Ukrayna krizinin,uzun süreli dünyayı derinden etkileyebilecek ve insanlık tarihine büyük tahribat ve yıkımlar getirebilecek bir savaşa dönüşmemesi için diplomatik alanda son manevralar yapılmaktadır.

En son olarak Rusya tarafından yapılması düşünülen harekatın Çin lideri Şi- Cinping ile Rusya lideri Putin arasında yapılan telekonferans görüşmesinde 4-20 Şubat 2022 tarihleri arasında Çin’de yapılması planlanan Pekin Dünya Kış Olimpiyatları’nın sonrasına bırakılması yönündeki duyumlar, diplomasiye krizin savaşa dönüşmeden çözümlenmesi konusunda altın bir fırsat daha verdiği düşünülse de Rusya’nın ;

NATO’nun 97 sınırları öncesine geri dönmesi,

Bulgaristan ve Romanya dahil olmak üzere bir zamanlar Sovyetler Birliğine bağlı olan ülkelerde ki NATO silahlı güçlerinin boşaltılmasını talep etmesi, ve isteklerinden vazgeçmemesi,

NATO ‘nunda bu talepleri kabul etmesinin mümkün olamayacağı göz önüne alındığında, krizin diplomatik yollarla çözülebilmesi ihtimalini ortadan kaldırmaktadır.

Bu kapsamda ABD, Rusya ile yapılacak direk bir savaşı göze almaktan ziyade işgal gerçekleşse bile Rusya’nın Afganistan işgalinde olduğu gibi uzun süreli ekonomik yaptırımlar ve dolaylı yollardan Gayri Nizami Harp benzeri askeri faaliyetleri destekleyerek Rusya’yı yıpratıp, tekrar kendi sınırlarına zayıflamış ve hatta parçalanma sürecine girmiş vaziyette geri dönmesi yolundaki hareket tarzları, masadaki seçeneklerden biri olabilir.

Avrupa birliği temsil eden devletlerin Rusya’ya karşı nelerin yapılması gerektiği konusunda ortak bir karar alamamakla birlikte, İngiltere liderliğinde Polonya, Çekya gibi bir zamanlar Sovyetlere bağlı olan ülkeler sıranın kendilerine de gelebileceği endişesiyle Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün sağlanması konusunda her türlü yardıma hazır olduklarını ilan etmişlerdir.

İngiltere Kuzey Avrupa ve Baltık ülkelerinin güvenliğini sağlamak için her türlü yardımı yapacağını açıklamış ve bu kapsamda sınırlı sayıda Askeri birliğini Ukrayna’ya destek için göndermiştir.

ABD’nin ardından İngiltere’de Kiev’de bulunan elçilik personeli ve ailelerini Elçiliğin açık kalması ve faaliyetlerine sınırlı olarak devam etmesi koşuluyla, artan tehdit değerlendirilmesi neticesinde geri çekmiştir.

Fransa gelişmeler karşısında sessizliğini bozarak, Romanya’ya askeri yardımda bulunacağını açıklamıştır.

Almanya ise savaş öncesi NATO politikalarına uygun hareket edeceği gibi görünüp, Ukrayna’ya uyguladığı silah ambargosu ile adeta Rusya’ya işgal konusunda yeşil ışık yakması,

Batıda şaşkınlıkla karşılanmıştır.

Almanya doğalgaz konusunda Rusya’ya bağımlı olduğundan ileride doğabilecek enerji krizinden etkilenmemek için böyle bir tutum içine girdiği değerlendirilmektedir.

Ukrayna krizi öncelikli olarak konvansiyonel bir savaşa dönmesi halinde akabinde nükleer silahların da kullanılabileceği ve bizim de içinde bulunduğumuz tüm Coğrafyayı uzun yıllar etkisi altına alabileceği üçüncü dünya savaşını tetiklemesi söz konusu olabilir.

Krizin Savaşa dönüşmesi durumunda Rusya’yı daha fazla Çin’e doğru yaklaştırırken,

Çin’in Tayvanı işgal ve ilhak etme sürecini de başlatabilir.

Sonuç olarak, Ukrayna bir NATO ülkesi olmadığından çıkabilecek bir savaşta Türkiye’nin müdahil olması beklenemeyeceğinden, Türkiye çıkması kuvvetle muhtemel bir savaşta tıpkı İkinci Dünya Savaşında olduğu gibi tarafsızlığını korumalı ve tarafların güvenini kazanacak diplomatik faaliyetlere önem ve öncelik vermelidir.