'İki MHP' gerçeği

2010 Anayasa Referandumu ve 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçları, MHP’nin bir kısım seçmeninin "Genel Merkez" tercihi dışında davrandığını gösteriyor. MHP’de diğer partilere göre dikkat çeken bir diğer farklılık ise Anadolu’nun "iç kesimleri" ile "sahildeki" MHP seçmeninin bir kısmının referandumlarda farklı tercihlerde bulunması.

'İki MHP' gerçeği

Aljazeera'den İrfan Bozan'ın haberine göre, 16 Nisan'da yapılması planlanan Anayasa referandumunda en çok merak edilen konulardan biri de MHP’ye gönül veren seçmenin ne yapacağı. Referandum söz konusu olduğunda, MHP seçmeninin bir kısmı "Genel Merkez"e kulak vermeyebiliyor. Aynı şekilde 2014 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde de bir kısım MHP seçmeni, "Genel Merkez"in tercihini benimsemediğini gösterdi. Hatta MHP seçmenine ilişkin olarak "iç" ve "sahil" MHP’li seçmeninin tercihlerinin farklı olduğunu söylemek de mümkün. Tüm bu cümleleri rahat kurabilmemizin nedeni 2010 Anayasa Referandumu ve 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimindeki sonuçlar. Yukarıdaki her iki seçimin ardından önce 2011, sonra da 2015 genel seçimleri yapıldı. Bu seçim sonuçları ile referandum sonuçları üst üste konulduğunda MHP’nin "sahil" ve "iç" seçmenlerinin farklı tutum aldıkları ortaya çıktı.

Aşağıda MHP’nin ikinci parti olduğu milliyetçi ve muhafazakâr kimliği ile öne çıkan "iç" yerleşim yerlerinden Kırşehir ve Kahramanmaraş’ın ilçelerinden Afşin ile MHP’nin hatırı sayılır oyu olduğu "sahil" yerleşimlerinden Fethiye ve Ayvalık’ın 2010 Anayasa Referandumu ve 2011 Genel Seçim sonuçları yer alıyor. Afşin  ve Ayvalık'ın 2015 Genel Seçimlerindeki seçmen sayısı birbirine çok yakın. Ayvalık'ın seçmen sayısı 54 bin 641, Afşin'in 53 bin 600. Kırşehir'in seçmen sayısı 159 bin 471, Fethiye'nin ise 104 bin 529. 

MHP ve CHP Genel Merkezleri 2010 referandumunda, "Hayır"dan yana tavır almışlardı. Yukarıdaki oylara göre Kırşehir ve Afşin sonuçları ele alınıp, CHP ve MHP’nin 2011 Genel Seçimlerinde aldığı oylar toplandığında, aşağı yukarı bize bir yıl önce yapılan referandum sonuçlarındaki ‘hayır’ı vermesi gerekiyor. Ama "hayır" oyu bu rakamın çok altında. CHP seçmeninin, AK Parti tercihlerine kapalı olduğu düşünüldüğünde, MHP’ye gönül vermiş seçmenin bir kısmının "MHP Genel Merkez"ini dinlemeyip referandumda AKP’nin tercihi olan "evet"ten yana tercihini kullandığı ortaya çıkıyor.

Fethiye ve Ayvalık oylarına baktığımızdaysa Kırşehir ve Afşin’deki durumu göremiyoruz. 2011 Genel Seçimlerindeki CHP ve MHP oylarını topladığımızda, neredeyse 2010 Referandumu'ndaki "hayır" rakamını buluyoruz. MHP’nin "sahil" oylarında AKP’nin tercihine bir kayış yok.

Şimdi de aynı yerleşim yerlerinin 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2015 Genel Seçimlerindeki oylarına bakalım.

