Gündem

Engellilik artık sadece tıbbi bir konu değil: Hak ve eşit vatandaşlık mücadelesi

TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, engelliliği bir hak ve eşit vatandaşlık meselesi olarak ele alıyor. 2005 kanunuyla önemli kazanımlar elde edilirken, erişilebilirlik ve hak arama yolları genişletiliyor. Adalet Bakanl
DHA
DHA
3 dk Sesli Dinle 0
Engellilik artık sadece tıbbi bir konu değil: Hak ve eşit vatandaşlık mücadelesi

TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu başkanlığında toplandı. Komisyon Başkanı Kasapoğlu, engellilik meselesine temelden bir hak ve eşit vatandaşlık konusu olarak yaklaştıklarını vurguladı. Erişilebilirliğin sadece fiziksel engelleri aşmakla kalmayıp, adalete, bilgiye, şikayet mekanizmalarına ve savunma hakkına erişimi de kapsadığını belirtti.

2005 KANUNU BİR DÖNÜM NOKTASI

Kasapoğlu, Türkiye'nin engelli hakları alanında 2005 yılında önemli bir eşiği aştığını ve 1 Temmuz 2005'te yürürlüğe giren 5378 sayılı Kanun'un bir milat olduğunu ifade etti. Bu kanunla birlikte engelliliğin tıbbi bir konu olmaktan çıkıp sosyal boyutları olan bir hak meselesi olarak ele alınmaya başlandığını söyledi. Kanun, engelli bireyin tanımını netleştirerek ayrımcılık yasağını hukuk metinlerine açıkça entegre etti. Erişilebilirlik, devletin ve yerel yönetimlerin bir görevi haline geldi. Eğitimde kaynaştırma ve bütünleştirme politika belgesi olmaktan çıkıp hukuk düzeninde yer aldı. İstihdamda kota sistemi güçlendirildi, korumalı iş yerleri tanımlandı ve evde bakım hizmetleri yasal zemine oturtuldu. En önemlisi, bireylerin topluma etkin katılımı devlet politikası olarak kabul edildi. Günümüzde üretimden sanata, kamudan akademiye her alanda engelli bireylerin güçlü imzaları olan başarı hikayelerinin arttığına şahitlik ediliyor.

YÜRÜTME VE SAHA ARASINDA KÖPRÜ KURMA ÇABASI

Komisyonun engellilik meselesine sosyal yardım penceresinin ötesinde yaklaştığını belirten Kasapoğlu, erişilebilirliğin adalete, bilgiye, şikayet mekanizmalarına ve savunma hakkına erişimi de kapsadığını yineledi. Bir hak ihlali durumunda engelli bireyin hakkını arayabileceği yolların fiilen net ve açık olması gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin bu alanda ciddi mesafeler katettiğini ancak dijitalleşme, yapay zeka, uzaktan çalışma gibi yeni gelişmelerin hak koruma mekanizmalarının güncel olmasını zorunlu kıldığını belirtti. Komisyon olarak yürütme ile sahadaki gerçeklik arasında bir köprü inşa etme çabası içinde olduklarını dile getirdi.

ADALET BAKANLIĞI VE ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI

Komisyon Başkanı Kasapoğlu'nun açılış konuşmasının ardından Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanı Meral Gökkaya, sunum yaptı. Gökkaya, adliyelerin erişilebilirliği ve bu alandaki çalışmalar hakkında bilgi verdi. Sağır, dilsiz ve meramını ifade edemeyecek derecede malul olan kişilere istemleri aranmaksızın vekil görevlendirildiğini ve tercüman giderlerinin devlet hazinesi tarafından karşılandığını belirtti. Ayrıca, engelli kişilerin duruşmaya getirilme zorunluluğu bulunmadığı ve bulundukları yerde dinlenebileceklerine dair özel hükümlerin hukuk mevzuatında yer aldığını söyledi. Yeminle ilgili özel usullerin hem tanıklar hem de taraflar için HMK ve diğer mevzuatta bulunduğunu aktardı. Gökkaya, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Başkanlığı bünyesinde adliyelerde hizmet verildiğini, suç işleyen engellilerin ifadeleri alınırken uzmanların eşlik ettiğini ekledi. Adli yardım başvuru formunun görme engelliler için sesli betimleme yöntemiyle erişilebilir hale getirildiğini, işitme engellilere yönelik çalışmaların devam ettiğini ve formun e-devlet ile UYAP Vatandaş portalı üzerinden erişilebilir hale getirildiğini belirtti. Ayrıca, tüm mağdur ve tanıklara yönelik hazırlanan bilgilendirme broşürleri ve videolarının işitme engellilere özgü işaret diline çevrilerek internet sitesinde yayınlandığını da sözlerine ekledi.

Bu Yazıyı Paylaş