Suriyelilerin, ülkelerine gitmeleri yönünde açıklama yapan siyasetçilerin tutuklanması ve iş bırakma eylemi yapacaklarına yönelik açıklamalarına tepkiler ülke genelinde çığ gibi büyürken, artık kontrol edilemeyen sığınmacılara en fazla tepki gösteren Zafer Partisi il teşkilatlarından da tepkiler yükseliyor.

Son olarak Zafer Partisi İstanbul ve Rize il başkanlıklarından yapılan açıklama ile Suriyelilerin yaptıkları örtülü istilanın tehlikesine bir kere daha dikkat çekilerek, gereğinin yapılması için yetkililer göreve davet edildi.

Zafer Partisi İstanbul İl Başkanlığı, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Suriyeliler başta olmak üzere sığınmacıların, barınmalarını garanti altına aldıktan sonra ‘kullanıldıkları’ ve ‘sömürüldükleri’ gerekçesiyle aşırı hırçınlaştığını ve üretim sisteminde egemen oldukları anda da intikam almaya başlıyacaklarını vurguladı.

İl binasında düzenlenen basın toplantısında, Tanıtım, Basın ve Medyadan Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Çelik Çelikyaman konu ile ilgili bildiriyi okudu. Yönetim kurulu üyelerinin de hazır bulunduğu toplantıda Çelikyaman, şunları söyledi:

"KİMLERDEN CESARET ALDIKLARINI BİLİYORUZ. ASLA DURMAYACAĞIZ"

“Adına küresel ölçekte prekarya denilen yeni bir işçi sınıfı oluştu. Tamamı ‘geçici’ olarak kabul edilen sığınmacılardan meydana gelen bu yeni sınıf, başlarda sigortasız ve yarım maaş karşılığı, yani neredeyse tok karna çalıştıkları için tercih edilse de barınmalarını garanti altına aldıktan sonra ‘kullanıldıkları’ ve ‘sömürüldükleri’ gerekçesiyle aşırı hırçınlaşıyor ve üretim sisteminde egemen oldukları anda da intikam almaya başlıyorlar.

Son iki yıldır ‘Suriyeli işçi veya Afgan işçi işverenini öldürdü’ haberlerinin ne kadar sıklaştığını fark ettiğinizi umuyoruz. Bahsettiğimiz güce ulaşan bu sınıf, sermaye biriktirerek işveren olmaya başlıyor ve ilk işi olarak da kendisini işe alan işvereni yok etme yoluna gidiyor. İkinci aşamada ise kendisinden olmayan işçileri sistem dışına atarak, akrabalarını ve tanıdıklarını yerleştirmeye başlıyorlar. Birkaç sene önce, maliyetleri aşağı çekmek için kaçak işçi çalıştıran işverenimiz ise kapısına kilit vurmak zorunda kalıyor.  Birbirlerine sarılarak örgütleniyorlar.

Bu örgütlenmenin gelmeye başladığı tehlikeli noktayı, geçtiğimiz gün sosyal medyada başlattıkları ve genel başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ hapse atılmadığı taktirde 12-17 Eylül tarihleri arasında iş bırakacakları tehdidini savurdukları kampanya ile gördük. Yani, ‘ensar’, ‘muhacir’, ‘yazık’, ‘zavallılar’ gibi sıfatlarla sempatik gösterilmeye çalışılan geçici sığınmacılar, yıkılmış köprüden önce son çıkış olan Zafer Partisi’nin kurucusunun hapse atılmasını isteyebilecek haddi kendilerinde görmeye başladılar. Kökleri Türk Bağımsızlık Savaşı gazisinin dedesine dayanan ve ülkesinin yaşayacağı tehlikeleri 20 sene önce bile yazabilecek kadar vatansever bir isim olan Ümit Özdağ’ı eleştirmek, dedeleri kulağı kesiklerden olanların haddi değildir. Onların kimlerden cesaret aldıklarını bilmekle beraber, iç cephe olarak asla durmayacağımızın altını çiziyoruz.

Sığınmacılara, ‘bizi istemeyeni biz hiç istemeyiz’ diyerek küsüp temelli gitmelerini öneriyoruz. Seneye zaten gidecekleri için şimdiden hızlı davranarak, ‘onlar kovmadı, ben istifa ettim’ diyerek üste çıkabilme fırsatı da tanıyoruz. Tabanda karşılığını bulamamış ‘sığınmacı’ sorununu ısrarla dayatanlar, biz Türklerin direncini kırmak ve Anadolu’daki varlığımızı sona erdirmek için tüm güçleriyle yükleniyorlar. Sanıyorlar ki, ‘bu iş artık düzelmez’ diyerek pes edeceğiz. Karşılarında yeni dönemin savaş ruhunu kavramış, doğru stratejiye şaşırtan taktiklerle ulaşan Türkleri gördükçe telaşlanıyorlar. Başta Zafer Partisi İstanbul İl Başkanı Mustafa Can olmak üzere, tüm il yönetim olarak genel başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın yanında olduğumuzu vurguluyoruz.”

"ÖRTÜLÜ İSTİLA GİDEREK İŞGALE DÖNÜŞÜYOR"

Zafer Partisi Rize İl Başkanı Gökhan Akyıldız da sığınmacılar ile ilgili yaptığı açıklamada, ülkemizdeki örtülü istilanın giderek açık işgale dönüştüğünü vurguladı.

