Terakki Mecmua Türk gençliğindeki ışığı gözler önüne serdi

Terakki Mecmua gündeme dair ve 1915 sözde Ermeni Soykırımı hakkında bir açıklama yayınladı.

Terakki Mecmua Türk gençliğindeki ışığı gözler önüne serdi

Terakki Mecmua açıklamasında Türk Gençliğinin twitter’da İttihat Terakki’ye sahip çıklıdığına dikkat çekerek “Yalnız bu yıl dikkatimizi çeken bazı olaylar oldu. Özellikle twitter üzerinde, bu yıl ilk kez bu kadar kapsamlı bir şekilde İttihat Terakki erkanına sahip çıkıldı. Tehcir, pek çok kullanıcı tarafından detaylarıyla neden soykırım olmadığı yönündeki belgeli bilgilerle savunuldu.” ifadeleri kullanıldı.

Terakki Mecmua'nın açıklaması ise şu şekilde:

Bilindiği üzere her sene, Nisan ayında belli başlı olaylar ve konular konuşulur, tartışılır. Genelde bu konular hep Milli Egemenlik ile alakalıdır. Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile ilgili karın ağrıları, Ermeni diasporasının yoğun uğraşlarıyla, 24 Nisan'da Tehcire soykırım diyen gayri milli zihinlerin asılsız, mesnetsiz iddialarıyla milli şuuru ham, ihanet bilinciyle yoğrulmuş kimseler tarafından Türk milletinin egemenlik hakları üzerinden tartışmalar açılmaya çalışılır.

Her yıl olduğu gibi TV kanallarında, her konu hakkında fikri olanlar yine içi boş ve lüzumsuz konuşmalarıyla çok konuşup hiçbir şey anlatmadılar. Bu her konuda fikri olmasına rağmen, hiçbir duruşu olmayan kişilerce 24 Nisan hakkında kamuoyunu doyurucu bilgiler verilmedi. Biz 24 Nisan'da ne olduğunu dosdoğru, lafı eğip bükmeden söyleyelim.

Doğu Anadolu bölgemizde, Rusların desteğiyle bir Ermeni devleti kurulması için bölgede yaşayan Türklere ve diğer Müslüman ahaliye, Ermeniler tarafından sistematik bir şekilde soykırım gerçekleştiriliyordu. 24 Nisan 1915'te Hınçak ve Taşnak Ermeni terör örgütlerinin başını çektiği katliamlara destek veren Ermeni işbirlikçileri, dönemin İttihat ve Terakki hükümeti tarafından gözaltına alınmaya başladı. Tutuklananlar, yargılamalar ve önü alınamayan Ermeni tedhişlerine karşı çare arayışlarıyla geçen 1 ay sonucunda, 27 Mayıs 1915'de Sevk ve İskân Kanunu çıkmıştır. İşte tehcir denilen olayın kanuni düzenlemesinin gerçekleştiği tarih aslında 24 Nisan değil 27 Mayıs 1915'dir. Bu tarihi gerçekliği dahi ifade etmekten aciz kimselerin boy boy ekranlarda ve çeşitli yayın organlarında Ermeni Tehciri hakkındaki görüşlerinin ne kadar önem arz ettiğini Türk milletinin dikkatine sunarız.

Peki, tehcire gerek var mıydı?

Çok rahat bir şekilde ifade ediyoruz: Evet!

Çünkü bugün bazı aklı evvel cahillerin günah keçisi ilan edip "kurtulalım" dediği İttihat ve Terakki erkânı, şayet bu bir suçsa tek bir suç işlemiştir. O suç da, Türk tarihinin en büyük utanç vesikası olarak hafızalarda yer edinen, o dönemin ihanet şebekesi diyebileceğimiz Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın yanlış kararları nedeniyle elimizden çıkan Balkanlarda, Balkan Faciası olarak da adlandırılan, Türklere yapılan diğer bir soykırım alanında başımıza gelenlerin, Doğu Anadolu'da da tekrar etmesine engel olmaktır. Bu konuda öyle çok derin bir araştırma yapmanıza dahi gerek yok. Konuyla biraz ilgili olanlar için Ermenistan'ın ilk Başbakanı Yohannes Kaçaznuni'nin itirafları, olayların bütün çıplaklığı ile kavranmasına yetecektir.

Zaten diasporanın verdiği rakamların gerçeklikle uzaktan yakından alakası yoktur. Bütün Osmanlı coğrafyasında o dönemde diasporanın sözde soykırım iddiasında bulunduğu sayı kadar Ermeni nüfus bile yoktur.

