Köşe Yazısı

Beynin arka katmanı

Yavuz Koca
Yavuz Koca
3 dk Sesli Dinle 8

Çok harika sözler var, ister atasözü diyelim isterse deyim… "Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler" gibi. Yani, “bir kişinin kendini methetmek ve/veya ne kadar bilgili, cesur olduğunu anlatmak isterken farkında olarak ya da olmadan asıl niyetini itiraf etmesi.” 

Tarihin Tekerrürü:

Suriye’deki gelişmelere ilişkin bir paylaşım yapmıştım. Yurtdışında sürekli Türkiye’yi karalayan, Şivan Perver'in, ABD’nin Suriye’de PKK’yı iteklemesiyle ağlayarak ABD'ye yalvarmasından duyduğum rahatsızlığı vurgulamıştım. Bazıları Şivan’ın ağlamasını görmemiş, babasının “biz aslında Türk’üz, Karakeçili aşiretindeniz, Türk bayrağı altında yaşıyorum, dilimiz Kürtçe olmuş ama ben Türk evladıyım” sözüne kulak vermemiş, sirkatin söylemiş… Ah beynin arka katmanı ah…

Futbol:

Ekim 2025’te, Bursaspor-Muşspor maçını Erdal-Serdal Türkoğlu kardeşlerle birlikte statta canlı izledik. Gençliğimde uzun yıllar aktif futbol oynadım ve futbol sevdam hep yaşadı, yaşıyor.

Bursaspor, süper ligde şampiyonluk yaşadı, sonrasında üçüncü lige kadar düştü, çıktığı ikinci lig sonrası hedefi süper lig… Ekonomide altıncı, nüfus açısından dördüncü sırada, sürekli göç alan bir ilin takımı… Maalesef istenen kıvamda değil. Amma taraftar süper, eğer onların desteği olmasaydı, Muşspor’a yenilirdi.

Muşspor, ikinci lige henüz çıktı, orta sıraların üstünde tutunmaya çalışıyor. Ekonomik gelişmişlikte son sıralarda (80’inci), sürekli göç veren bir ilimizin takımı… Allah için güzel oynadılar...

Lakin, Muşspor taraftarı politize olmuş veya politize kişiler tribünleri ele geçirmiş. Ve hele “Amed(!)” tezahüratıyla ortalığı karıştırmaları… Amed ne ve neresi ki, 21’inci (Diyarbakır’ın plakası) dakikada cep telefonu feneriyle şov yapıyorsunuz. 65’inci dakikada Van, 25’inci dakikada Erzurum için neden yapmadınız? Yani takım iyi, taraftar maalesef… Ah beynin arka katmanı ah…

Rojava ve Amed:

12 yaşından 19 yaşına kadar Diyarbakır’da yaşayan birisi olarak, bu kelimeleri kafama takıldı. Malum internet öncesi, araştırmacıların başvuru kaynaklarından birisi de ansiklopedilerdi. Ben de “Rojava-Amed” ikilisi için kütüphanemdeki 24 ciltlik “Büyük Larousse Ansiklopedisine” başvurdum. Her ikisi de yoktu. Bu durumda Google’a sordum ve karşıma aşağıdaki özet çıktı. Demek ki sonradan kayda geçirilmiş…

Rojava ismi, ilk olarak 2012 yılında Suriye’de ortaya çıkmış. Suriye’nin kuzeyinde ve doğu kesiminde bir bölgeyi tanımlar. Bu bölge bazı kesimlerce, “Batı Kürdistan” olarak anılıyor. Rojava, “Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi” adıyla “de facto” (oldu-bitti) bir özerk bölge olarak tanıtıldı.  

Amed, güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan Diyarbakır ilinin eski ve yerel adıymış. Mezopotamya'nın en eski yerleşim bölgelerinden biri olarak kabul edilen Diyarbakır, yaklaşık 9.000 yıllık geçmişiyle, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Başta Roma İmparatorluğu olmak üzere, Persler, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular, Artuklular, Moğollar, Memlükler, Osmanlılar ve daha birçok medeniyetin etkisiyle şekillenmiştir.

