Beynin orta bölgesinde yer alan ve her iki yarı küre arasında bulunan pineal bez ya da diğer adıyla epifiz bezi tarafından salgılanan melatonin, uyku döngüsünü ve sirkadiyen ritim olarak tanımlanan vücudun biyolojik saatini düzenleyen bir hormondur. Sindirim sistemi organlarından mide ve bağırsağın yanı sıra kemik iliği, retina, deri ve akyuvar hücreleri tarafından da düşük düzeyde üretilen hormon, havanın kararması ile sentezlemeye başlar. Melatonin, uyku ritminin düzenlenmesinin yanı sıra bağışıklık sisteminin güçlenmesi, vücut ısısının ayarlanması ve hücre yenilenmesi gibi biyolojik ve fizyolojik süreçlerde önemli bir rol oynar. Lipofilik ya da farklı bir deyişle yağ tipi çözücülerde çözünme yeteneğine sahip olmasından dolayı melatonin, bilinen en güçlü antioksidandır. Bu özelliği sayesinde vücudun tüm bölgelerine ulaşabilen ve karanlık ortamda kişinin uykusu sırasında yoğun miktarda salgılanan melatonin, metabolizmanın yaşamsal faaliyetlerini sürdürme mekanizmalarını destekler. Melatoninin, uyku süresinden bağımsız olarak uyku kalitesi üzerinde olumlu etkisi bulunur. Bu yüzden lambanın icadı, sanayileşme ve modern hayatın etkisiyle saat 23.00 ile 05.00 arasında ışığa maruz kalarak uyuyan ya da hiç uyumayan kişilerde melatonin salgılanması kısıtlı olduğundan bu durum uyku bozukluklarına yol açar. Başta uyku düzeni olmak üzere pek çok işlevi olan melatonin hormonunun vücut üzerindeki etkilerine geçmeden önce "Melatonin hormonu nedir?" sorusunu cevaplamak gerekir.

Melatonin nedir?

Beyinde yer alan epifiz bezinden salgılanan melatonin hormonunun insan sağlığı üzerinde ciddi bir etkisi vardır. Esas görevi, vücudun sirkadiyen ritminin ayarlanmasıdır. Ancak bunun yanı sıra uyku ritminin ve vücut ısısının düzenlenmesi üzerinde önemli bir paya sahiptir. Vücutta bulunan tüm yapılara ulaşabilmesini sağlayan lipofilik özelliği nedeniyle bilinen en güçlü antioksidan olan melatonin, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve hücre yenilenmesi gibi pek çok önemli görevin yerine getirilmesini sağlar. Beyinden melatonin hormonu salınımı için havanın karanlık olması gerekir. Bu durum beyinde yer alan pinealositler ya da farklı bir deyişle ışığa duyarlı hücreler tarafından kontrol edilir. Böylece hava aydınlıkken melatonin salınımı dururken, hava karardığında tekrar başlar. Bu yüzden melatonin, Drakula hormonu olarak da bilinir. Akşam 21.00 ile 22.00 saatleri arasında salınımı artmaya başlayan melatonin, 02.00 ile 04.00 saatleri arasında en üst seviyeye ulaşarak zirve yapar. 05.00 ile 07.00 saatleri arasında tekrar azalır ve bu saat aralığından sonra bazal ya da farklı bir ifadeyle alt sınıra doğru çekilir. Ortalama olarak bir kişinin vücudunda bir gecede toplam 30 mg. melatonin sentezlenir. Böylece gündüz saatlerinde kanda 0-20 pg/dl düzeyinde olan melatonin seviyesi, gece saatlerinde 50 ile 200 pg/ml seviyesine yükselir. "Melatonin nedir?" sorusuna bu şekilde yanıt verilebilir. Melatonin hormonunun yaklaşık olarak %85'i epifiz bezinden salgılanırken geriye kalan %15'si mide, bağırsak, kemik iliği, retina, deri ve akyuvar hücreleri tarafından salınır. Bilinen en kuvvetli antioksidan olması nedeniyle kişide antidepresan etkisi yaratan ve bunun yanında kanserden kalp hastalıklarına kadar pek çok hastalığın varlığı ile ilişkilendirilen melatonin, fizyolojik ve psikolojik sağlık için olmazsa olmazlardandır. Bu yüzden gece melatonin salgılanan saatlerde televizyon izlemek, cep telefonu ile vakit geçirmek, ışığa ve özellikle mavi ışığa maruz kalmak uyku kalitesini ve vücudun hastalıklara karşı direncini düşüren etkenler arasında gösterilir.

