Köşe Yazısı

Diyarbakır’dan Amed’e

Yavuz Koca
Yavuz Koca
3 dk Sesli Dinle 5

İnsanın karakter izi, çocukluğunda saklıdır. Kişiliği, bu dönemde yaşadıklarıyla, anılarıyla donanır. Gelecekteki hayatı ve ikili ilişkileri ise önemli ölçüde bu evreden etkilenir. Aradan yıllar geçse de çocukluk arkadaşları bir araya geldiklerinde, eğer kendilerini kasmazlarsa çocuklaşırlar. Hesapsız kitapsız, önyargısız, eski günlerine dönerler…

Ahh O Yıllar:

1970’e girilirken Türkiye’de bulunan toplam 6 Maarif Kolejinden birisi de Diyarbakır’daydı. Sınavla girilebilen okul, doğal olarak kapısını seçme öğrencilere açıyordu.

Henüz 11-12 yaşlarındayken bir araya gelen öğrenciler, aynı okulda önce hazırlık sınıfı, ardından 3 yıl ortaokul ve 3 yıl lise derken 7 yıl birlikte eğitim gördüler. Ve mezuniyetin ardından geçen tamı tamına 50 yıl sonra 2026’da yeniden Diyarbakır’da buluştular…

Hani, Yahya Kemal Beyatlı, Akıncılar şiirinde; “…Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik…” diyor ya işte o misal 50 yıl arayla buluşanlar, okullarındaki sıralara aynı heyecanla yerleşince, 10’lu yaşlarına döndüler.

Farklı etnik kökenden, dinden, mezhepten ve meşrepten sınıfdaşların bulunduğu ortamda tek bir incinme, iğneleme, karalama, yaralama olmadı… Türkiye’nin özlediği bir tabloydu bu…

Diyarbakır/Diyarbekir:

Tarih boyunca farklı isimlerle anılan Diyarbakır; Hititler, Asurlular, Persler, Romalılar, Selçuklular ve Osmanlıların olduğu gibi şimdi de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir parçasıdır.

Osmanlı döneminde, 1867 yılında vilayet yapıldığında adı Diyarbekir olan şehrin ismi, 1937’de Diyarbakır (bakır memleketi) olarak değiştiriliyor. Çin Seddinden sonra dünyanın ikinci en uzun, görkemli yapısı olan Diyarbakır Surları, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki varlığıyla Diyarbakır’ı gözde turizm merkezlerinden birisi yapmıştır.

Amed:

Amed, Farsça ve Süryanice (Amîd/Amîdâ) kökenli bir kelimedir. Bu seferki Diyarbakır ziyaretimde, bazı kişilerin özellikle ve öncelikle Diyarbekir veya Diyarbakır isimleri yerine “Amed” ismini tercih ettiklerini gördüm. Yani Arapça ve/ya Türkçe kökenini atlayıp, mevcut ve/ya bir önceki isimleri varken illa da Farsça Amed isminde ısrarlarını anlamakta zorlandım.  

Amedspor Süper Ligde:

Gençlik yıllarımızda, Diyarbakır stadyumunda çok futbol maçına çıktım, defalarca röveşata tutkumu canlandırdım. Öte yandan Diyarbakırspor-Rizespor maçının ilk yarısı hariç istisnasız bütün müsabakaları canlı izledim. Yani fanatik bir Diyarbakırspor taraftarıydım.

Melikahmet, Diyarbakır’ın her daim Anadolu kokan bir semtidir. İşte bu Melikahmet’te kurulan “Melikahmet Turanspor”, 1985 yılında “Melikahmetspor”, 1990’da “Diyarbakır Belediyespor”, 1993’te “Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor” adını aldıktan sonra, 2014 yılında “Amed SFK” ismine evriliyor… Yani bu tarih evvelinde, 2014’te “Amed” ismi ver(dir)ilmeden öncesinde öyle veya böyle bir hikayesi yoktur Amedspor’un.

