Mustafa Kemal Atatürk, Şam’da Arap bir binbaşının Türk askerini tokatladığı anısını anlatarak "Benim hayatta yegane fahrim, servetim, Türklükten başka bir şey değildir" dediği sözleri yeniden gündeme geldi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, söz konusu anısını şu sözlerle anlatır:

"Orduya ilk katıldığım günlerde, bir Arap binbaşısının 'Kavm-i Necip evladına sen nasıl kötü muamele yaparsın' diye tokatladığı bir Anadolu çocuğunun iki damla göz yaşında Türklük şuuruna erdim. Onda gördüm ve kuvvetle duydum. Ondan sonra Türklük benim derin kaynağım, en derin övünç membaım oldu. Benim hayatta yegane fahrim, servetim, Türklükten başka bir şey değildir."

Türk düşmanlığının kanıtı niteliğinde olan o tokat bir ders niteliğinde!

Yeniçağ’ın derlediği habere göre İslam alimlerinden İbn Hacer ve Taberi Türklerin Yecüc ve Mecüc ile bir tutulup aşağılandığı hadislere de yer vermektedir:

Zülkarneyn seddi yapılınca, Ye'cûc-Me'cûc kabilelerinden seddin dışında kalanlara / terk edilenlere, Türk denildi. (İbn Hacer, a.y)

Türklerle Ye'cûc-Me'cûcün amca çocukları olduğu, ikisinin de Hz. Nuh’un oğlu Yafes’in neslinden geldiğine dair, özellikle bu konuda Dahhak, Said. b. Müseyyib, Vehb b. Münebbih’ten gelen bilgiler vardır. (Taberi, Tarih, 1/201)

İşte hiç konuşulmayan gerçekler… Arapların Türklere uyguladığı katliamlardan sadece bazıları…

İlk kez göreceksiniz! Ölümsüz mezarlar Türkiye’de İlk kez göreceksiniz! Ölümsüz mezarlar Türkiye’de

Arap’ların, Türk’lere ilk saldırısı Halife Ömer döneminde oldu.

İslam Orduları, Kafkaslar Bölgesi’nde Hazar Türkleri ve Türgeş Türkleri ile çatışmaya girdi.

Türklere (Hazar Türklerine) saldırı Halife Osman döneminde de devam etti.

Halife Osman emrindeki Arap orduları, Hazar Türk'lerinin topraklarına girip Derbent'i yağmalayıp; Başkent Belencer’e dayandı.

Arap saldırıları, Emevilerin halifeliği ele geçirmelerinden sonra da devam etti.

Bitti mi?

Bitmedi.

Arap'ların Türk ülkelerine saldırıları ve yağmalamaları devam etti.

En şiddetli savaşlar Emeviler döneminde yaşandı.

Türkleri en dağınık ve birbirleriyle yardımlaşamaz durumda yakalayan Ebu Kuteybe komutasındaki acımasız EMEVİ ordusu yakalayabildiği tüm Türk'leri ya kılıçtan geçirdi ya da her bir ağaca bir Türk asarak öldürdü.

Ancak Karataylar gibi Litvanya’ya; Gagavuz'lar gibi Rusya'ya; Bulgar Türk'leri, Macar Türk'leri gibi Avrupa’ya kaçabilenler canlarını ve kimliklerini kurtardılar…

Ve bu Türk Boyları, Arap’lara olan kızgınlıklarından dolayı ya Musevi oldular ya da gittikleri ülkelerin dinini kabullendiler.

645 yılından 800 yıllarına kadar süren Türk-Arap savaşlarının en önemli noktaları ve sonuçları;

100 binin üzerinde Türk katledilmiştir.

50 binin üzerinde Türk genci köle ve cariye yapılmıştır.

Şehirler yağmalanmış , “ganimet” diye halkın her şeyi talan edilmiştir.

Tüm Türk varlıkları ve de tüm tarihi eserleri yok edilmiş, yakılmış, yıkılmıştır.

Dünyanın en büyük katliamlarından biri olan “Talkan Katliamı”nda 40 bin kadar Türk’ün kafaları kesilerek 4 fersahlık (yaklaşık 24 km) yol boyunca ağaçlarda sallandırılmışlardır.

(Tarihte böyle bir vahşetin örneği çok azdır.)

Aynı şekilde Curcan Katliamı’nda da esir alınan yaklaşık 40 bin Türk'ün nehir kenarında kafaları kesilmiş, nehrin suyu kıpkızıl olmuş, cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır.

“Teslim olursanız canınız bağışlanacak” sözü hiç bir zaman tutulmamış, “Şeriat söz tanımaz” denilerek kadın-erkek kılıçtan geçirilmiştir.