Köşe Yazısı

Açık Hat Bataklığı: Suçluyu Değil, Sistemi Yakalamak Gerek

Mehmet Taşar
Mehmet Taşar
3 dk Sesli Dinle 0

Son dönemde “kiralık IBAN” tartışmaları üzerinden dijital suç ağları yeniden gündeme gelirken, aslında en az onun kadar büyük bir başka sorun daha sessizce büyümeye devam ediyor: “Açık hat” meselesi.

Yargı dosyalarında sıkça karşımıza çıkan “açık hat” kavramı, çoğu zaman başka bir kişi adına çıkarılmış GSM hatlarının suç faaliyetlerinde kullanılması anlamına geliyor. Özellikle yabancı uyruklu kişiler adına çıkarılan bu hatlar; dolandırıcılık, tehdit, yasa dışı bahis ve benzeri birçok suçta araç olarak kullanılıyor. Suçu işleyen kişiler ise hattı kısa süre kullanıp kapatarak ortadan kayboluyor.

Peki geriye ne kalıyor?

Bir isim. Çoğu zaman gerçek kullanıcıyla hiçbir ilgisi olmayan bir hat sahibi.

Soruşturmalarda hat sahibi tespit edilse bile, çoğu kişinin suçla doğrudan ilgisinin olmadığı ortaya çıkıyor. Çünkü bu kişiler ya kimlik bilgilerinin kullanıldığından habersiz ya da hatların nasıl çıkarıldığını dahi bilmiyor. Bazı durumlarda ise hat sahibine hiç ulaşılamıyor. Sonuç olarak dosya kapanıyor, suç örgütü ise yeni bir “açık hat” ile faaliyetlerine devam ediyor.

Asıl sorun tam da burada başlıyor.

Bugün yargının önündeki temel mesele, yalnızca hattı kullanan kişiyi bulmak olmamalı. Daha önemli soru şudur:

Bu açık hatları kim çıkarıyor, kim organize ediyor, kim pazarlıyor?

Çünkü ortada bireysel bir olaydan çok sistematik bir yapı bulunuyor. Açık hatlar artık suç dünyasının altyapısına dönüşmüş durumda. Nasıl ki kiralık IBAN sistemleri suç gelirlerinin dolaşımını sağlıyorsa, açık hatlar da suçluların görünmezlik zırhı haline geliyor.

Ancak mevcut soruşturma pratiğinde önemli bir sorun var. Açık hat konusu çoğu dosyada ana suçun dışında kaldığı için, ilgili savcılık ya da mahkeme yalnızca önündeki somut suça odaklanıyor. Dolayısıyla açık hattın nasıl çıkarıldığı, kimlerin bu işi organize ettiği çoğu zaman soruşturmanın kapsamına dahil edilmiyor.

İşte tam da bu nedenle mesele artık sadece yargının değil, yasa koyucunun sorunudur.

Bugünkü mevzuatta, hat sahibi şikâyetçi olur ve sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığı tespit edilirse, hattı çıkaran şirkete genellikle idari nitelikte küçük para cezaları uygulanıyor. Ceza ödendiğinde süreç çoğu zaman kapanıyor. Oysa burada sorulması gereken çok daha büyük sorular var:

Kaç kişi adına habersiz şekilde hat çıkarılıyor?
Kaç kişi kendi adına açılmış bir GSM hattından haberdar bile değil?
Ve bu sistemden kimler para kazanıyor?

Eğer suçla mücadelede gerçekten sonuç alınmak isteniyorsa, yalnızca suç sonrası yakalama refleksi yetmez. Suçu mümkün hale getiren altyapının ortadan kaldırılması gerekir.

Bataklığı kurutmadan sivrisineklerle mücadele edilemez.

Bu nedenle 12. Yargı Paketi ve devamındaki reform çalışmalarında, “açık hat organizasyonu” müstakil bir suç tipi olarak ele alınmalıdır. Sahte ya da usulsüz hat çıkarılmasına aracılık eden kişi ve yapılar hakkında daha ağır yaptırımlar düzenlenmeli; GSM abonelik süreçleri ciddi şekilde denetlenmelidir.

Çünkü bugün açık hat yalnızca teknik bir iletişim sorunu değil, doğrudan kamu güvenliği sorunudur.

          Mehmet TAŞAR

Yüksek Adli Bilimler Uzmanı

Bu Yazıyı Paylaş