Yeniçağ’dan Tolga Şahin’in tüm belgeleriyle ortaya koyduğu gerçekler ve Akdeniz Üniversitesi’nin skandal kararı maalesef Türkiye’de bir taşı bile yerinden oynatmadı. Akademi hevesiyle yıllarını bu uğurda harcayan Türk gençlerini düşünen kimse çıkmadı. Bugünkü köşe yazısında Şahin, bu suskunluğun sebebini anlatıyor. Şahin’in “Türk akademisi AKP’yi asla affetmeyecek” başlıklı yazısı şöyle:

Sinan Ateş’in dayısı "tarih verdi" MHP’den istifa etti! Sinan Ateş’in dayısı "tarih verdi" MHP’den istifa etti!

“Türkiye’de akademinin geldiği içler acısı hali dilim döndüğünce kamuoyuna aktarmaya çalışıyorum. Daha dün Akdeniz Üniversitesi Etik Kurulu’nun verdiği skandal kararı belgeleriyle beraber kamuoyuna aktardım.

Bu ülkede profesör olmuş, dekanlık hatta ve hatta rektörlük bile yapmış olan Hayati Aktaş’ın yüksek lisans tezinden doktora tezine kadar intihallerle dolu çalışmalarını yayımladım. En son 4 akademisyenle beraber çıkardığı kitapçık ise tam bir skandaldı.

3 yabancı akademisyenin çalışmalarının dipnotlara kadar Google Translate’iydi bu kitapçık. Akdeniz Üniversitesi Etik Kurulu’na şikayet edildi profesör Hayati Aktaş. Etik kurul ne karar verdi dersiniz?

Kitapçık satılmadığı için etik ihlal söz konusu değil kararı çıktı kuruldan. Halbuki kitap internette satılmaktaydı. Etik Kurul Başkanı Prof. Dr. Hilmi Demirkaya’ya baktığımızda ise 232 eserinin olduğu görülüyor. Demirkaya, 77 yıla sığacak bu sayıda çalışmayı 20 yıllık akademik hayatına sığdırmış! Baktığınızda çalışmalarının çoğu 2 ya da 3 yazarlı.

Sözün bittiği noktadayız artık. Bu insanlar yıllarca profesör maaşı aldı. Hem de sizin benim vergilerimden!

Bu durum akademinin içinde olduğu duruma sadece bir örnek. Bunun gibi niceleri var. İnanın dünkü haberden sonra nerelerden kimler ne olaylar anlattı akademiyle ilgili. Hepsini yeri geldiği zaman değerli okuyucularımla paylaşacağım.

Diğer taraftan baktığımızda AKP, akademiye hep kendi adamlarını yerleştirdi 21 yılda, liyakati rafa kaldırarak. Sonuç olarak ders anlatmaktan aciz, bilimsel çalışma üretmekten yoksun tipler doluştu akademiye. Ammaaa bu tipleri okulda bir görün küçük dağları biz yarattık havasındalar. Egoistlikleri tavan yapmış. Burunlarından kıl aldırmıyorlar.

Bu mesleği asıl hak eden liyakat sahibi insanlar ise Ankara’da sırtlarını dayayacakları bir dayıları olmadığı için aç ve açıktalar.

İşte geçen gün elime geçen ve bu ülkenin medar-ı iftiharı olması gereken bir gencin CV’sini sizinle paylaşmak istiyorum.

Gencin kendi isteği üzerine bazı bilgilerini veremeyeceğim ama 33 yaşında bu genç. Türkiye’de sayılı gencin girmeyi başardığı ODTÜ’de çift anadal yapıyor. Yani iki bölüm birden okuyor.

ODTÜ ve Hacettepe Üniversiteleri'nde iki farklı yüksek lisans programını bitiriyor. Daha sonrasında Boğaziçi Üniversitesi’nde doktora yapıyor. Normal bir ülkede bu gencin derhal üniversitede akademisyenliğe başlaması gerekirken asgari ücretle iş arıyor bu gencimiz Türkiye’de.

Bu gencimiz girmesi bile zor olan bu okullarda kim bilir ne zorluklarla okudu. Daha önce de yazmıştım hatırlarsınız.

Şanslı kesim içindeyse devletten burs almıştır o da en yüksek 3825 TL zaten. Ohooo bu parayla sağlık sigortasını da ödemiştir, kirasını da ödemiştir. Üstüne birikim yapıp kenara köşeye altın falanda atmıştır kesin!

Bu ülkenin sayılı insanları arasında yer alan bir gencimiz asgari ücrete bile razı olduğu bir iş arıyor. Yahu bu gence insan iş vermeye utanır. Çünkü bu insanın yeri insanların emeğinin sömürüldüğü iş dünyası değil, Türkiye’nin yarınları için çalışabileceği akademidir.

Anlaşılan o da dayısızlıktan aç ve açıkta kalmış.

Türk akademisi AKP’yi asla affetmeyecek!”