Gündem

Eğitim-İş'ten "çerçeve yasa" tepkisi

Eğitim-İş, "çerçeve yasa" teklifine sert tepki göstererek, toplumsal barışın muhatabının terör örgütleri değil millet olduğunu belirtti. Sendika, hukukun baskı aracı olarak kullanılmasını ve terör örgütlerine özel düzenlemeler yapılmasını e
ANKA
ANKA
1 dk Sesli Dinle 0
Eğitim-İş'ten "çerçeve yasa" tepkisi

Eğitim-İş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda görüşülen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ne yönelik sert bir tepki gösterdi. Sendika, kalıcı toplumsal barışın muhatabının terör örgütleri değil, bizzat milletin kendisi ve meşru anayasal kurumlar olduğunu vurguladı.

Eğitim-İş\

Hukukun baskı aracına dönüşmesi eleştirisi

Eğitim-İş Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada, hukukun demokratik haklarını kullanan vatandaşlara karşı bir baskı aracına dönüştürüldüğü bir ortamda, terör örgütü mensuplarına özel düzenlemelerle toplumsal barışın sağlanamayacağı belirtildi. Öğrencilerin pankart açmaları, sendikacıların eylem yapmaları, gazetecilerin yazdıkları ve vatandaşların sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla karşılaştığı bir ülkede, seçilmişler hakkında kesinleşmiş yargı kararı olmadan görevden alma ve tutuklama tedbirlerinin uygulanabildiği ifade edildi.

Terör örgütlerine özel hukuk kabul edilemez

Sendika, böylesi bir hukuk düzeninde PKK/KCK terör örgütü mensuplarına yönelik kişiye ve örgüte özgü hukuki düzenlemelerin gündeme getirilmesinin toplumun adalet duygusuyla bağdaşmadığını savundu. Demokratik itirazlara karşı yargının kullanılmasının ve terör örgütüne özel hukuk uygulayan bir anlayışın "milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme" olarak adlandırılamayacağı kaydedildi. Terörün tamamen sona ermesi ve silahların susması isteğinin, hukukun siyasi ihtiyaçlara göre eğilip bükülmesinden farklı olduğu, hukukun kişiye, örgüte ve iktidarın dönemsel hesaplarına göre değişemeyeceği vurgulandı. Toplumsal barışın temel şartının herkes için hukuk, demokrasi ve özgürlük olduğu belirtilirken, tartışılan çerçevenin PKK/KCK yapılanmasını esas alması ve örgüt mensupları için hukuki sonuçlar doğurmasının teknik bir hukuk meselesi olarak görülemeyeceği ifade edildi. Egemenliğin millete ait olduğu bir cumhuriyette, terör örgütünü ve liderini, iktidarın siyasi hesapları uğruna halk iradesinin yanında yeni bir siyasal muhatap ve meşruiyet odağı haline getirmenin kabul edilemez olduğu sonucuna varıldı.

Bu Yazıyı Paylaş