CHP'den Mekke Anlaşması'na destek: Fırsat olabilir
CHP, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Anlaşması'na olumlu oy verecek. Faik Öztrak bölgesel iş birliği fırsatı görürken, Tahsin Becan ortak tehdit tanımının belirsizliğine işaret etti.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026'da imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin kanun teklifi TBMM Genel Kurulu'nda görüşülüyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı ve Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, partisinin anlaşmaya olumlu oy vereceğini bildirdi.
Bölgesel İş Birliği ve Güvenlik Vurgusu
Faik Öztrak, mevcut savaşların Orta Doğu, Karadeniz ve küresel düzeyde ciddi sonuçlar doğurduğunu, tedarik zincirlerinin sekteye uğradığını ve enflasyonun kontrolünün zorlaştığını belirtti. Güvenlik konusunda dış desteklerin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Öztrak, bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini sağlaması gerektiğini savundu. Anlaşmanın, Türkiye'nin NATO dışında bir bölgesel güvenlik yapısı oluşturması için bir imkan sunduğunu ifade etti. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın anlaşmaya katılmaya hazır olduklarını belirttiğini ve Suriye Dışişleri Bakanı'nın da ortak savunma ihtiyacına işaret ederek katılımı değerlendirdiğini aktardı. Öztrak, anlaşmanın savunma ve caydırıcılık çerçevesinde kalması ve İran ile güvenlik diplomasisinin devam etmesi gerektiğini, bunun yeni bir Şii-Sünni çatışmasını engelleyebileceğini söyledi. CHP'nin bölgesel iş birliği önerisinin geçmişine de değinen Öztrak, 1930'larda Balkan ve Sadabat Paktı'nın imzalandığını, partisinin ise 2018'den beri Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT) önerisini dile getirdiğini hatırlattı. Anlaşmanın ağustosta imzalanıp kasımda görüşülmesini bir eksiklik olarak değerlendirdi.
Anlaşmanın Kapsamı ve Çekinceler
Öztrak, anlaşmanın ilk maddesindeki egemenlik, sınırlar ve toprak bütünlüğüne yönelik tehditler karşısında kullanılabilecek yöntemlere ilişkin ifadelerin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. Tehdit tanımının ve bir ülkenin tehlikede sayılacağı koşulların belirsiz olduğunu dile getiren Öztrak, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin belirsiz görevlere gönderilmemesinin temel şart olduğunu vurguladı. Anayasa gereği Türk askerinin yurt dışına gönderilmesi yetkisinin TBMM'de olduğunu hatırlattı. Anlaşmanın ikinci maddesinde bir tarafa saldırı olduğunda diğerlerinin "derhal" yardım etmesinin öngörüldüğünü ancak yardımın kapsamının ihtiyaçların objektif değerlendirilmesine göre belirleneceğinin de belirtildiğini aktardı. Öztrak, Anayasa'nın 92. maddesindeki uluslararası anlaşmalara ilişkin istisnanın Meclis'i devre dışı bırakmak için kullanılmaması gerektiğini söyledi. Anlaşmanın terörle mücadele kapsamının geniş tutulduğuna dikkat çekerek, tarafların ulusal güvenlik önceliklerinin farklı olabileceğini ifade etti. Suudi Arabistan'ın Husileri terör örgütü sayarken Türkiye ve Pakistan'ın aynı değerlendirmeyi yapmadığını; Suudi Arabistan'ın Yemen ve Körfez'e ilişkin kaygılarının Pakistan'ın Hindistan'la ilişkilerinin de anlaşmanın uygulama alanını etkilememesi gerektiğini belirtti. Savunma sanayii iş birliğinin üretime katkı sağlayabileceğini belirten Öztrak, Türkiye'nin kritik yerli teknolojilerinin korunması ile ortak üretim arasındaki dengenin gözetilmesini istedi. Türkiye'nin NATO'nun en büyük ikinci ordusuna ve güçlü bir savunma sanayiine, Pakistan'ın nükleer güce ve askerî tecrübeye, Suudi Arabistan'ın ise doğal kaynaklara ve ekonomik güce sahip olduğunu belirterek iş birliğinin doğru yönetilmesi halinde bölgesel istikrarı destekleyebileceğini söyledi. Anlaşmanın İsrail, Hindistan ve Yunanistan'ın iş birliklerine karşı denge oluşturabileceğini de dile getirdi. Öztrak, ABD'deki seçim döneminin tamamlanması ve olası siyasi gelişmelerin ABD'nin bölge ilgisini azaltabileceğini veya Orta Doğu'da güç kullanımını artırabileceğini belirtti. Öztrak, “Mekke Anlaşması doğru kullanılırsa bu acılara son vermek, bölgenin başkalarının güvenlik şemsiyesinden kurtarılması için bir fırsattır” dedi. CHP'nin maceradan uzak, rasyonel ve onurlu bir dış politikayı desteklediğini belirterek anlaşmaya olumlu oy vereceklerini bildirdi.
