Okulların anahtarı, onlara mı bırakılacak?

Sözcü yazarı Saygı Öztürk’ten dikkat çeken bir yazı geldi.

Okulların anahtarı, onlara mı bırakılacak?

Sözcü yazarı Saygı Öztürk, “Okulların anahtarı, onlara mı bırakılacak?” başlığıyla kaleme aldığı yazısında dikkat çeken bilgileri paylaştı.

Öztürk’ün yazısı şu şekilde:

Salgın döneminde eğitimde yaşananlar bir yana, dini vakıf ve dernekler okulları denetimleri altına almak için çok sistemli çalışmalar yürütüyor. Milli Eğitim Bakanlığı, sanki binası, öğretmeni yokmuş gibi gizli protokollerle eğitimi yavaş yavaş bu vakıf ve derneklere bırakıyor. Eğitimle ilgili yapılan toplantılarda il müftüleri, milli eğitim müdüründen daha çok söz sahibi oluyor.

Bazı derneklerin, cemaatlerin temsilcileri kendi aralarında toplantılar yapabilir. Ama bunu resmiyete dönüştürmesi, özellikle milli eğitim müdürlerinin toplantıya katılmasının uygun bir tutum olmadığını, toplantıya katılanlar da biliyor. Eğer bu tür toplantılar yapılması gerekiyorsa bunu Milli Eğitim Bakanlığı eğitim tarafı olan derneklerle, sendikalarla yapmalı.

SÖZDE DESTEK

Dini vakıf ve derneklerin oluşturduğu, “Eğitime Destek Platformu-EDEP” il ve ilçelerde toplantıları Ensar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, İmam Hatipliler Derneği, TÜGVA gibi kuruluşların öncülüğünde yapıyor. Her toplantının “Olmazsa olmazı” il müftüsü. Eğitimle ilgili toplantıya katılanları, sosyal medya paylaşımından aktaralım:

Amasya Ensar Vakfı olarak bizlerin de üyesi olduğu Eğitime Destek platformu toplantımıza Türkiye Gençlik Vakfı Genel Başkanı Enes Emmioğlu, İl Müftümüz Durmuş Ayvaz hocamız, İl Milli Eğitim Müdürümüz Ömer Coşkun, İlim Yayma Cemiyeti İl Başkanı Eyüp Müjde, TÜGVA il Başkanı Süleyman Gökçe, AHİMDER İl Başkanı İbrahim Aslan da katıldı. Güzel ve verimli bir toplantı icra ettik. Allah hayırlara vesile kılsın inşallah.

HANGİ SIFATLA

Milli Eğitim Bakanlığı dini derneklere, vakıflara niçin ihtiyaç duyuyor? Bunlarla imzalanan protokollerin mahkemelerden bile gizlendiğini öğreniyorum. Tarikat ve cemaatlerin önceliğinin eğitimi ele geçirmek olduğunu ve önemli ölçüde yol aldıklarını da biliyoruz.

Dini vakıf ve derneklerin bastırmasıyla Milli Eğitim müdürlerinin, müdür ve öğretmenlerin toplantılara katılmasını istiyor. Onlarda makamlarını korumak için toplantılara katılıyor. Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde de böyle bir toplantıyı Ensar Vakfı organize etti. Halkın Sesi gazetesi bu olayı “Çaycuma Kaymakamlığı ve Milli Eğitim Müdürlüğü suç işliyor” başlığıyla şöyle duyurdu:

“Çaycuma'da eğitimle ilgili sorunların konuşulduğu toplantıya neden yalnızca İslami vakıf ve derneklerin katıldığı, Milli Eğitim İlçe Müdürü ile diğer okul müdürlerinin bu toplantıda hangi sıfatla bulunduğu ilçede tartışma konusu oldu. Danıştay'ın Milli Eğitim Bakanlığı ile Ensar Vakfı'nın aralarında imzaladığı protokolü iptal etmesine karşın böyle bir toplantının hem de üst düzey yöneticilerin katılımıyla ismi skandallarla anılan vakıfta yapılmasının yanlış olduğu dile getirildi.”

Niçin Çaycuma'yı örnek verdim. Bir çok ilimizde, ilçemizde bu tür toplantılardan övgüyle söz ediliyor. Halkın Sesi, bu haberiyle halkın sesi olmuş ve yazılamayanı yazmış.

BAKANA SORULAR

Toplantılardan birisi de Ankara'da yapıldı. Ankara örneğinde olduğu gibi kamu yöneticilerinin organizasyonuyla aynı siyasal-ideolojik orijinli STK'ların bir araya geldiği toplantılara il-ilçe milli eğitim müdürleri, kamu kurumlarının il müdürleri, seçme okul müdürleri, müftüler, rektörler hatta kimi zaman valiler katılıyor.

STK'ların eğitimle ilgili kaygılı ve gayretli olması son derece doğal ve hatta takdir edilesi bir durumdur. Ancak bu faaliyetler, adı üstünde sivil toplum kuruluşu faaliyeti olmalı. Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Genel Sekreter Musa Akkaş, Ankara'da yapılan toplantıdan sonra bakanlık yetkililerine şu soruları yöneltti:

-Bir STK (!) yöneticisinin “Başkanlığında” ve “İradesinde” düzenlenen ve kamu yöneticilerinin oldukça pasif pozisyonda iştirak ettiği bu organizasyonlar hangi amaca hizmet etmektedir?

-Bu toplantılardan Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk haberdar mıdır?

-İl Milli Eğitim müdürlerinin, ilçe ve okul müdürlerini bu toplantılara davet etmesi Bakanlık merkez teşkilatının talimatı ve bilgisi dahilinde mi gerçekleşmektedir?

-Eğer böyle değilse MEB taşra teşkilatı, eğitim yöneticilerinin belli oluşumların faaliyetlerine “amade” edilmesi anlamına gelecek bu cüreti nereden bulmaktadır?

-Toplantıların amacı yerel ölçekte eğitime katkı sunmak gibi halis bir niyetten ibaret ise neden sadece belli angajmandaki STK'lar bir araya getirilmektedir?

– Bu ülke, kamusal alanın, hele ki eğitim hayatımızın mensubiyetler üzerinden tasnif edilmesinin bedelini 15 Temmuz'da ağır şekilde ödedi. Kamusal gücü ve kamu yöneticilerini kullanarak benzeri eğilimlerle kamusal alanın tanzim edilmesi gayretlerinin nelere yol açabileceği hiç mi düşünülmüyor?

Gelişmeler, okulların anahtarının gelecekte bu vakıflara, derneklere bırakılacağını gösteriyor. Şaşırmayın ve dikkate alın.

YORUM EKLE


Fatal error: Call to a member function set() on null in /home/habererk/domains/habererk.com/public_html/index.php on line 344