2014 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kırşehir mercek altına alındığında MHP ve CHP’nin ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun 7 Haziran 2015 genel seçimlerindeki CHP ve MHP oylarının toplamından yaklaşık 17 bin daha az oy aldığı ortaya çıkıyor. CHP seçmeninin İhsanoğlu’na mesafeli olduğu, oy vermediği, bu seçimler için genel bir kabuldü. Oylara göre, seçimi kazanan Recep Tayyip Erdoğan, bir sonraki seçimlerdeki AK Parti oyundan 10 bin fazla oy aldı. (AKP’nin 2015 oyu 52 bin 532, Erdoğan’a 2014’te çıkan oy 62 bin 998) Bu artışın CHP seçmeninden olmadığı tartışma götürmez. Erdoğan’ın 10 bin fazla oyunda Saadet Partisi seçmeninin oyu olduğu düşünülse bile bu sayı içinde, ciddi bir MHP oyu olduğu da aşikâr.

Ayvalık ve Fethiye’nin, Cumhurbaşkanlığı ve bir yıl sonraki genel seçimleri oyları karşılaştırıldığında iki yerde de Erdoğan’a çıkan oy 2015 Genel Seçimlerinde AK Parti’ye çıkan oydan biraz fazla. Bu fazlalık da Saadet Partisi seçmeninin tercihi ile açıklanabilir. MHP seçmeninde, diğer iki "iç bölge" kentinde olduğu gibi Erdoğan’a bir yöneliş olmamış. Ekmeleddin İhsaoğlu’na Fethiye’de az oy çıkmasının sebebi ise net olarak CHP’li seçmenin oy vermemesi ile açıklanabilir.

2010, 2011, 2014 ve 2015 sandık sonuçları bazı MHP seçmeninin referandumlarda "iç" bölgelerde AKP tercihlerine yakın, "sahil" bölgelerinde ise CHP tercihlerine yakın siyasal tutumlar alabildiğini gösteriyor.

Adil Gür: MHP'nin iki farklı tabanı var

A&G Araştırma Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Adil Gür de 6 Şubat 2017’de Akşam Gazetesi’ne verdiği mülâkatta iki farklı MHP seçmeni olduğunu şu sözlerle ifade etmişti:

"2010 referandumunda MHP hayır kampanyası yürüttü. MHP seçmeninin yarısı gitti “evet” verdi. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde, "Adayımız Sayın İhsanoğlu" dediler. MHP seçmeninin yarısı Recep Tayyip Erdoğan’a oy verdi. Demek istediğim, MHP’nin iki farklı tabanı var. MHP’nin, Ege’de, Akdeniz’de Trakya’daki tabanı CHP’ye yakın, MHP’nin İç Anadolu’da, Karadeniz’de, Doğu Anadolu’daki, Orta Anadolu’daki seçmeni ise AK Parti’ye yakın. Bugün MHP dese ki, "Ben hayır bloğunun içinde yer alıyorum", MHP tabanı hayır mı diyecekti. Evet diyenler yine evet diyecekti."

Kürşad Zorlu: CHP ve MHP  ilk kez bu kadar güçlü biçimde farklı bloklarda yer alacak

Uzun yıllardır MHP tabanı üzerine araştırmalar yapan ve MHP’yi yakından tanıyan akademisyenlerden Ahi Evran Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Kürşad Zorlu, MHP seçmeninin oy verme davranışının iki bağlamda incelenebileceğini söylüyor:

"MHP seçmeninin oy verme davranışını iki bağlamda irdelemek gerekiyor. Birincisi partinin geleneksel seçmen grubunun yönelimi, diğeri ise dönemsel koşullarla partiye yönelen yakın çevre seçmenleri. Bu ikincisinde geçmişte bir şekilde MHP veya Ülkücü Hareket içerisinde konumlanmış ama başka partilere oy vermiş/bulunmuş seçmenler ile onlardan daha az olduğuna inandığım diğer partilerin tepkisel seçmenleri bir arada düşünülmeli. 1999 seçimlerinde alınan %18’lik oyun içerisinde, hem yakın çevreden hem de Öcalan’ın teslim edilmesi gibi faktörlerle gelen tepkisel seçmenler olduğu unutulmamalı. Buna benzer şekilde partinin baraj altında kaldığı 2002 seçimlerinde, bu iki blok oy verme desteğini askıya almıştır. Burada da MHP %8,3 oy almayı sürdürmüştür. İşte burası MHP’nin hem bir avantajı hem de dezavantajı olmaktadır. Yakın çevrenin beklentileri tatmin edilemediğinde ya da tepkisel seçmenin tepki gerekçesi giderilemediğinde, söz konusu seçmen grubu yeniden konumlanmaktadır."

