Çocuk Koruma Kanunu Tedbirleri Var Ama Uygulama Yetersiz Kalıyor
Prof. Dr. Bahri Öztürk, çocuk koruma kanununda tedbirler olsa da uygulamada yetersizlikler olduğunu, akran zorbalığı ve suça sürüklenen çocuk sorunlarının sosyolojik ve psikolojik boyutlarının ele alınması gerektiğini belirtti.

Güngören'de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın 15 yaşındaki E.Ç. tarafından öldürülmesi, çocukların suça sürüklenmesi ve akran zorbalığı konularını yeniden gündeme getirdi. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Dr. Dr. hc. mult. Bahri Öztürk, mevcut "Çocuk Koruma Kanunu"nda önemli tedbirler bulunduğunu ancak uygulamada yetersizlikler yaşandığını belirtti.

AKRAN ZORBALIĞI VE SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK KAVRAMLARI
Prof. Dr. Öztürk, akran zorbalığı ile suça sürüklenen çocuk arasındaki farkı şöyle açıkladı: "Akran zorbalığında hem şiddet uygulayan hem de mağdur olan 18 yaş altı çocuklardır. Burada bir çocuğun başka bir çocuğa fiziksel veya psikolojik şiddet uygulaması söz konusudur. Suça sürüklenen çocuk kavramında ise, çocuk bir yetişkin veya yetişkinler tarafından bir suça yönlendirilmektedir." Çocuk tanımının, erginlik yaşına ulaşmış olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi kapsadığını vurgulayan Öztürk, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Türk Ceza Kanunu ve 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu'na atıfta bulundu.
YASAL DÜZENLEMELER YETERLİ Mİ? UYGULAMA ZAYIF MI?
Akran zorbalığı ve suça sürüklenen çocuk vakalarının önlenmesi için yasal düzenlemelerin rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Öztürk, "Akran zorbalığı yasal düzenlemelerle, örneğin 15-18 yaş grubu için Türk Ceza Kanunu'ndaki ceza indirimlerini kaldırarak veya azaltarak önlenebilir mi?" sorusunu gündeme getirdi. Öztürk, bu tür suçların kanuna bakılarak işlenmediğini, sorunun sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve ailevi boyutları olduğunu belirtti. Sadece Ceza Hukuku ile çözüm aramanın sonuç vermeyeceğini ifade eden Öztürk, çocuk kadar ebeveynlerin, okulların ve çevredekilerin de bilinçlendirilmesi ve gerektiğinde cezai yaptırım uygulanması gerektiğini söyledi.
TEDBİRLER VAR, ALT YAPI VE KAYNAK EKSİK
Çocuk Koruma Kanunu'nda yer alan ve çocuğun üstün yararını gözeten tedbirlerin önemine değinen Prof. Dr. Öztürk, bu tedbirlerin uygulanmasında zayıflıklar olduğunu belirtti. Öztürk, "Bu tedbirlerin alt yapısını kurmak ciddi bir kaynak gerektiriyor. Kanun değişikliği yapmak, mevcut uygulamaları hayata geçirmekten daha kolay ve masrafsızdır." dedi. Ayrıca, medyanın da suça sürüklenen veya akran zorbalığı yapan çocuklarla olan iletişiminde dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Öztürk, bir olayı örnek göstererek, yargılanan bir çocuğun duruşma sonrası basına demeç verir hale gelmesinin, topluma kazandırma amacına hizmet etmediğini söyledi. Öztürk, "Canavarca hisle sergilenen davranışlar kendiliğinden ortaya çıkmıyor. Onları biz yaratıyoruz. Çocukların yargılanması çocuğun topluma kazandırılması amacına hizmet etmiyor. Çocuk Koruma Kanunundaki düzenlemeler yetersizdir." şeklinde konuştu.
Bakmadan Geçme
Çocuk Koruma Kanunu Teklifi'nde köklü değişiklik: Tekerrürde yaş sınırı ve ağır yaralama maddeleri yeniden şekillendi
TBMM'de bu hafta önemli görüşmeler bekleniyor: Suç işleyen çocuklarla ilgili düzenlemeler gündemde
Okul sorunları masada: Öğrencilerden akran zorbalığı ve dijital risklere çarpıcı açıklamalar
Çocuk Koruma Kanunu'na CHP'den sert tepki: Hapis cezası artırmak sorunu örtmektir
Akran zorbalığı raporu kabul edildi: Önlemler ve öneriler masada
Akran zorbalığına karşı 'nezaket' dönemi başlıyor: TBMM'den oy birliğiyle tarihi adım!