Saklanan gerçekler ışığında veya uydurulan tarih gölgesinde, başkalaşan kimlikler özelinde, devşirilen beyinler katmanında sormak lazım, sahi Amed neresi, Rojava nerede? Ah beynin arka katmanı ah…

Aşiret:

Bakın, Pinyanişi Aşireti Lideri Ali İhsan Zeydan Hakkari’den ne diyor? “Allah aşkına, PKK’yı kim kurdu? Bu halkın aydınlanması lazım. PKK’nın üst kadrosuna bakıyorsunuz, Murat Karayılan’dan başka Kürt yok. Duran Kalkan Gümüşhaneli Terekeme (Karapapak Türkü), Sabri Ok Adıyamanlı bir Türkmen, Bese Hozat Tuncelili Avşar aşiretinden bir Türkmen, Cemil Bayık Elazığlı Gakkoş Türkmen, Mustafa Karasu Sivaslı, Ali Haydar Kalkan Yozgatlı… PKK’nın içindeki Kürtler bu sürecin sıkıntısız bitmesini istiyor ama PKK’nın içindeki Türk Solu bu işin olmasını istemiyor. Bunlar kimin güdümünde? PKK’nın elindeki silahlara bakın çoğu Avrupa menşeili. Benim ailem hep devletin yanında oldu…” Buradaki akl-i selimi bile dinlemeyenler var. Ah beynin arka katmanı ah…

Kardeşlik:

Hayatı boyunca Türk-Kürt kardeşliğini savunan birisi olarak, Şivan Perver’in Türkiye yerine yüzünü ABD’ye dönmesine, yalvarmasına, babasının sözlerini dikkate almamasına kızıyorken, birileri bunu nasıl görmez? Ayrıca Diyarbakır yerine “Diyarbekir” dendiğini biliriz, anlarız da bu Amed nereden çıktı? Ah beynin arka katmanı ah…

Es-selam olsun, ves-selam olsun, has-kelam olsun yüzünü, Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve ay yıldızlı bayrağımıza çevirenlere.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • S. Ahmet Bağcı

    Yavuz abi yazınız çok yerinde ve vatanımızın doğu ve güneydoğusundaki sosyokültürel yapıyı ve çarpıtmayı gerçekleriyle açıklıyor, sağ olasın var olasın. Tarım Bakanlığında görev yaparken Siirt, Eruh ve Diyarbakır bölgesinde çalıştığımız zamanlarda (1986-1990) bölgenin bir kısım sosyal yapısını gözleme imkânımız oldu. O zaman ilçe olan Şırnak’ta ORKÖY Kalkınma Planı hazırlık aşamasında köyleri ve ilçenin ileri gelenleri ile görüşmeler yaptık. Bu çerçeve de teröre karşı her daim Türk Devletinin yanında yer alan Tatar Aşiretinin ileri gelenleri ile de görüştük. Kendilerine “Tatarlar” isminin nerden geldiğini sorduğumuzda “Atalarımız Kırım’dan gelmişler” demişlerdi, yani kendileri Türk ama Kürtçe konuşuyorlardı…

  • Arslan AYDAR

    Sevgili kardeşim ne güzel anlatmışsın. “Ana kurt kayalıkların tepesinden yavru kurta dünyayı tanıtıyor. Ovada Çoban koyunları otlatıyor. Yavru kurt Çobanı göstererek soruyor, o kim ana diyor. Cevaben Ana kurt diyor ki yavrum o insanoğlu, baş düşmanımızdır, nerede görsen kaç. Anladım ana diyor yavru kurt. Koyunları gösteriyor , Ana kurt diyor ki Allah’ın bize verdiği rızkımızdır, çekinmeden yakala ve ye diyor. Peki Ana orada biri var bize çok benziyor diyor. Çobanın köpeyini gösteriyor. Ana kurt cevap veriyor. Ah evladım, ah bizim evimizi yıkan, bize benzeyip bizden olmayandır diyor.