Yalnız bu yıl dikkatimizi çeken bazı olaylar oldu. Özellikle twitter üzerinde, bu yıl ilk kez bu kadar kapsamlı bir şekilde İttihat Terakki erkanına sahip çıkıldı. Tehcir, pek çok kullanıcı tarafından detaylarıyla neden soykırım olmadığı yönündeki belgeli bilgilerle savunuldu. Yıllardır başta Terakki Mecmua'yı oluşturan ruh olmak üzere, İttihat ve Terakki üzerine samimiyetle araştırmalar yaparak gerçekleri gün yüzüne çıkarabilmek için uğraşan herkesin emeği büyüktür. Kendiliğinden gelişen bu tavrın oluşmasında, her yıl düzenli olarak yürüttüğümüz faaliyetlerimizin de etkisi büyüktür. ABD Başkanı Biden'ın soykırım nitelemesi de etkili olan bir diğer durumdur. İnkâr edilemez.

Kullanıcıların çoğu, Türkiye ortalamasına göre gençlerden oluşmaktaydı. Gençler uzun zamandır herhangi bir siyasi parti yahut STK güdümünde olmadan, özellikle milli konularda kendi düşüncesini çekinmeden ifade ediyorlar. Bu sevindirici bir gelişme. Özellikle "Silivri soğuktur." esprilerinin, tıpkı Sultan II. Abdülhamid zamanındaki "Fizan'a sürülürsün" örneğinde olduğu gibi havada uçtuğu, liberal kesimin, gladyo ve etnikçi kesimlerin tıpkı çözüm sürecinde olduğu gibi bu kadar köşe başlarını tuttuğu bir süreçte kendiliğinden bu tavrın sergilenmesi, Türk Milleti için umudun yeşerdiğinin apaçık bir göstergesidir. Bu sadece bir örnektir.

Gençlik artık kimsenin ne dediğini, diyeceğini umursamıyor. "Türk milletinin evladıyız. Kimseyi eleştirmekten korkmayız." diyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ermenilerin bu feyzli ülkede hiçbir hakkı yoktur. Memleketiniz, sizindir, Türklerindir!" sözüyle desteklediği, Anadolu'nun namusunu koruyan, Türklüğün varlığını muhafaza eden ve bu nedenle ABD Başkanı Biden ile aynı ağızla konuşan etnik bölücü sürüngenler, liberal kılçıklar, gladyonun, FETÖ'nün necaset kokan ağızlarıyla hedef aldığı, başta Talat Paşa olmak üzere İttihat Terakki erkânına sahip çıkmış olmaları, Türk gençliğinin Atatürk'ün Bursa nutkundan aldığı feyz ve hakla hareket ettiğini göstermektedir.

FETÖ'nün, ABD Başkanı Biden'in o dönem yardımcılığını yaptığı Obama'nın da desteğini alarak Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Sarıkız, Andıç kumpas davalarında yargılamaya kalktığı dönemde, Türk vatanseverliğine, çözüm süreci denilen ihanet sürecinde sahip çıkan birkaç cılız ses dışında kimse yoktu. TSK'nin şerefli subayları şerefsizce ithamlarla hedefe konuldu. O kumpas davalarında Türk subayları kimseye gerek duymadan, Cumhuriyetten ve Atatürk'ün aşıladığı ruhtan aldıkları ilhamla korkmadan her şeye ve herkese rağmen haykırdılar doğru bildiklerini ve örnek oldular Türk gençliğine.

Tıpkı Türk gençliğinin her şeye ve herkese rağmen Türk modernleşmesinin kilometre taşı olan İttihatçılara kimseye sormadan sahip çıktığı gibi.

Türk gençliği milli konularda tavrını göstermekten çekinmemektedir. Yeniden çözüm süreci hayali kuranlara duyurulur.

Lakin dikkat çekmek istediğimiz bir önemli husus vardır. Kamuoyu nezdinde bu kadar tartışılan bir konu hakkında hiçbir ciddi adım atılmamıştır. Ne yazık ki yetkili mercilerin durumun ciddiyetinin farkında olmadıklarını görmekteyiz. Bu kimseler, eğer ABD Başkanı Biden'in bu açıklamaları üzerine, Ermeni diasporası tarafından açılmış olan sözde soykırım davalarında, Türk Devletinin mahkûm edilmesi durumunda, Türk milletinin yarınlarının heba edilmesinin müsebbibi olacaklardır.

TBMM tarafından, tehcire soykırım demek suç sayılmalı ve anayasal düzenlemeyle kanunlaştırılmalıdır.

Başta büyük şehit Talat Paşa olmak üzere, Ermeni teröristler tarafından şehit edilen İttihat Terakki erkânı, TBMM tarafından Milli Şehitler kabul edilmelidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, verilen önergelerle, tehcire soykırım diyen ülkelerin yaptığı soykırımların araştırılması için derhal komisyonlar kurulmalıdır.

Kurulacak komisyonların yaptığı çalışmaların uluslararası mahkemelerce davaya dönüştürülmesi için gerekli mevzuat uygulanmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, Ermeni diasporasının ağzıyla içte ve dışta Türk milletini hedef alan her türlü oluşum, basın yayın faaliyeti, gösteri, miting, yürüyüş ve anma töreni yapılması/düzenlenmesi derhal yasaklanmalı ve haklarında gerekli tahkikat derhal başlatılmalıdır."

YORUM EKLE