Ortak Tehdit Tanımı ve Uygulama Alanı Belirsizliği
Faik Öztrak'ın ardından söz alan CHP Yalova Milletvekili Tahsin Becan, anlaşmanın basit bir savunma ya da serbest ticaret anlaşması olmadığını savundu. Taraflara yönelik ortak bir tehdidin açıkça tanımlanmadığını ve ülkelerin güvenlik kaygılarının farklı olduğunu belirterek, “Ancak Mekke Anlaşması'nda açık müşterek tehdit tanımlaması olmadığı gibi üye ülkelere yönelik tehditler de farklıdır” dedi. Anlaşmanın hangi coğrafyalarda oluşabilecek krizlere karşı uygulanacağının da belirtilmediğini söyledi. Becan, anlaşma Meclis'ten geçmeden bir komite kurulduğunu, genel sekreter seçimi ve toplantılar yapıldığını ileri sürdü. 5 Ekim'deki toplantıda Yemen'i bombalayan Suudi Arabistan'a askerî destek kararı alındığını iddia etti. Anlaşmanın 10 yıl boyunca bağlayıcı olduğunu ve taraflara çekilme hakkı tanımadığını belirten Becan, Husilerin Gazze'ye yönelik saldırılara karşı İsrail'e füze fırlattığını ve İsrail gemilerini vurduğunu söyledi. Suudi Arabistan'ın ise 2015'ten bu yana Yemen'e yönelik saldırılarda İsrail ve ABD ile hareket ettiğini öne sürdü. Becan, Türkiye'nin dış politikasında Yemen konusunda 2015'te Suudi Arabistan müdahalesine verilen destek ile 2019'da Suudi Arabistan'ın Yemen'i bombaladığı yönündeki suçlamalar arasında tutarsızlık bulunduğunu savundu. 2026 tarihli Mekke Anlaşması’nın da Trump’ın Orta Doğu’daki yükü müttefiklerle paylaşma açıklamasının ardından geldiğini söyledi. Kolektif savunma ilkesinin bir tarafa saldırıyı tüm taraflara yapılmış sayabileceğini belirten Becan, “Ne yazık ki Mehmetçiğin bir gün Suudilerin çölünde mi yoksa Pakistan'ın dağlarında mı olacağını kim bilebilir” diye konuştu.
Bakmadan Geçme
Çömez: Suudi Arabistan İsrail ile anlaşırsa Türkiye ne yapacak?
TİP: Erdoğan'ın dostları istedi diye savaşa girmeyeceğiz
Mekke Anlaşması Genel Kurul'da: Fuat Oktay açıklama yaptı
Akar: Mekke Anlaşması NATO'nun alternatifi değil
Meclis'te Mekke Anlaşması gerginliği
Mekke Anlaşması TBMM'de: Tan'dan sert tepki