  • Bilal Gürer

    Yavuz'a gönülden katılıyorum. Çünkü ortaya koyduğu duruş; sloganların, yapay kavramların ve dış yönlendirmelerin değil, aklın, tarih bilincinin ve ortak vatan fikrinin duruşudur. Bu bakış, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yıllar önce işaret ettiği çizgiyle birebir örtüşmektedir. Atatürk ne diyordu: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” Bu söz; etnik kökeni değil, ortak kaderi, ortak vatanı ve birlikte yaşama iradesini esas alır. Bugün kimlikler üzerinden ayrıştırma yapan, tarihsel kavramları siyasallaştıran anlayışlara verilebilecek en net cevap da budur. Yine Atatürk’ün şu uyarısı çok manidardır: “Bizi mahvetmek isteyen emperyalizm ve bizi yutmak isteyen kapitalizmle mücadeleyi meslek edinmiş insanlarız.” Bugün dış güçlerin bölgemizde ürettiği kavramlara, yapay haritalara ve taşeron yapılara bakıldığında, yazarın “sorgulayın” çağrısının ne kadar yerinde olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Dün Sevr ile bölmek isteyen zihniyet neyse, bugün farklı isimler ve kavramlar altında sahneye çıkan da odur. Tarih bize şunu defalarca göstermiştir: Bu topraklarda Türk Kürt’le, Arap’la, Çerkes’le Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda omuz omuza savaşmış, terörle mücadele de yan yana şehit düşmüş, Diyarbakırlı bir aşiret reisi de, Egenin efesi de aynı bayrak altında mücadele etmiştir. Söz konusu vatan olunca “ayrışma” yoktu, çünkü herkes meseleyi kimlikte değil istiklalde görüyordu. Yavuz’un futbol tribünlerinden siyasete uzanan örnekleri, tam da Atatürk’ün şu sözüyle örtüşür: “Milleti aldatanlar, sonunda millet tarafından aldatılır.” Masum alanlar üzerinden bilinçli semboller üreterek toplumu yönlendirmeye çalışanlar, tarihte hep olmuştur; ama hiçbirisi kalıcı olmamıştır. Bu nedenle Yavuz’un yazısını, bir öfke metni değil; uyarm çağrısı, bir kardeşlik hatırlatması olarak görüyorum. Kimliğimizi başkalarının çizdiği sınırlarla değil, tarihimizin ve ortak irademizin çizdiği çerçevede anlamaya ihtiyacımız var. Son söz yine Atatürk’ten gelsin: “Ne mutlu Türk’üm diyene.” Bu söz bir etnik üstünlük değil; bu vatanın onurlu, bağımsız ve ortak çatısı altında yaşamayı kabul eden herkes için söylenmiştir. Yazara desteğim bu anlayıştan kaynaklanmaktadır.

  • Alp Demir

    Bütün bunların Türk solunun içinden çıktığı biliniyor. Hem de Atatürk'ün CHP'si bunların ilk yuvaları oldu. Hala da aynı kafadalar. Peki Türk solu neden ihanete girişti ve bunu neden kürtler üzerinden yapıyor ? Belki de gerçekte sorulması ve cevap aranması gereken budur. Tam da burada laik devlet düzeni içinde, gerçekten laik olabildik mi, yoksa hala samanların altında gizli gizli devam eden bir mezhep kavgası mı var diye sorabiliriz.

  • Hilmi Yaşar Çebiç

    Yavuz baba muthiş bir yazı olmuş...Tarihi gerçekleri çarpıtanların yüzüne bir Tokat olmuş. Diysrbakırın benim de üzerimde hakları vardır. Ali Emiri Ortaokulu ve O dönemlerin en başarılı Ziya Gökalp Lisesi...Amed ile Rojava eşitlemesi bilgi noksanlığı mı yoksa kasıtlı mı karar veremedim. PKK daki silahlar Avrupa danda ABD dende geliyor, Trump yine bazılarını sattı. Eline kalemine saglıklar dilerim değerli kardeşim.

Bu Yazıyı Paylaş