Sessiz katil hipertansiyon: Yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir, uzman uyardı!
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Emre Durakoğlugil, hipertansiyonun yıllarca belirti vermeden ilerleyebileceğini ve sessizce organlara zarar verdiğini belirtti. Erken tanı ve yaşam tarzı değişikliklerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Emre Durakoğlugil, Türkiye'de giderek artan bir halk sağlığı sorunu olan hipertansiyonun tehlikelerine dikkat çekti. Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30'unun, yani 15 milyonu aşkın kişinin yüksek tansiyon hastası olduğunu belirten Durakoğlugil, bu hastaların yarısının durumundan habersiz yaşadığını vurguladı. En tehlikeli yanının ise uzun yıllar boyunca hiçbir belirti vermeden ilerleyebilmesi olduğunu söyledi. Bu sessiz ilerleyiş, pek çok kişiyi kalp krizi, felç veya böbrek yetmezliği gibi ağır komplikasyonlar yaşayana dek hastalığından bihaber bırakabiliyor.
Hipertansiyonun Gizlenen Tehlikeleri
Prof. Dr. Durakoğlugil, toplumda 'tansiyonum yüksek olsa kendim hissederim' gibi yanlış bir inanışın yaygın olduğunu, oysa hipertansiyonun hiçbir şikâyet yaratmadan yıllarca damarları, kalbi, böbrekleri ve beyni sessizce tahrip etmeye devam edebileceğini ifade etti. Kan basıncının aşırı yükseldiği veya kronik hasarın belirginleştiği durumlarda baş ağrısı, ense ağrısı, çarpıntı, görme bulanıklığı, baş dönmesi, kulak çınlaması, nefes darlığı ve burun kanaması gibi uyarı işaretlerinin ortaya çıkabileceğini belirtti. Ancak bu belirtiler beklenmeden, her yetişkinin düzenli aralıklarla kan basıncını ölçtürmesi gerektiğinin altını çizdi.
Yaşam Tarzı Değişikliği Tedavinin Anahtarı
Hipertansiyon tedavisinin ilaç ve yaşam tarzı değişiklikleri olmak üzere iki ana ayağı bulunduğunu belirten Durakoğlugil, erken evrelerde ilaçsız önlemlerin yeterli olabileceğini, ancak orta ve ileri evrelerde ilaç tedavisinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Tuz tüketimini günde 5 gramın altına indirmek, haftada 150 dakika aerobik egzersiz yapmak, sağlıklı kilo yönetimi, alkolü sınırlandırmak ve sigarayı bırakmak gibi yaşam tarzı değişikliklerinin kan basıncı üzerinde kanıtlanmış olumlu etkiler yarattığını söyledi. Düzenli tansiyon ölçümü, erken tanı ve bu yaşam tarzı değişikliklerinin bir araya gelmesiyle hipertansiyona bağlı kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği vakalarının büyük ölçüde önlenebileceğini belirtti. 40 yaş üstü veya ailede hipertansiyon öyküsü olanların altı ayda bir, diğerlerinin ise yılda en az bir kez tansiyonlarını ölçtürmeleri hayati önem taşıyor. Beklemeden harekete geçmek, bu sessiz düşmana karşı en güçlü savunmadır.