Nihayetinde takım bu sene süper lige yükseldi. O gece Diyarbakır’daydım. Havai fişek sesleri ile mermi sesleri saatlerce birbirine karıştı. Yollar kapandı, eğlence ve sevinç doruklardaydı.

Diyarbakırspor’a gelince… Kadim takım, şehrin sahipleri(!) Amedspor’u sarmalayınca amatör lig ile üçüncü lig arasında gelgitler yaşıyor. Kısaca Diyarbakırspor/Diyarbekirspor öksüz ve yetim kalmış…

Yatırım:

Bana, “sence Türkiye’nin en çok yatırım alan şehri hangisidir?” diye sorsalar. Mutlak cevabım Diyarbakır olur. Ne kadarı devlet bütçesinden ne kadar özel sektörden bilemem ama cevabım net. Öyle Melih Gökçek’in Ankarada’daki “Gökteşehir” binası gibi 5 katlı bina ile 28 katlı bina komşu değil. Mimarı on numara, caddeler ve sokaklar cetvelle çizilmiş gibi, genişliği 75 metre olan cadde var. Parklarla donatılmış şehir, tertemiz. Lokantalar dolu, ulu cami çeyrek dolu, sokaklarda dilenci neredeyse yok gibi.

Hülasa:

Riya kötüdür, kibir kötüdür, vefasızlık kötüdür. İyilik iyidir, vatanı sevmek iyidir, dostluğu koruyabilmek iyidir. Türkiye’ye iyilik yaraşır, iyilere selam olsun…

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Talat MÜFTÜOĞLU

    Spor siyasete alet edilmemelidir...! “Melikahmet Turanspor”u başarısından dolayı kutluyorum. Selam ve Saygılarımla...

  • Hilmi Yaşar Çebiç

    Yavuz baba, roman tadında yazmışsın bu yazı beni 60 yıl geçmişe götürdü. Bizlerde babam hava astsubayı olduğundan orta okulu Ali Emiri Orta okulunda okumuştum Devamında Türkiye, nin en başarılı liselerinden olan Ziya Gökalp Lisesine devam edip mezun oldum. 6 Fen B sınıfı 100 kişilik bir sınıftı derste sinek uçsa duyulurdu...O sınıfın tamamı en güzel üniversitelere yerleştler. Diyarbakır lı arkadaşlarım çok değerliydi, mert çocuklardı... Diyarbakır da yazın dut satılırdı satıcı da kara hübül diyerek satardı. Sokaklarda meyan şerbeti satılırdı. Diyarbakır karpuzunu anlatmaya gerek yok. Bir de Dicle kenarında güvercin gübresi takviyeli olarak üretilen kum kavunu meşhurdu. Kavun kesilirken parmaklarınız sanki zamk gibi yapışkan olan sıvıdan dolayı birbirine yapışırdı. . Evimiz Melik ahmet teydi. Bu güzel şehir gençlik yıllarımızı geçirdiğimiz güzel bir şehrimizdi. Çok güzel dostluklarımız olmuştu. Yavuz baba eline sağlık değerli kardeşim.

  • Alp Demir

    Diyarbakır'dan Amed'e dönen yol, İstanbul'dan Konstantinapolis'e dönen yol ile aynıdır. İzmir'den Smyrna'ya dönen yol ile aynıdır. Antalya'dan Attaleia'ya dönen yol ile aynıdır. Urfa'dan Edessa'ya dönen yol ile aynıdır. Bize söylediği şey hep aynıdır. Türklerin burada işi yok.!! Var mı yok mu göreceğiz. !!!

  • Hüseyin Söğütcü

    Yüreğine sağlık Değerli Dostum

  • Melek

    Yavuz Abi biliyorsunuz ben de yatılı okudum., gerçekten de yatılı okulda çok muhteşem dostluklar kuruluyor, din, dil, ırk hiçbir şekilde ayrım yapılmadan çok güzel dostluklar kuruluyor, sizin yazınızı okurken bende de geçmişim canlandı ve duygulandım, ne güzel çok yıllardı,, her birimiz temiz ve saf duygularla büyüdük orada, iyi ki diyorum

Bu Yazıyı Paylaş