Geçtiğimiz günlerde sığınmacı kampında isyan ederek konteyner yakan sığınmacıların şimdi de açıkça tehditlere başladılarına dikkat çeken Akyıldız, "Suriye’nin kuzeyinde bayrağımızı yaktılar. Türkiye’de öldürülen bir Suriyeli’nin cenazesi sonrası 'biz de kan dökeceğiz' diye kin kusan paylaşımlarda bulunuyorlar. Bu vatan kaçkınlarının gerçek yüzleri ortaya çıkarıyor" dedi.

Son olarak istilaya karşı çıkan Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın  Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın tutuklanması çağrısı yapan sığınmacıların, 12-17 Eylül arası için Türkiye’de çalıştıkları yerlerde iş bırakma tehdidinde bulundularını hatırlatan Akyıldız, "Aziz Türk Milleti bilmelidir ki bu hainler Saray kurumlarının ve Türk düşmanlarının Genel Başkanımız Ümit Özdağ’a olan nefretinden cüret buluyorlar! Fakat her birini ülkelerine gönderene dek mücadelemiz Millet adına sürecek! Ülkemizde bizi tehdit edip devlete, millete ve Türk siyasetine meydan okuyanlar haddini bilsin! Türk düşmanı satılık kalemlere ve yolun sonundaki iktidara güvenmesin! Millet gereğini sandıkta yapacak. Zafer Partisi sandıkla bir artık bu çığrından çıkan ihaneti sonlandıracak" ifadelerini kullandı.

"HADLERİNİ HUKUK ÖNÜNDE BİLDİRECEĞİZ"

Akyıldız, şöyle devam etti:

"İş bırakma, grev; demokrasilerde çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebidir. Anayasal haktır! Anayasa’ya ve Türk Hukuku’na aykırı olarak vatanımıza çöreklenenler ise siyasi taleplerle, vatanseverleri hedef alarak işverenleri tehdit ediyorlar. Türk Milleti’nin iradesine meydan okuyorlar. Siyasetimizi dizayn etmeye kalkıyorlar! Hadlerini hukuk içinde bildireceğiz. Bir numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle seçimden sonra derhal hepsini göndereceğiz.

Bunları ucuz iş gücü olarak görüp Türk işçisi yerine işe alanlara sesleniyorum! Bu tehdidin sadece bir başlangıç olduğunu görün! İşyerlerinizle ve ticaretinizle ilgili en kritik zamanlarda bu vatansızlar hak, hukuk, ahde vefa tanımayacaklardır. Şartlar oluşunca iş bırakmanın çok ötesinde zararlar görürsünüz! Türk vatandaşlarını çalıştırın. Kendiniz biraz daha fazla çalışın. Fakat bilinmelidir ki biz Suriyelilerin, Afganların emek sömürüsü ile insanlık dışı koşullarda çalıştırılmalarına da karşıyız. Biz milyonlarca Suriyeli, Afgan, Pakistanlı vatanlarına insani koşullarda dönsünler istiyoruz.

Öte yandan hem ülke kaynaklarımızı kurutup hem de Türk Siyasetine, Türk Devletine, Türk Milletine, Türk İşverenine rest çekenlere 'canınız cehenneme' diyeceğiz. İnsan hakları anlayışım gereği açlık grevlerine karşıyız. Üstelik toplu açlık grevleri terör propagandası eylemidir. PKK’dan, DHKP-C’den biliriz. Buna rağmen işverenlerini, kamuoyunu tehdit eden vatansızlar illa ki grev peşindeyse iş bırakma grevi değil açlık grevi öneriyorum.  Şayet devlet ve millet düşmanları açlık grevi yaparsa bu benim destekleyeceğim tek eylemleri olur! Gebersinler… Fakat çocuklarını, az sayıdaki baskı altındaki kadınlarını buna alet etmesinler. Çocuklarının canına, sağlığına bir zarar gelirse bu durumdan da bu alçakları sorumlu tutarım!

"Mahsa Amini" öfkesi büyüyor: Protestocular yerel idareyi etkisiz hale getirdi "Mahsa Amini" öfkesi büyüyor: Protestocular yerel idareyi etkisiz hale getirdi

Suriye iç savaşının çıkış noktası ufak bir eylemle başlamıştı. Bir kıvılcım ateş topuna ve yangına dönüştü. Suriyeli toplumu çok çabuk provoke olabilen kontrolsüz bir toplum. Türkiye için bugün Suriye iç savaşı koşullarından çok daha büyük bir tehdit var. Bunu AKP görmek istemese de biz biliyoruz ve izin vermeyeceğiz. Buradan Mültecilere iş veren Türk iş adamlarına iş kadınlarına sesleniyorum bugün bu ülkeye nankörlük ederek bu şekilde  saldırı yapmaya çalışanların yarın neler yapabileceklerini düşünün. Ülkemize sahip çıkalım istilaya dur diyelim bu artık bir milli mücadele  olmuştur  eylem yapmaya tenezzül eden grev yapan yapmaya yeltenen kim varsa  siz işten kovun zafer partisi olarak biz ülkemizden  kovalım. Hepinizi 12-17 eylül arası iş yerlerinize Türk bayrağı asmaya davet ediyorum"

Türkiye’ye kaçak yollarla giren ve kaçak olarak çalışmaya başlayan Suriyeli sığınmacılar, geçtiğimiz günlerde kendi aleylerine açıklama yapan siyasetçilerin tutuklanmasını talep etmiş, 12-17 Eylül tarihlerinde iş bırakma eylemi yapacaklarını açıklamışlardı. Bu küstah açıklama üzerine ülkenin her köşesinden tepkiler yükselirken, sığınmacıların ülkelerine dönmesi gerektiğini her söyleminde yineleyen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Canınız cehenneme. Ülkemizde bizi tehdit etmeyin” açıklamasında bulunmuştu.