Kuzey Afrika'daki İspanya toprağı Ceuta, son günlerde yaşanan göç kriziyle birlikte uluslararası gündemin ilk sıralarına yerleşti. Fas'tan İspanya'ya doğru gerçekleşen ani ve kitlesel göç dalgası, İspanya'nın göç politikalarına yönelik ciddi iddiaları da beraberinde getirdi.
İDDİALAR UÇUŞUYOR: İSRAİL-TRUMP BAĞLANTISI MI?
Bu olağanüstü durum karşısında İtalya'nın İspanya ile sınırını geçici olarak kapatması ve AB'nin İspanya'yı Schengen uygulamasının dışına çıkarabileceği yönündeki spekülasyonlar ortalığı daha da karıştırdı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin, bu göçmen akınının arkasında İsrail'in parmağı olduğunu ileri sürmesi, olayın siyasi boyutunu gözler önüne serdi. İspanyol yerel yetkililere göre sadece son iki günde yaklaşık 60 bin göçmenin Fas'tan Ceuta'ya geçtiği belirtiliyor. Bu rakam, kentin nüfusunun yaklaşık %70'ine denk geliyor. Maalesef, bu geçişler sırasında en az 57 kişi, İspanya topraklarına ulaşmaya çalışırken hayatını kaybetti. Fas'ta özellikle kıyı bölgeleri dışındaki kesimlerde yaygın olan yoksulluk ve genç işsizliği, gençlerin daha iyi bir gelecek umuduyla Avrupa'ya yönelmesinin temel nedenleri arasında gösteriliyor. İspanyol yetkililer, göçmenlerin büyük bir kısmının gönüllü olarak Fas'a döndüğünü açıklasa da, kalanların geri gönderilmesi bekleniyor. AB'nin göçten sorumlu komiseri Magnus Brunner, "Ana kara Avrupa Birliği'ne tek bir kişi bile geçmedi" diyerek olayın Schengen boyutunu netleştirmeye çalışsa da, göçmen akınının neden bu kadar kısa sürede kitlesel bir hale geldiği sorusu yanıt bekliyor. Sosyal medyada dolaşan ve bazı çevrelerce desteklenen bir iddia ise, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail'in, İspanya'nın göç politikaları ve İran ile Gazze konusundaki tutumuna bir misilleme olarak Fas'ı göç akınına göz yummaya teşvik ettiği yönünde. Bu stratejinin, İspanya'nın Schengen bölgesinden izole edilmesini ve yalnızlaştırılmasını amaçladığı öne sürülüyor. İran Dışişleri Bakanı Arakçi'nin "Fas rejimi Netanyahu ve Trump'ın bir başka aracıdır. İspanya'yı Filistin'e destek verdiği için cezalandırıyorlar" şeklindeki açıklaması da bu iddiaları güçlendirir nitelikte. AB'den üst düzey bir yetkili, Schengen'den çıkarılma iddiaları için henüz erken olduğunu belirtse de, İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani'nin "Schengen bölgesinin İspanya'ya kapatılmasından yana olduğunu" açıklaması, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de ülke sınırlarını korumak için "olağanüstü tedbirler" alacaklarını duyururken, İspanya bu gelişmelere karşılık İtalya'nın Madrid Büyükelçisi'ni Dışişleri Bakanlığı'na çağırmak durumunda kaldı. Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez de İspanya sınırındaki kontrollerin artırılacağını bildirdi.
AF PROGRAMI GÖÇMEN AKININI TETİKLEDİ Mİ?
İspanya hükümetinin, oturma izni olmayan ancak ülkede en az beş aydır yaşayan ve 1 Ocak 2026'dan önce ülkeye giriş yaptığını kanıtlayabilen göçmenler için başlattığı af programı da tartışmaların odağında. Nisan ayında yürürlüğe giren ve geçen ay sona eren başvuru süresi sonunda 1 milyondan fazla kişi bu programdan yararlanmak için başvurdu. ABD Başkanı Donald Trump gibi bazı isimler, bu düzenlemenin İspanya'nın göçmenlere karşı "hoşgörülü" olduğu mesajını verdiğini ve Ceuta'ya yönelik akını tetiklediğini savunuyor. Trump, "İspanya'nın zayıf yasaları ve kötü yönetiminin" bu krizin nedeni olduğunu iddia ederken, ABD Dışişleri Bakanlığı da durumu "İspanya hükümetinin kitlesel yasa dışı göçü kolaylaştırma yönündeki kasıtlı çabalarının doğrudan sonucu" olarak nitelendirdi. Ancak bu açıklamalar, af programının aylar önce yürürlüğe girmesine rağmen göçmen akınının neden son iki günde aniden kitlesel bir boyuta ulaştığı sorusuna tam olarak yanıt vermiyor. İspanya hükümeti ise bu değerlendirmeleri reddederek, sınır krizinin arkasında insan kaçakçılığı şebekelerinin bulunduğunu ve bu şebekelerin İspanya Yüksek Mahkemesi'nin yakın tarihli, deniz yoluyla gelen göçmenlerin gerekli hukuki süreç işletilmeden topluca sınır dışı edilemeyeceğine dair kararını kasıtlı olarak çarpıttığını savunuyor.