Melatonin nasıl salgılanır?

Melatonin, beyinde yer alan epifiz bezinde yer alan pineolasit hücreler tarafından salgılanır. Işığa duyarlı olan pineolasit hücreleri havanın kararması ile birlikte lineer şekilde hormon salınımını artırır. Melatonin hormonunun yapımında kullanılan ana madde olarak ifade edilen triptofan, öncelikle serotonine dönüşür. Gün boyu salgılanan ve mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin, havanın kararması ile birlikte yerini melatonin hormonuna bırakır. Işığa duyarlı retina hücreleri olarak tanımlanan fotoreseptörlerin beyinde yer alan pinealositler ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Gün ışığının ortadan kalkması ile birlikte bu hücreler ışık miktarında azalma olduğu bilgisini beyinde yer alan epifiz bezine aktarır. Ülkemizde, kış aylarında gecelerin daha uzun olmasına bağlı olarak melatonin daha uzun süre ile salgılanır. Ancak bu durum kişinin yaşı ile de direkt olarak bağlantılıdır. Yani kişi yaşlandıkça melatonin hormonunun salınım miktarı da düşer. İnsan vücudunun ışığa maruz kalması, uyku düzeninin farklılaşmasındaki anahtar mekanizmadır. Işık kaynağı, retinadan başlayarak beyinde yer alan hipotalamik alana kadar uzanan sinirleri uyarır. Hipotalamusta bulunan suprachiasmatic nucleus (SCN) bölgesi ışığın değişimi ile ilgili bilgiyi aldıktan sonra bu bilgiyi epifiz bezine gönderir ve melatonin salınımı başlatır. Böylece uyku ve uyanıklık hissi oluşur. Melatonin salınımı arttıkça beyine gelen uyarılar daha az algılanır ve uyku hissi oluşur. Uykunun sonra ermesine kadar geçen süre boyunca kan düzeyinde melatonin yüksek seviyede bulunmaya devam eder. 

Yararları

Melatonin, kişiden kişiye değişse de yaklaşık olarak 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanan bir hormondur. Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır. Melatonin hormonu vücudun biyolojik saatini ve ritmini ayarlamakla beraber, hücrelerin yenilenmesi, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, uyku ritminin ve vücut ısısının ayarlanması gibi birçok biyolojik ve fizyolojik düzenlemelerde görev alır.Bunun haricinde melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Bu nedenle lösemi ve diğer kansere yakalananların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları istenmektedir. Yapılan son araştırmalara göre hormonun yaşlanmayı geciktirici etkisi de vardır.

Kalp damar sistemini korur

Melatoninin çok güçlü bir antioksidandır. Antioksidan özelliğinden dolayı kalp damar sistemini koruyucu etkileri olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. Yapılan çalışmalarda uzun süre uykusuz kalan melatonin düzeyi azalmış bireylerin kalp krizi ve inme sıklığında artış olduğu gözlemlenmiştir. Yine melatonin hormonunun yüksek antioksidan etkinliğinden ötürü yaşlanmayı geciktirici etkisi olduğu kabul edilmektedir. Son yapılan çalışmalara da melatonin salgısının azaldığı uzun yıllar uykusuzluk çeken hastalarda yaşlanmanın daha hızlı olduğu, iyi uyku uyuyanlarda yaşlanmanın daha yavaş olduğu gösterilmiştir.