Epey bir zamandır canım yazmak istemiyor… Oysa en kolay yaptığım ve en çok zevk aldığım işlerin başında gelir yazmak. Düşündüm ve buldum nedenini.
Nedeni kendimim… Uyumda zorluk yaşıyorum, evrenselleşemiyorum, dünü inkar edemiyorum, görmezden gelemiyorum… Bayrağı düşünüyorum, vatanı düşünüyorum, toprağı düşünüyorum, ecdadı düşünüyorum, nesilleri düşünüyorum, üç kuşak kabrimizin bir yerde olmadığını düşünüyorum ve ürperiyorum.
İyi de bir ben miyim böyle düşünen? Neden çoğunluk içinde değilim, özellikle uyur numarasındakilerin? Neden hep geçmişe takılıp kalıyorum? Neden, mazinin gölgesine sığınmaktan başka ruhlarımızı ısıtacak ve yüreklerimizi soğutacak bir şey kalmamış gibi hep aynı rüyayı görüyorum?
Milletlerin egemenliği ancak yeni nesillerin bilinci ölçeğinde güç kazanır ve ilelebet yaşar fikriyatımın gölgesine sığınsam gönlüm demlenir mi acep? Gencecik yaşlarında bir ülkü uğrunda ukbaya varanların önünde baş eğsem kabul görür mü dersiniz?
Ve durdum ve düşündüm ve kaldım. “Unutulanlar dışında yeni bir şey yok” sözünü hatırlayınca, 2004 yılında “dününü unutanlara ve unutulanlara” ithafen yazdığım bir şiirim geldi yadıma. Gördüm ki aradan geçen 22 yılda gerçekten değişen bir şey yok…
İZZETİ ŞEREFİNLE DİK DUR
Hatırlar mısın be yiğidim?
Biz birbirimize dal idik,
Hiç arkasız kalmazdık, bilirlerdi ki dalımız vardı.
*
Hatırlar mısın be yiğidim?
Biz birbirimize can idik,
Hiç çaresiz kalmazdık, bilirlerdi ki çatal yürek canımız vardı.
*
Deli Yürek Bumerang’da Cemal ile Yusuf’u gördün mü?
Kıvırcık Ali’nin şerefsizlere haykırdığı türküyü dinledin mi?
Şeref ekmek bulamazken şerefsiz (budu) bulur.
Şeref nerede ne buldu ki ekmekte bulsun?
Şerefsiz nerede itibar görmedi ki sınıfta kalsın?
*
Katı yüreğim yufkalaştı kan ağlar.
Erkekler ağlamaz deseler de be yiğidim,
Sen sessizce derinden ağla,
Akıt gözyaşlarını içine,
Şerefsizlere inat tek utancın bu olsun be yiğidim.
*
Ne oldu bize a gülüm?
Şerefsizlerin şereflendiği meydanlarda,
Ekmeksiz kalan şerefleri nasıl unuttuk be yiğidim?
Vatanı ekmekle değişir oldular,
Millete, milliyete hamaset dediler,
Aslanların otağında çakallar yatar,
Kartalların yuvasında baykuşlar öter,
Bozkurt küsmüş Ergenekon’a,
Hayalini kurar mazideki dalgaların,
Çırpınırdın Karadeniz bakıp Türkün bayrağına.
*
Türkler öz yurdunda yad oldu be yiğidim,
Beyler gitti el oğluna bel oldu be yiğidim,
Kurtlar birbirini yer oldu be yiğidim.
*
İçim daralır,
Kalbim sıkışır,
Canım acır da bir şeyler söyleyemem be yiğidim,
Göz bebeklerim şişer de yaşını akıtamam a yiğidim,
Döneklere inat,
Ağlamak istesem de ağlayamam be yiğidim.
*
Hani biz tarihin akışını değiştirmeye ant içmiştik?
Hani biz doğmamış bebelere don biçmiştik?
Hani biz dağları düz, denizleri buz etmeye ahdetmiştik?
Ne oldu bize be gülüm ne oldu?
Bilmem burkulur mu için?
Bilmem acır mı canın?
Seyrederken maziyi,
Anarken bizi yitiren bizi be yiğidim?
*
Şerefsizler şeref beyden rütbe aldı duydun mu?
Gönül dağları eridi ve sel oldu duydun mu?
Dağ gibi denen adamlar eğildi de kul oldu duydun mu?
Duysan da dik dur be yiğidim,
Şerefsizlere inat izzeti şerefinle dik dur yiğidim…
Es-selam olsun, ves-selam olsun, has-kelam olsun “izzeti şerefiyle dik duranlara.”


