Hititlerin başkenti Hattuşa'daki Yerkapı Tüneli'nde devam eden arkeolojik çalışmalarda heyecanlandıran bir keşfe daha imza atıldı.

Hititlerin başkenti Hattuşa'da bulunan Yerkapı Tüneli'nde devam eden arkeolojik çalışmalarda 3.500 yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen yeni simgeler bulundu. Mardin Artuklu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Genç'in öğrencilerle bir gezi sırasında keşfettiği simgeler, bilim dünyasını heyecanlandırdı.

Genç, 13 Ağustos'ta öğrencilerle fotoğraf çekmek için ören yerinde gezdiği sırada Yerkapı Tüneli'nin orta kısmındaki taşlara kök boya ile çizildiği tahmin edilen simgeleri fark etti. Tünelde 249 simge tespit eden Genç, keşfini kazı başkanı Schachner ile paylaştı. Schachner de Yerkapı ve simgelerin 3 boyutlu taramasını yaptırarak, hiyeroglifleri bilim dünyasına kazandırdı.

Farklı ülke ve üniversitelerden arkeolog, hititologların birlikte yürüttüğü kazılarda 80 metre uzunluğunda, binlerce taş kullanılarak inşa edilen Yerkapı Tüneli'nde yaklaşık 3 bin 500 yıl önce çizildiği tahmin edilen yeni simgelere rastlandı.

Kazı başkanı Schachner, simgelerde tanrıların betimlendiği değerlendirilen 249 hiyeroglifin farklı uzmanlık alanlarından bilim insanları tarafından incelendiğini belirterek, sonuçların yakında kamuoyu ile paylaşılacağını söyledi.

9 Eylül Uluslararası İzmir Yarı Maratonu başladı 9 Eylül Uluslararası İzmir Yarı Maratonu başladı

Schachner, "Hattuşa'da arkeolojik kazı çalışmaları 1907'de Yerkapı'dan başladı. Onlarca kez tünelden geçmemize rağmen ben de dahil kazı yapan hiç kimse bugüne kadar bu hiyoroglifleri farketmedik. Hattuşa'nın zirvesinde yer alan Yerkapı Tüneli Hititler için son derece önemli. Yeni bulunan hiyerogliflerle tünelin ne amaçla kullanıldığını daha iyi anlama imkanı bulacağız. Tüneldeki hiyeroglifler benzerlik gösteriyor. İstanbul Üniversitesinden Hititolog Doç. Dr. Metin Alparslan simgelerin hangi anlamları taşıyor olabileceğini belirlemek üzere çalışmalara başladı. Simgeleri bilim dünyasıyla paylaştığımızda Hititlerle ilgili çalışan arkadaşlar fikir yürütecek ve buna göre belki bir, belki birkaç fikir oluşacak. Burada toplam 249 Anadolu hiyeroglifi belirledik fakat hepsi birbirinden farklı değil. Toplam 8 gruba ayırabiliyoruz. Onlar bize şöyle yenilik katıyor toplumsal açıdan. Boya ile yazıldıkları için daha çok grafiti tarzında yorumlamamız lazım. Hızlı yapılmış ve hızlı da anlaşılsın diye yapıldığını düşünüyoruz" dedi.

Anadolu'da bulunan hiyerogliflerin çoğunluğunun kendi anlamlarını barındıran anıtsal yazıt ya da mühürlerde görüldüğünü ifade eden Schachner, tüneldeki simgelerin keşfi ile Hitit döneminde hiyeroglifin çok daha yaygın şekilde kullanıldığı görüşünün oluştuğunu kaydetti.

Arkeolojik açıdan yeni bir keyfin heyecanını yaşadıklarını anlatan Schachner, şöyle devam etti:

"Hititleri en çok çivi yazılı metinlerden biliyoruz. Ancak görüyoruz ki Hititler ve Hitit kültürünün içinde apayrı ve Anadolu'ya özgün bir yazı sistemi de var. İşin ilginç tarafı, Hitit devleti yıkıldıktan sonra çivi yazısı kayboluyor ama Anadolu hiyeroglifleri kullanılmaya devam ediyor. İç Anadolu'nun güney kısmında, özellikle Güneydoğu Anadolu'da demir çağı döneminde, yani Hititleri takip eden zamanlarda 400 sene daha bu tarz yazıtların kullanıldığını görüyoruz."

Simgelerin, tünelin her mevsim ortalama sıcaklığa sahip olması, güneş ve yağmur girmeyen karanlık bir ortamda bulunması gibi nedenlerle binlerce yıldır bozulmadan günümüze ulaştığı tahmin ediliyor.