Zorlu’ya göre söz konusu referandumlar olunca psikolojik ve rasyonel tabanlı başka saikler devreye giriyor:

"Referandumlarda ise MHP seçmeninin oy verme davranışını bu bahsettiğim ilişkisel bağlamın yanı sıra başka saiklere bakarak değerlendirmek gerekiyor. Şöyle ki; geleneksel seçmen tabanının kendi partisi dışında bir başka partiye oy vermesinin, “partiyle veya ideolojisi ile zıtlaşma” olarak değerlendirdiği genel seçim algısından göreli olarak uzaklaşılabildiği anlaşılıyor. Yani başka bir partiye oy verirken uyanan önleyici sosyo-psikolojik çevreleme, referandumlarda değişen ölçülerde delinebiliyor. 2010 Referandumu ve hatta başka etkileyiciler olsa bile Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP’nin geleneksel seçmen kitlesi, yakın çevre ve tepkisel seçmen kitlesinden belirli oranlarda oy kayışları yaşanmıştır. Bunların bir kısmı 7 Haziran seçiminde yeniden gelmiş, 1 Kasım’da tekrar uzaklaşma eğilimi taşımıştır. Fakat dikkat edilmesi gereken husus genel seçimlerdeki oy verme saikleri ile referandumlarda meydana gelebilen değişkenliklerdir. Bu durum bölgeler bazında irdelendiğinde Yozgat, Kırşehir, Aksaray, Tokat, Erzurum, Kırıkkale gibi illerde, genel seçimler dışında parti dışı yönelimlerin göreli biçimde artışıdır. Bu süreç aşama aşama yapısal oy kayışlarına sebep olsa bile iş genel seçimlere gelince bugüne kadar 2002 dışında partiden güçlü kopuşlara sebep olmadığı görülmektedir. Belki de MHP’yi 48 yıllık geçmişinde birçok partiden ayıran özelliği burada yatmaktadır. Sahil şeridinde MHP seçmeninin parti dışı yönelimini belirleyen en büyük hassasiyeti güvenlik/terör, yaşam koşulları ve parti içi tartışmalar olarak sıralanabilir."

Peki, 16 Nisan referandumunda MHP seçmeni ne yapar? Zorlu, yaşanacak olan sürecin bir ilk olacağını söylüyor ve net değerlendirme yapmanın güçlüğüne dikkat çekiyor:

"Şimdi 16 Nisan referandumu uzun süre AKP karşısında konumlanan iki partinin, CHP ve MHP’nin, -ki Cumhurbaşkanlığı seçiminde işbirliği yapmışlardır; ilk kez bu kadar güçlü biçimde farklı bloklarda yer aldığı bir sürece taşınmıştır. Acaba sahil şeridindeki seçmenler hangi konumlanmanın yanında duracaktır? Ya da Anadolu’da yapısal oy kayışlarına varacak bir etki gösteren referandum davranışı “Başkanlığa” destek olarak yansıyacak mıdır? Doğrusu bunu bugünden mutlak yorumlara vardırmak zordur. Bir defa MHP seçmeninin bir kısmının 2010 referandumunda “12 eylül” maddesinin bulunduğu bir değişikliğe destek vermesi ile 16 Nisan’daki olası destek ya da destek vermeme algısının bazı açılardan farklılık taşıyacağı kanaatindeyim. Sonra darbe girişimi, olağanüstü hal süreci ve geçmişte AKP-MHP arasındaki sert söylemler seçmeni hangi karara taşıyacaktır? Hep birlikte görmek lâzım."

YORUM EKLE