Sözcü Gazetesi Yazarı Saygı Öztürk, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın Sedat Peker ile görüşme talebini bugünkü makalesine taşıdı. Özdağ'ın Birleşik Arap Emirliklerinde bulunan Peker ile görüşmek üzere Ankara Büyükelçiliği'ne yaptığı yazılı başvuruya hala bir cevap alamadığını belirten Öztürk, iktidarın böyle bir görüşmeyi engelleyeceğini vurguladı.

İşte Saygı Öztürk'ün "Sedat Peker’le görüşmeye izin yok" başlıklı o yazısı:

İstanbul'un en değerli arsaları Varank'ın kuzenine gitti İstanbul'un en değerli arsaları Varank'ın kuzenine gitti

"Halen Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) resmen olmasa da, yaşamı önemli ölçüde kısıtlanan Sedat Peker'in, “Tanık Koruma Kanunu” kapsamında, bildiklerini anlatması, tutuklanmaması kaydıyla bu iktidar döneminde Türkiye'ye getirilmesi zor. Ancak, bir iktidar değişikliğinde bu mümkün olabileceği anlaşılıyor. Peker'in, seçimlerden önce yapacağını duyurduğu açıklamalar da değişen koşullar nedeniyle gerçekleşmeyebilir.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, BAE Büyükelçiliği'ne yazılı olarak başvurdu, bir heyet halinde Sedat Peker'le görüşmek, anlattıklarını kamuoyuna açıklamak istediğini söyledi. Kuşkusuz böyle bir ziyaretin gerçekleşmesine iktidar izin verilmemesini sağlar ve görüşme yapılmasını da engeller. Peker'in bugüne kadar açıkladıkları birbirinden önemli konuların üzerine gidilmedi. Peker'in açıklamaları, halkın yolsuzluklarla ilgili bilinç düzeyi de yeni bir aşamaya ulaştı. Peker daha ne söylesin? Söyleyecek çok şeyi olduğu tahmin ediliyor.
CEVAP YOK
Özdağ'ın başvurusuna BAE Ankara Büyükelçiliği olumlu ya da olumsuz henüz bir cevap vermedi. Büyük bir olasılıkla hiç cevap vermeyecek. Peker için “Suç örgütü lideri” deniliyor ama yurtdışına gidene kadar Devlet kendisine koruma polisleri vermişti. Üstelik iktidarla da yakın ilişki içindeydi, bakanlarla görüşüyordu.
Fethullah Gülen'e de ABD'ye gittiğinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde görevli Başkomiser Ahmet Akgün koruma olarak görevlendirilmiş, bu uygulamaya dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan son vermişti. Gülen'e Türkiye'deyken koruma verildiği gibi, yurtdışında da verilmişti. Peker'e de yurtdışına ilk çıktığı dönemde koruma verildiyse de buna şaşırmamak gerekir.
BİR YASA VAR 
Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 246'ncı maddesi tanık koruma ile ilgili. Kanunun bu maddesini okuyalım:
“Mahkeme, gaip olan sanık hakkında duruşmaya gelmesi halinde tutuklanmayacağı hususunda bir güvence belgesi verebilir ve bu güvence koşullara bağlanabilir. Ancak, sanık, hapis cezasına mahkum olur veya kaçma hazırlığında bulunur veya güvence belgesinin bağlı olduğu koşullara uymazsa belgenin hükmü kalmaz.”
Sedat Peker, bu kanun kapsamında getirilebilir ya da 2007'de yürürlüğe giren “Tanık Koruma Kanunu”nun kapsamının genişletilmesiyle bu haktan yararlanabilir. İktidar değişmeden yasada değişiklik beklenmiyor. Ancak, Ümit Özdağ, yine de bu konuda çaba gösteriyor.
GELİNCE TUTUKLANIR
Ergenekon Davası'nda bazı sanıklara uygulandığı gibi Peker tanık olarak veya korumalı sanık olarak çağrılabilir. Ama öncelikle yakalamalı olduğu için Türkiye'ye gelir gelmez cezaevine konulması gerekiyor. Cezaevindeyken talepte bulunarak gerek gizli tanık, gerek korumalı tanıklık da yapabilir. Geçmişte, Fransa, Alaattin Çakıcı'yı, sadece organize suç örgütü lideri ve banka satışına hile karıştırma iddialarıyla ilgili olarak Türkiye'ye iade etmiş, adam öldürmeye azmettirme suçundan ise yargılanmasına izin vermemişti.
Çakıcı, Türkiye'ye getirildiğinde suç örgütü liderliği, banka satışıyla ilgili olarak dönemin DMG Savcısı Aykut Cengiz Engin'e ifade verdi. Çakıcı uykusuz ve yorgundu. Savcı Cengiz, Çakıcı'ya oturmasını istedi. Ancak, savcılara karşı son derece saygılı olan Çakıcı, oturmayı “Saygısızlık” olarak görüp kabul etmedi.
ASIL BOMBA
Aradan 1.5 saat geçmişti. İfade alınmaya devam ediliyordu. Savcı Engin, “Ayakta duracak haliniz yok. İfadeniz uzun sürecek, oturarak alalım” deyince, Çakıcı özür dileyerek oturdu. İfadesi tam 7 saat sürmüştü.
Çakıcı o gün, “Fransa'dan getirildiğimde eğilip vatanımızın toprağını öptüm. Fransa'da eğer 10 gün daha kalsaydım kafamı duvara vura vura parçalayacaktım. Bir de onlara ‘Medeni millet' diyorlar. Cezaevleri zindandan farksız” demişti.
Sedat Peker de, memleket hasreti çekiyor. Bir iktidar değişikliği halinde Peker, yasadan yararlanıp Türkiye'ye dönebilir. Asıl anlatacakları o zaman daha bomba olur."