Sinan Ateş'in ölümü ve cenaze töreninde yaşadıklarını 'kanım çekildi' cümlesiyle anlatan Kolip, 80'li yıllardaki sağ-sol çatışmalarında şehit düşen, vasiyetleri Türk Milliyetçilerinin bir araya gelmesi olan idealist gençlere bir yenisinin daha eklendiğini ifade ettiği yazısında "Atatürkçüler, Türk Milliyetçileri, Vatanseverler, Ulusalcılar, Cumhuriyetin kurucu değerlerine bağlı olanlar, bir araya gelmeyi neden düşünmüyorsunuz?" diye sordu.

İşte Dr. Cihan Kolip'in duygu dolu o yazısı:

"Ülkemizde yaşanan Katar katar olumsuzluklardan dolayı ondört Aralıktan itibaren bir şeyler yazacak enerjiyi kendimde bulamıyorumdum. 

Üstelik yazacak o kadar çok konu varken.

Belkide sadece tuşlardan dökülen kelimelerden ibaret yazmaktan kaçındığım içindir.

Çünkü yazarken duygularınla kelimelere hayat vermeli, okuyucu satırlarda kendini dolaşırken bulmalıdır.

Bu hafta ise kendimi yazmakta vazifeli ve yükümlü görüyorum.

30 Aralık saat 15.30  sıralarında sosyal medyadan, Eski Ülkü Ocakları genel başkanı Doç. Dr. Sinan Ateş’in kalleş bir pusuda şehit edildiğini okuyunca kanım çekildi, oturduğum yerden kalkmaya çalışsamda kalkacak gücü kendimde bulamadım.

Hiç tanışmadığım konuşmadığım, sadece 2019 Ülkü ocakları genel başkanı olduğunda kendisine tebrik ve başarı dilediğim, sosyal medyadan takip ettiğim cennet yüzlü kardeşimin haberinden çok etkilenmiştim.

Acı ve dram dolu satırları okuduktan sonra, 

AKP'li Külünk bile yardım çağrısında bulundu AKP'li Külünk bile yardım çağrısında bulundu

Sinan kardeşime 

son görevimi yapabilmek adına, 

saatleri önceden belirlenmiş olan ameliyatları bir an evvel bitirip 31 Aralık’ta öğlen namazına Bursa’ya nasıl yetişeceğim telaşı içimi kapladı.

Herşey yolunda gitmiş, sabah saat 7’den 10’a kadar ameliyatları bitirmiş, İl başkanımla birlikte yola revan olmuştuk.

Ulu Camiye geldiğimizde avluda büyük hüzün ve sessiz bir öfke solunuyordu. 

Musalla taşına yaklaşırken Prof. Dr. Sezgin Çelik hocam hüngür hüngür ağlarken yıkılmış, tokalaşırken gözlerinden süzülen perdeden belkide beni tanımamıştı.

Zafer Partisi kurucularından GİK üyesi İsmail Türk’ün yüzü, nefes alamadığı için oksijensiz kalmış siyah mor arasındaydı.

80'li yıllarda olduğu gibi, hain ve kahpe pusularda şehit düşen, vasiyetleri Türk Milliyetçilerinin bir araya gelmesi olan İdealist gençlerimize bir yiğit daha eklenmişti.

Ruhun Şad olsun, Makamın cennet olsun güzel kardeşim..

Emperyalizim maske değiştirerek Küresel sermayeye, sonrasında çok Uluslu şirketlere, en son olarak Neoliberal politikalara dönüşerek, kanımız bitene kadar bir vampir gibi Türk Milletini emmiş, Türk Milli şuurunun dirilmesinin önüne geçmiştir.

Size soruyorum; 

Bugün mevcut bütün siyasi partilerdeki Atatürkçü, Ulusalcı, Türk Milliyetçilerini bir araya getirseniz 50+1 yapmaz mı? 

İradeleri okyanus ötesinden kontrol edilen bölücü ve gayri milli unsurlarla çözüm süreçlerini tekrarlamayı, Neoliberal politikaları savunmayı, 

360 milletvekilini tamamlayıp 3. kez Cumhurbaşkanı seçilmenin önünü açmak adına
Haziran’dan önce seçimlerin yapılmasına destek vermeyi, 

Hesaplaşmak yerine Helalleşmeyi, Federasyona giden yolun temel taşlarını döşeyen etnik ve mezhepsel kimlikleri siyasal alana taşımayı,

Zafer Partisi'nin vatandaşlık verilen geçici sığınmacıların on yıl süreyle oy kullanmasını engelleyen önergesine destek vermemeyi 
düşünüyorlarda, 

Atatürkçüler, 
Türk Milliyetçileri,
Vatanseverler, 
Ulusalcılar, 
Cumhuriyetin kurucu değerlerine bağlı olanlar, 

BİR ARAYA GELMEYİ NEDEN DÜŞÜNMÜYORSUNUZ?"