağlantısı olan HÜDA PAR ile el sıkışmasına yönelik eleştiriler gündemden düşmüyor.

Yeniçağ Gazetesi Yazarı Servet Avcı, iktidarın "akıl tutulması" olarak tanımladığı HÜDA PAR ile yaptığı ortaklığın Cumhur İttifakı'na seçim kazandıracağını yazdı. İktidarın 2019 yılında yapılan belediye seçimlerinde aynı hatayı Öcalan kardeşlerle görüşerek yaptığını ve sonucunda da seçimi kaybettiğini vurgulayan Avcı, "Cumhur İttifakı zaten sıkıntıdaydı ama HÜDA PAR'la işbirliği sonucu tam anlamıyla başına belâ aldı… Bunun belâ olduğunu anladığında atı alan Üsküdar'ı geçmiş olacak!.." dedi.

İşte Servet Avcı'nın "HÜDA PAR ve İstanbul'dan çıkarılmayan ders" başlıklı o yazısı:

"HÜDA PAR'la girişilen işbirliği Cumhur İttifakı'nı ne kadar zarar vereceğini seçimlerde göreceğiz… Bu zarar, İstanbul seçimlerinde Öcalan kardeşlerle işbirliğinin doğurduğu zarardan daha ağır olabilir…

İstanbul seçimlerinin ilk turundan sonra başvurulan bu yöntem, içine düşülen paniğin ve akıl tutulmasının bir sonucuydu… Seçim gidiyordu ve son çare, Öcalan kardeşlerin sahneye çıkarılarak Kürt oylarının Binali Yıldırım tarafına daha fazla akıtılmasıydı!..

Sonuç fiyasko oldu, oy farkı 800 bine çıktı… Galiba önümüzdeki seçimle ilgili de iktidar yine bir akıl tutulması ve panik hâli yaşanıyor… Çünkü yapılan bu hamlenin rasyonel bir tarafı yok… İktidar medyasının çaresiz biçimde giriştiği HÜDA PAR güzellemelerine rağmen yok…

Geçen yıl kaleme aldığım "İlk akıl eden kimdi?" başlıklı yazımda, çöküşü sağlayan bu hamleyi anlamaya çalışmış, şu pasajları kaleme almıştım:

Özellikle siyasette, bir grubu ya da kurumu ilgilendiren kritik bir hamle yapıldığında "İlk kimin aklına geldi?" diye düşünürüm…

Tekrarlanan İstanbul seçimlerinde 'Abdullah Öcalan'a mektup yazdırmak ve kardeşini devlet televizyonuna çıkarmak' ilk kimin aklına geldi meselâ? Liderin mi, yardımcılarından veya danışmanlarından birinin mi, yoksa çalışılan ajanstakilerden birinin mi?

Seçim riskte… Kara kara düşünülürken, birinin aklında bir ampul yanıyor İstanbul'u kurtarma formülünü açıklıyor: "Öcalan, İstanbul'daki Kürtlere mektupla mesaj verecek!"

Fiyaskoyla sonuçlanan bu hamlenin, kim tarafından akıl edildiği, kimlerce kabul edildiği ve başarısızlık üzerine hesabının sorulup sorulmadığı bilinmiyor hâlâ… Ama son bir ümitle girişilen bu aptalca hamlenin etkisi ağır bir şekilde sürüyor…

Cumhur İttifakı sözcüleri, ne zaman muhalefeti 'terör üzerinden' vurmaya kalkışırsa kalkışsınlar, muhalefet sözcüleri, Oslo gibi, çözüm süreci gibi, Habur gibi, Megri Megri gibi, Irak'ın kuzeyinden Suriye'nin kuzeyine terörist ve silah sevkiyatına izin gibi kullanabilecekleri yeni bir argümanla vuruyorlar iktidarı…

O yüzden de muhalefeti 'terör işbirlikçiliği'yle vurma stratejisi çok etkili olmuyor… Dolmabahçe'de masanın devrilmesi ve meskûn mahal operasyonlarıyla o dönemin kapandığı iddiası havada kalıyor çünkü… "Sonuç alma uğruna ne gerekiyorsa yaparız" havası, Öcalan kardeşlere sarılmayla bir anlamda tescil edilmişti… Ya da kaybetme korkusuyla akıl baştan gitmişti ve her iki hâl de birbirinden berbattı…

***

Söz konusu yazıyı şu paragrafla bitirmiştim: "Hâlâ merak ediyoruz: Bunu ilk akıl eden kimdi? Onun 'Bi şey daha deneyeceğim' müjdesine iktidar siyasetinin ihtiyacı var!.."

O müjde HÜDA PAR'la geldi sonunda!.. İstanbul'u ezici bir şekilde kaybettiren aynı akıl mı devreye girdi bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey varsa o da iktidarın parlak günlerindeki propaganda aklı yerini panik ve çaresizlikle gelen hatalara bıraktı…

Erbakan yaşasa "Tayyo iki" dediği Erdoğan’a destek verir miydi? Erbakan yaşasa "Tayyo iki" dediği Erdoğan’a destek verir miydi?

Bu gerilemenin başka izahı olamaz… Yandaş medya ne kadar HÜDA PAR'ın 25 yıl önceki Hizbullah'a benzemediğini, elinde silah bulunmadığını, ders çıkardığını, PKK'yla mücadele ettiğini anlatadursun, bunların tamamı gerçeği ifade etmiyor…

Zaten parti programı her şeyi belgelediği gibi, Hizbullah'a asla terörist diyemeyen dilleri, Atatürk hakkındaki düşünceleri sorulduğunda 5816 sayılı yasayı hatırlatarak, "Aslında ağır konuşacağız ama kanun koruyor" anlamındaki sözleri, değişmediklerini, asla değişmeyeceklerini ve istikrarlarını gösteriyor…

Cumhur İttifakı zaten sıkıntıdaydı ama HÜDA PAR'la işbirliği sonucu tam anlamıyla başına belâ aldı… Bunun belâ olduğunu anladığında atı alan Üsküdar'ı geçmiş olacak!.."